Yaralı bir halkın yüzü: Saramago ve aydın olmak

Saldırıdan sonra İspanya'daki terör karşıtı yürüyüşlere 12 milyon kişi katılmıştı.

Saldırıdan sonra İspanya’daki terör karşıtı yürüyüşlere 12 milyon kişi katılmıştı.

On üç yıl önce 11 Mart 2004 tarihinde Madrid’de meydana gelen terör saldırılarında 191 kişi yaşamını yitirmişti. Bu trajediden bir yıl sonra dünyanın çeşitli ülkelerinden bir grup müzisyen kurbanların anısına No Os Olvidamos (unutmuyoruz) adında bir albüm hazırladı. Müzisyenler José Saramago’yu bir metin yazarak albüme katkı koymaya davet ettiler. Saramago, teklifi kabul etti ve aşağıda Türkçe çevirisini bulacağınız metni kaleme aldı.

Yaralı bir halkın yüzü (José Saramago)

İspanya’da, “dayanışma” her gün üç zamanda çekilen bir fiildir: şimdiki zaman, geçmiş ve gelecek. Geçmişteki dayanışmanın anımsanması bugün gereksinim duyulan dayanışmayı güçlendirir ve ikisi beraberce, tüm ihtişamı ile kendini gösterecek olan geleceğin dayanışmasının yolunu döşerler.

11 Mart sadece bir acı ve gözyaşı günü değil, aynı zamanda İspanya halkının dayanışma ruhunun, beni derinden etkilemiş olan bir asaletle ulviyete eriştiği bir gündür.

“Güzel” sadece bir estetik kategorisi değildir, bizler onu ahlaki eylemlerde de görebiliriz. Bir kaç kez tekrar ettiğim “Dünyanın herhangi bir yerinde, trajedi ile yaralanmış bir halkın yüzü böylesi bir güzelliğe ulaşmış demektir” şeklindeki sözlerimin sebebi de budur(*).

—–

Saramago, memleketi Portekiz için olduğu kadar yaşamının son dönemini yaşadığı İspanya için de çok önemli bir yazardır. Onun tüm metinlerinde insanın en kadim duygularına dair kuvvetli bir kavrayışın ve en kötü zamanlarda bile insanlığa duyulan güvenin izleri sürülebilir. Bu kısacık metin, bize yüce ruhlu bir aydının incecik vücudu ve yaşlı elleri ile insanlığın acısına merhem olma çabasını gösteriyor. Terör felaketinin travmasını yaşayan bir halk onun satırları ile kendine ve yarına olan inancını tazeliyor. Saramago’nun bu eylemi, aydın ne demektir, aydının içinde yaşadığı halka karşı sorumluluğu nelerdir gibi sorulara da net bir yanıt oluşturuyor. Ne mutlu Portekizlilere ve ne mutlu İspanyollara ki en acı zamanlarda onlara yoldaşlık edecek aydınlar, yazarlar yetiştirmişler.

Bizim ülkemiz de defalarca korkunç terör saldırılarına maruz kaldı. Ne müzisyenlerimiz bu felaketleri anacak bir organizasyon yaptılar, ne de “büyük” yazarlarımız dişe dokunur bir tepki verdiler. Aksine, gazetelerde köşe tutanlardan, şatafatlı ödüller alanlarına kadar pek çok şöhretli yazar, daha terörün adını koyabilme noktasına bile gelemediler. Kendisine “aydın” diyenler teröre yönelik tepkilerini failin kimliğine göre ortaya koydular. Ne yazık bize, yaşadığımız en acı felaketlerden sonra bile kitaplarını satın aldığımız, konferanslarına gittiğimiz, alkışladığımız yazarlarımızın ağzını bıçak açmıyor. Ne yazık Güvenpark’ta, Dolmabahçe’de, Dürümlü’de yaşamını yitiren insanlara, ne yazık on beş yaşında katledilen Eren’e.. Onlar için bırakın böyle anmalar yapılmasını, üç kelimelik bir Tivit bile atılmıyor.

(*) Metni, Türkçeye ben çevirdim. Çevirirken albümde yer alan İspanyolca çeviriyi değil, Saramago’nun kaleminden çıkan Portekizceyi baz aldım.


Deli Gaffar’ın Notları tamamen bağımsız bir kişisel blogtur. Hiçbir siyasi grup, medya kuruluşu ya da şirketin desteği olmadan yayın yapar.

Deli Gaffar’ı takip etmek için
Twitter : @DeliGaffar
Facebook  Gaffar Yakınca sayfası
Instagram :  deligaffar