Beyazlara Sövmenin Karşı Konulmaz Lezzeti!
Tem13

Beyazlara Sövmenin Karşı Konulmaz Lezzeti!

Türkiye’nin gelmiş geçmiş en kurnaz siyaset kulübü olarak gösterebileceğimiz AKP, on küsur yıldır aynı numarayı tekrar ediyor, bir “Beyaz Türk” karikatürünü döverek iktidarını sürdüyor. Bu karikatür kimi zaman boğazda viskisini yudumlayan biri oluyor, kimi zaman mazlum kızların başörtüsünü çekiştiren bir cumhuriyet teyzesi. Bazen İzmirli bir “Yalı çocuğu” oluyor bazen bir plaza çalışanı ya da bir emekli amca. Söylemlerse hep aynı...

Devamını Oku
Avrupa Patladı, Yerli Vakvakların Başı Sağolsun
Haz25

Avrupa Patladı, Yerli Vakvakların Başı Sağolsun

Cuma sabahı itibarı ile İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan Taksim istikametine gidiyorum. Af buyurun daha kargaların pisliklerini didiklemediği bir vakitte uyanıp radyo programı yapmaya gelmiş olan siyaset ve “ekönömi” yorumcuları kaygıdan pelte olmuş ses tonlarıyla ah vah ediyorlar. “Hayırdır yahu yoksa başkan babamıza bir şey mi oldu” diyerek heyecanla kulak kabarttım, yok mevzu o değilmiş, İngiltere’deki referandumda AB’den...

Devamını Oku
Neden Kemal Kılıçdaroğlu?
Haz10

Neden Kemal Kılıçdaroğlu?

Bu yazı Haziran ayında Kılıçdaroğlu bir şehit cenazesinde saldırıya uğradığında yazılmıştı. Bugün çok daha alçakça bir saldırı ile karşılaştı. Öyle sanıyorum ki bu saldırganların motivasyonları benzerdir. Kemal Kılıçdaroğlu’nun devletin en tepesindeki kişiler ve onlara bağlı havuz medyası tarafından hedef gösterildiği vakidir. Kendisine yönelik saldırı mutlaka siyasi bir saldırıdır, ama öyle sanıyorum ki bu nefretin siyasi olmaktan...

Devamını Oku
Mine Kırıkkanat, BirGün ve Sosyal Medya Terörü
May12

Mine Kırıkkanat, BirGün ve Sosyal Medya Terörü

Kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Birgün gelecek ve ben Mine Kırıkkanat’ı savunacağım. Yanlış anlaşılmasın, Kırıkkanat savunmayacağım bir kişi değil. Beni şaşırtan, sonunda onun bile böylesi bir haksızlığa uğraması, bu tip saldırılara hedef olması. Kırıkkanat, öyle her fikrine katıldığım biri değil, hatta görüşlerini genelde kendi iklimime uzak, yadırgı bulurum. Ancak hakkını teslim etmek lazım, Türkiye’yi bir yangın yerine çeviren...

Devamını Oku
Fatsa, Devrimci Yol, Özyönetim, PKK…
May05

Fatsa, Devrimci Yol, Özyönetim, PKK…

Dün 4 Mayıs’tı, Fatsa’nın efsanevi belediye başkanı Terzi Fikri (Sönmez)’in ölüm yıldönümü. Terzi Fikri’yi ölümsüz kılan onun Türkiye tarihinin en özgün demokrasi deneyimlerinden birinin doğal lideri olmasıydı. Gerçekten de Fatsa bugün bile devrim fikrini taşıyabildiğimiz en yüksek zirvelerden birini, belki de birincisini temsil ediyor. Yakın zamanda PKK’nin başlattığı ve HDP/DBP tarafından sahiplenilen özyönetim ilanlarıyla Fatsa...

Devamını Oku
TTB Seçimleri: Doktorlar İçin Kurtuluş Mümkün mü?
Nis22

TTB Seçimleri: Doktorlar İçin Kurtuluş Mümkün mü?

AKP, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en popülist iktidarıdır desek, sanıyorum pek de abartmış olmayız. Popülist derken bizdeki “halkçı” kavramını değil, daha çok halk istismarcılığını ve dalkavukluğunu kast ediyorum. Gerçekten de AKP iktidarının kurulmasında en alttaki toplum kesimlerinin acil ihtiyaçlarının istismarı önemli bir yere sahip oldu. Yıllarca en temel gereksinimleri bile karşılanmayan, devletin hiç bir hizmetinden doğru düzgün...

Devamını Oku
Yeldeğirmeni’nde Bir Biberon – 3
Nis16

Yeldeğirmeni’nde Bir Biberon – 3

Kısırkaya’da katledilen köpek kardeşlerimin anısına saygıyla..(*) Çağımız bir karmaşalar çağı, kafası ve duyguları karışık, pusulası ayar tutmayan nesillerin dönemi. Bu deli kulunuzun kuşağı da bu nesillerden biri, belki de birincisidir. İlk gençlik yıllarımız diyebileceğim Yeldeğirmeni günlerimizde olguları, kavramları ve en önemlisi değerleri karman çorman olan  dolayısıyla hareketlerinin yönü de kestirilemeyen bir grup genç...

Devamını Oku
Yeldeğirmeni’nde Bir Biberon – 2
Nis03

Yeldeğirmeni’nde Bir Biberon – 2

Erol Demir ağabeyimin annesine. Mekanı cennet, devri daim olsun.(*) Her kuşak kendi zevkleri, kendi tercihleri ve kendi değerleriyle var olur. Önce bunların kavgasını verir, yaratır, sonra tepe tepe kullanır ve genellikle hayli yıpranmış, hatta köhnemiş bir halde kendimizden sonrakilere devrederiz. Onlar da içlerinden işlerine gelenleri alıp daha da işlerine gelecek hale getirirler, yeni kuşağın beğenmedikleri içinse zamanın çöp...

Devamını Oku
Hakkımızda Hayırlı Bir “Ensar”
Mar31

Hakkımızda Hayırlı Bir “Ensar”

“Bizim vakıflarımızda bilim ve sevgi var, onların vakıflarında ise istismar.” Böyle yazmış bir arkadaş mesajında. Yan yana iki fotoğraf, birinde Aziz Nesin, kendi kurduğu vakıfta yaşayan çocuklarla beraber gülümsüyor, diğerinde el kadar bebelere kabe maketiyle “hacı olma” oyunu oynatıyorlar. Resimler ve onların anlamı, yazıldığı haliyle doğrudur. Bu mesajda doğru olmayan nokta “bizim vakıflarımız” ifadesidir. Hatta doğru olmayan...

Devamını Oku
Yeldeğirmeni’nde Bir Biberon – 1
Mar26

Yeldeğirmeni’nde Bir Biberon – 1

Öğrencilik yıllarımda bir süre Kadıköy Yeldeğirmeni’nde, ismi gibi uzun bir sokak olan Uzun Hafız Sokak’ta oturdum. Eren apartmanı dördüncü katta. Bitişik nizam sıralı Yeldeğirmeni apartmanlarının arkalarında bahçeleri vardır. İki, bazen üç sokağın bahçeleri yapıların arkasında birleştiği için her adanın orta kısmı duvarların ardına gizlenmiş kocaman yemyeşil bir koru gibidir. Eski evlerin alçacık camlı kocaman salonları sokak...

Devamını Oku
Bodrum’da Atos’la Beraber…
Mar20

Bodrum’da Atos’la Beraber…

Cumartesi gecelerinin geleneği haline gelen Yar Kapısında Uyumak öyküsünün yeni bölümü bu gece yok. Dostlarım, kardeşlerim beni affetsinler. Geçen hafta Ankara’da patlayan bombadan kıl payı kurtuldum, ama buna sevinmeli mi üzülmeli mi bilmiyorum. Çok fazla masum insan ölüyor, gençler, kocamış teyzeler amcalar, çocuklar, henüz anne karnında bebeler, parktaki köpekler öldü Ankara’da patlayan bombayla. Bugünse el kadar...

Devamını Oku
Yar Kapısında Uyumak – 9
Mar12

Yar Kapısında Uyumak – 9

Belki de dünyadaki en mutlu kişi, bir sevginin hatırasını ömür boyu kalbinde taşıyabilendir. Çünkü ölümler, yokluklar, hayal kırıklıkları, hatta büyük felaketler bile değil, asıl unutmaktır bizi yıkan. Bunun için kalbimizin yükselip de bize birazcık tanrılık bahşettiği o muhteşem zamanları anımsamak, bir miktar kırılmayla, çarpıtmayla bile olsa kendimizi aştığımız o anlara dönmek, adeta varlığımızın yeniden onaylanması gibidir....

Devamını Oku
Yar Kapısında Uyumak – 8
Mar05

Yar Kapısında Uyumak – 8

Afşin’le Dilek’in ilişkisi insanların hala birbirine mektup yazdığı son döneme yetişti. Yaklaşık altı ay boyunca Viyana İstanbul arasında her hafta cüssesinden çok daha yüklü duygular taşıyan bir iki zarf gidip geliyor, aynı dili konuştuklarını düşünen bu iki insan giderek kabaran bir iştahla birbirlerini tanıyorlardı. Karşısındakiyle aynı dili konuştuğunu sanmak, insanın en basit, en sıradan, aynı zamanda en vahim hatalarından...

Devamını Oku
Ankara Bombası ve HDP’ci Arkadaşlarımıza Bazı Sorular
Şub22

Ankara Bombası ve HDP’ci Arkadaşlarımıza Bazı Sorular

İki gündür soruyoruz, HDP’li arkadaşlarımız, onların yanında yürüyen ve kendine “sosyalist, devrimci, komünist” gibi sıfatlar takanlar Ankara bombacısı hakkında ne düşünüyorlar? Çok basit, çok sıradan bir soru soruyoruz, sadece fikirlerini öğrenmek istiyoruz. Arkadaşlarımızdan çıt yok! Olayın ilk anından itibaren bülbüller gibi şakıyan, komplo tezgahlarında kül bırakmayan kardeşlerimiz şimdi sus pus oldular. Maşallah her konuda...

Devamını Oku
Yar Kapısında Uyumak – 7
Şub20

Yar Kapısında Uyumak – 7

Afşin, İran’da giriştiği işleri tasfiye edip dededen kalma son bir iki mülkü de alacaklılara devrettikten sonra, artık geriye kalan tüm varlığı bir valize sığabilecek boyuta inmişti. İçinde bir kaç parça giysi, kişisel malzemeler, dedesinden kalma bir tespih ve okunmaktan eprimiş bir şiir kitabından başka birşey olmayan o valizi alıp Türkiye’nin yolunu tuttu. Tıpkı yirmi yıl önce babası ve annesinin yaptığı gibi, önce Erzurum’a geldi....

Devamını Oku
Yar Kapısında Uyumak – 6
Şub13

Yar Kapısında Uyumak – 6

Komşum bayan Gunilla’yla sürpriz arkadaşım Afşin’in yolları şimdi yaşadığımız bu küçük kuzey kentinden çok uzaklarda bir yerde, tüm zamanların en havalı şehirlerinden biri olan Viyana’da kesişmişti. Gunilla, Afşin’i bulduğunda, adamımız henüz doğal yaşamcı yeni Viyana sosyetesi tarafından ele geçirilmemiş olan Karmeliermarkt’taki ucuz kahvelerden birinde oturmuş önündeki pizzayı kemirerek karnını doyurmaya çalışıyordu. Bulduğunda...

Devamını Oku
Ataması Yapılan Öğretmene Mektup
Şub10

Ataması Yapılan Öğretmene Mektup

Öğretmen atama sonuçları belli oldu. Hala atama bekleyenlere şans ve sabır diliyorum. Ataması yapılan öğretmen arkadaşlarımı ise tebrik ediyorum. Çok önemli bir iş yapacaklar, memleketin en ücra köşelerine kadar gidip kendileri gibi pırıl pırıl gençler yetiştirecekler. Öğretmen çocuğuyum, öğretmenlik mesleğinin kutsallığına hala inananlardanım. Mesleğiniz bugün her zamankinden daha önemlidir. Bu ülkenin çocukları İslamcı iktidarın...

Devamını Oku
Yar Kapısında Uyumak – 5
Şub06

Yar Kapısında Uyumak – 5

Babası Olle’den kalan son fotoğrafa bakılırsa, komşum bayan Gunilla kalemle çizilmiş denli güzel burnunu bu soluk benizli uzun yüzlü adamdan almıştı. Büyük olasılıkla seksenli yılların başında çekilmiş olan bu fotoğrafta Olle, kareli yeşil bir örtünün serildiği masaya dirseklerini dayamış sigara içiyor. Masadaki iki şişe Zeunert birasına bakılacak olursa, fotoğrafı o sırada yanında olan gemici arkadaşlarından biri çekmiş. Gunilla, o...

Devamını Oku
Batum, Pamuk, Kıvanç, Eygi… Sana Az Bile Kardeşim
Şub02

Batum, Pamuk, Kıvanç, Eygi… Sana Az Bile Kardeşim

Başımıza gelen en kötü şeyin AKP olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. En kötüsü, AKP sayesinde adam yerine konulan, sırf AKP’ye muhalif diye el üstünde tutulan şu türedi muhalif takımıdır. Rüstem Batum’un sözleri aynen şöyle : Karıları bikini giyebilsin diye milyonlarca insanı sokağa döken ulusalcı beyaz Türkler katledilen 300 Kürt için çıt çıkarmıyorlar. Ondan önce de şunları söylemiş : Anadolu’da aile içi binlerce tecavüz...

Devamını Oku
İslamcı Türkiye’nin Solcu Mimarları (*)
Oca21

İslamcı Türkiye’nin Solcu Mimarları (*)

Seviyesiz küfürbaz Karakaya’nın cenazesi İslamcı Türkiye’nin ulaştığı zirvenin net bir fotoğrafıydı. Minibüs şoförü düzeyinde bir üslup, alabildiğine cinsiyetçi bir dil, bırakın gazetecilik etiğini en temel insani sorumluluklardan bile nasibini almamış bir hal ve gidiş… Her yanından irin, her yanından haysiyetsizlik akıyor, neresine dokunsanız elinize necaset bulaşıyor. Ancak arkasından ağlayanları pek çok, gözyaşları, övgüler sel...

Devamını Oku