Sezgin Tanrıkulu ve CHP’nin felaketine giden yol
Eyl22

Sezgin Tanrıkulu ve CHP’nin felaketine giden yol

CHP büyük ve köklü bir partidir. Atatürk tarafından cumhuriyetin kurucu ideolojisi üzerine inşa edilmiştir, bugünse Türkiye’nin ikinci partisi, islamcı iktidara karşı cumhuriyet ve laiklikten yana milyonlarca insanın oyunu birleştirdiği limandır. Her dört seçmenden birinin oyunu almaktadır, ancak açık bir biçimde başarısızdır. Başarısızdır çünkü 14 yıldır yolsuzlukları, skandalları ayyuka çıkmış bir iktidar karşısında hala...

Devamını Oku
Tarık Akan gibi ölmek
Eyl16

Tarık Akan gibi ölmek

Tarık Akan’ı kaybettik. Dünya denilen handa konup da göçmeyen hiç bir insan evladı olmamış. Burada kalıp sırasını bekleyen bizler, gidenleri umumiyetle iyi yanlarını düşünerek anmaya eğilimliyizdir. Fenalıkları iyiliklerinden çok olsa bile, insani bir çabayla onları silmeyi, iyi olanları anımsayı tercih ederiz. Tarık Akan gibileriyse bize zaten anımsanacak bol bol iyilik, güzellik bırakırlar. Şimdi onun insanlığına dair pek çok güzel...

Devamını Oku
Türkiye ABD’yi Ne Yapacak?
Eyl13

Türkiye ABD’yi Ne Yapacak?

Dikkat ederseniz soruyu “ABD Türkiye’yi ne yapacak” diye sormuyorum. Çünkü ABD yaklaşık yetmiş yıldır Türkiye’ye canı ne isterse onu yapıyor. Şüphesiz Türkiye’nin ABD yörüngesinden uzaklaştığı kimi zamanlar da oldu, ancak Türkiye dış politikasını (hatta bazen iç politikasını bile) asıl itibarı ile ABD ile olan ilişkiler belirledi. Bize yetmiş yıldır tekrarlanan yalan Türkiye-ABD ilişkilerinin karşılıklı dostluk ve menfaate...

Devamını Oku
Fidel Castro’yu Taşımak
Ağu13

Fidel Castro’yu Taşımak

Çok bilinir, çok söylenir: aslolan 1 Mayıs’ta ne yaptığınız değil, 2 Mayıs’a ne devrettiğinizdir. Memleketimizde yüzbinlerin alanlara sığmadığı 1 Mayıslar da olmuştur, üç beş yüz kişinin namusu kurtarmak adına yürüdükleri de. Pikniğe gider gibi barış içinde kutladıklarımız da olmuştur, direne direne alanlara ulaştığımız, geride kardeşlerimizin cansız bedenlerini bıraktıklarımız da. Ama her ne yaşarsak yaşayalım, elimizde kalan ertesi...

Devamını Oku
Yüzü Dünya’da Yiğit Yüzlerinin En Güzeli
Tem18

Yüzü Dünya’da Yiğit Yüzlerinin En Güzeli

Süleymaniye, mimarimizin başyapıtlarından biridir. Alelade bir ibadethane olmanın ötesinde, İstanbul’u mesken tutmuş iki büyük uygarlıktan birinin en parlak zamanına ait evrensel bir mühür gibidir. Sinan’ın büyük eseri, nasıl bu topraklardaki mimari geleneğin bir zirvesi ise, onun için yazılmış olan Süleymaniye’de Bayram Sabahı şiiri de klasik şiirimizin bir zirvesidir. Yahya Kemal, bu şiirde anıtsal yapıyı bütün bir ulusun, geçmişin...

Devamını Oku
Beyazlara Sövmenin Karşı Konulmaz Lezzeti!
Tem13

Beyazlara Sövmenin Karşı Konulmaz Lezzeti!

Türkiye’nin gelmiş geçmiş en kurnaz siyaset kulübü olarak gösterebileceğimiz AKP, on küsur yıldır aynı numarayı tekrar ediyor, bir “Beyaz Türk” karikatürünü döverek iktidarını sürdüyor. Bu karikatür kimi zaman boğazda viskisini yudumlayan biri oluyor, kimi zaman mazlum kızların başörtüsünü çekiştiren bir cumhuriyet teyzesi. Bazen İzmirli bir “Yalı çocuğu” oluyor bazen bir plaza çalışanı ya da bir emekli amca. Söylemlerse hep aynı...

Devamını Oku
Avrupa Patladı, Yerli Vakvakların Başı Sağolsun
Haz25

Avrupa Patladı, Yerli Vakvakların Başı Sağolsun

Cuma sabahı itibarı ile İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan Taksim istikametine gidiyorum. Af buyurun daha kargaların pisliklerini didiklemediği bir vakitte uyanıp radyo programı yapmaya gelmiş olan siyaset ve “ekönömi” yorumcuları kaygıdan pelte olmuş ses tonlarıyla ah vah ediyorlar. “Hayırdır yahu yoksa başkan babamıza bir şey mi oldu” diyerek heyecanla kulak kabarttım, yok mevzu o değilmiş, İngiltere’deki referandumda AB’den...

Devamını Oku
Neden Kemal Kılıçdaroğlu?
Haz10

Neden Kemal Kılıçdaroğlu?

Bu yazı Haziran ayında Kılıçdaroğlu bir şehit cenazesinde saldırıya uğradığında yazılmıştı. Bugün çok daha alçakça bir saldırı ile karşılaştı. Öyle sanıyorum ki bu saldırganların motivasyonları benzerdir. Kemal Kılıçdaroğlu’nun devletin en tepesindeki kişiler ve onlara bağlı havuz medyası tarafından hedef gösterildiği vakidir. Kendisine yönelik saldırı mutlaka siyasi bir saldırıdır, ama öyle sanıyorum ki bu nefretin siyasi olmaktan...

Devamını Oku
Mine Kırıkkanat, BirGün ve Sosyal Medya Terörü
May12

Mine Kırıkkanat, BirGün ve Sosyal Medya Terörü

Kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Birgün gelecek ve ben Mine Kırıkkanat’ı savunacağım. Yanlış anlaşılmasın, Kırıkkanat savunmayacağım bir kişi değil. Beni şaşırtan, sonunda onun bile böylesi bir haksızlığa uğraması, bu tip saldırılara hedef olması. Kırıkkanat, öyle her fikrine katıldığım biri değil, hatta görüşlerini genelde kendi iklimime uzak, yadırgı bulurum. Ancak hakkını teslim etmek lazım, Türkiye’yi bir yangın yerine çeviren...

Devamını Oku
Fatsa, Devrimci Yol, Özyönetim, PKK…
May05

Fatsa, Devrimci Yol, Özyönetim, PKK…

Dün 4 Mayıs’tı, Fatsa’nın efsanevi belediye başkanı Terzi Fikri (Sönmez)’in ölüm yıldönümü. Terzi Fikri’yi ölümsüz kılan onun Türkiye tarihinin en özgün demokrasi deneyimlerinden birinin doğal lideri olmasıydı. Gerçekten de Fatsa bugün bile devrim fikrini taşıyabildiğimiz en yüksek zirvelerden birini, belki de birincisini temsil ediyor. Yakın zamanda PKK’nin başlattığı ve HDP/DBP tarafından sahiplenilen özyönetim ilanlarıyla Fatsa...

Devamını Oku
TTB Seçimleri: Doktorlar İçin Kurtuluş Mümkün mü?
Nis22

TTB Seçimleri: Doktorlar İçin Kurtuluş Mümkün mü?

AKP, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en popülist iktidarıdır desek, sanıyorum pek de abartmış olmayız. Popülist derken bizdeki “halkçı” kavramını değil, daha çok halk istismarcılığını ve dalkavukluğunu kast ediyorum. Gerçekten de AKP iktidarının kurulmasında en alttaki toplum kesimlerinin acil ihtiyaçlarının istismarı önemli bir yere sahip oldu. Yıllarca en temel gereksinimleri bile karşılanmayan, devletin hiç bir hizmetinden doğru düzgün...

Devamını Oku
Yeldeğirmeni’nde Bir Biberon – 3
Nis16

Yeldeğirmeni’nde Bir Biberon – 3

Kısırkaya’da katledilen köpek kardeşlerimin anısına saygıyla..(*) Çağımız bir karmaşalar çağı, kafası ve duyguları karışık, pusulası ayar tutmayan nesillerin dönemi. Bu deli kulunuzun kuşağı da bu nesillerden biri, belki de birincisidir. İlk gençlik yıllarımız diyebileceğim Yeldeğirmeni günlerimizde olguları, kavramları ve en önemlisi değerleri karman çorman olan  dolayısıyla hareketlerinin yönü de kestirilemeyen bir grup genç...

Devamını Oku
Yeldeğirmeni’nde Bir Biberon – 2
Nis03

Yeldeğirmeni’nde Bir Biberon – 2

Erol Demir ağabeyimin annesine. Mekanı cennet, devri daim olsun.(*) Her kuşak kendi zevkleri, kendi tercihleri ve kendi değerleriyle var olur. Önce bunların kavgasını verir, yaratır, sonra tepe tepe kullanır ve genellikle hayli yıpranmış, hatta köhnemiş bir halde kendimizden sonrakilere devrederiz. Onlar da içlerinden işlerine gelenleri alıp daha da işlerine gelecek hale getirirler, yeni kuşağın beğenmedikleri içinse zamanın çöp...

Devamını Oku
Hakkımızda Hayırlı Bir “Ensar”
Mar31

Hakkımızda Hayırlı Bir “Ensar”

“Bizim vakıflarımızda bilim ve sevgi var, onların vakıflarında ise istismar.” Böyle yazmış bir arkadaş mesajında. Yan yana iki fotoğraf, birinde Aziz Nesin, kendi kurduğu vakıfta yaşayan çocuklarla beraber gülümsüyor, diğerinde el kadar bebelere kabe maketiyle “hacı olma” oyunu oynatıyorlar. Resimler ve onların anlamı, yazıldığı haliyle doğrudur. Bu mesajda doğru olmayan nokta “bizim vakıflarımız” ifadesidir. Hatta doğru olmayan...

Devamını Oku
Yeldeğirmeni’nde Bir Biberon – 1
Mar26

Yeldeğirmeni’nde Bir Biberon – 1

Öğrencilik yıllarımda bir süre Kadıköy Yeldeğirmeni’nde, ismi gibi uzun bir sokak olan Uzun Hafız Sokak’ta oturdum. Eren apartmanı dördüncü katta. Bitişik nizam sıralı Yeldeğirmeni apartmanlarının arkalarında bahçeleri vardır. İki, bazen üç sokağın bahçeleri yapıların arkasında birleştiği için her adanın orta kısmı duvarların ardına gizlenmiş kocaman yemyeşil bir koru gibidir. Eski evlerin alçacık camlı kocaman salonları sokak...

Devamını Oku
Bodrum’da Atos’la Beraber…
Mar20

Bodrum’da Atos’la Beraber…

Cumartesi gecelerinin geleneği haline gelen Yar Kapısında Uyumak öyküsünün yeni bölümü bu gece yok. Dostlarım, kardeşlerim beni affetsinler. Geçen hafta Ankara’da patlayan bombadan kıl payı kurtuldum, ama buna sevinmeli mi üzülmeli mi bilmiyorum. Çok fazla masum insan ölüyor, gençler, kocamış teyzeler amcalar, çocuklar, henüz anne karnında bebeler, parktaki köpekler öldü Ankara’da patlayan bombayla. Bugünse el kadar...

Devamını Oku
Yar Kapısında Uyumak – 9
Mar12

Yar Kapısında Uyumak – 9

Belki de dünyadaki en mutlu kişi, bir sevginin hatırasını ömür boyu kalbinde taşıyabilendir. Çünkü ölümler, yokluklar, hayal kırıklıkları, hatta büyük felaketler bile değil, asıl unutmaktır bizi yıkan. Bunun için kalbimizin yükselip de bize birazcık tanrılık bahşettiği o muhteşem zamanları anımsamak, bir miktar kırılmayla, çarpıtmayla bile olsa kendimizi aştığımız o anlara dönmek, adeta varlığımızın yeniden onaylanması gibidir....

Devamını Oku
Yar Kapısında Uyumak – 8
Mar05

Yar Kapısında Uyumak – 8

Afşin’le Dilek’in ilişkisi insanların hala birbirine mektup yazdığı son döneme yetişti. Yaklaşık altı ay boyunca Viyana İstanbul arasında her hafta cüssesinden çok daha yüklü duygular taşıyan bir iki zarf gidip geliyor, aynı dili konuştuklarını düşünen bu iki insan giderek kabaran bir iştahla birbirlerini tanıyorlardı. Karşısındakiyle aynı dili konuştuğunu sanmak, insanın en basit, en sıradan, aynı zamanda en vahim hatalarından...

Devamını Oku
Ankara Bombası ve HDP’ci Arkadaşlarımıza Bazı Sorular
Şub22

Ankara Bombası ve HDP’ci Arkadaşlarımıza Bazı Sorular

İki gündür soruyoruz, HDP’li arkadaşlarımız, onların yanında yürüyen ve kendine “sosyalist, devrimci, komünist” gibi sıfatlar takanlar Ankara bombacısı hakkında ne düşünüyorlar? Çok basit, çok sıradan bir soru soruyoruz, sadece fikirlerini öğrenmek istiyoruz. Arkadaşlarımızdan çıt yok! Olayın ilk anından itibaren bülbüller gibi şakıyan, komplo tezgahlarında kül bırakmayan kardeşlerimiz şimdi sus pus oldular. Maşallah her konuda...

Devamını Oku
Yar Kapısında Uyumak – 7
Şub20

Yar Kapısında Uyumak – 7

Afşin, İran’da giriştiği işleri tasfiye edip dededen kalma son bir iki mülkü de alacaklılara devrettikten sonra, artık geriye kalan tüm varlığı bir valize sığabilecek boyuta inmişti. İçinde bir kaç parça giysi, kişisel malzemeler, dedesinden kalma bir tespih ve okunmaktan eprimiş bir şiir kitabından başka birşey olmayan o valizi alıp Türkiye’nin yolunu tuttu. Tıpkı yirmi yıl önce babası ve annesinin yaptığı gibi, önce Erzurum’a geldi....

Devamını Oku