Hamburg, Kerhaneler, Çiş ve Nordlicht
Nis11

Hamburg, Kerhaneler, Çiş ve Nordlicht

Hamburg, Hamburg… Hamburg bir miktar İstanbul’u andırır. Elbe nehrinin Kuzey Denizi’ne kavuştuğu yerde kurulmuş bir liman kentidir. Nehir denize varmadan önce beş on kilometrelik bir alanda iyice genişler, bizim Boğaz’a benzer bir nevi geniş havuzda denizle önceden karışır. Bunun için Hamburg’un iki yakası vardır. Klasik olarak kuzey/güney yakaları denmez de Elbe’nin sağ ve sol yakası diye söylenir. Sağ taraf (yani kuzey tarafı) her...

Devamını Oku
Ah Menekşe, Ah Kalbimiz !
Nis10

Ah Menekşe, Ah Kalbimiz !

Gurbetliğin, yolculuğun en pis tarafı bu galiba. Herşeyi geriden takip ediyorsun, tüm haberler geç geliyor, en tez gelen haber bile, ölüm bile. Çok kötü bir havadis aldığımda, sol bacağım tamamen uyuşuyor, yüzüm karıncalanıyor, sanki tüm beynim bir su olup gözlerime doluyor. Sulugözlü biriyim, çabuk ağlarım. Ama biliyorsunuz, en kötü haberler ağlayamadığınız haberlerdir. Şimdi Menekşe’nin en sevdiği ülkelerden, en sevdiği şehirlerden,...

Devamını Oku
Karaburun’da Bir Direk
Kas17

Karaburun’da Bir Direk

İnternetten takip ettiğim eğlenceli bir arkadaşım var, Ozan. Karaburun diye bir yere yerleşmiş, Feysbuk’tan günlükler yazmaya başladı. Anlattığına göre küçük mü küçük, sıkıcı mı sıkıcı bir tatil beldesi, hele de yaz bitmişse. Her gün aynı ücra kasabanın aynı sıkıntısı tekrar ediyor. “Bildiğin taşra” diyeceğim ama anlatılan taşradan daha beter, çünkü üstüne bir de sanki dünyanın sonunda bir yeri anlatıyormuş gibi anlatıyor. Sonra da...

Devamını Oku
Faşizme Karşı Yoğurt Kovası !
Kas14

Faşizme Karşı Yoğurt Kovası !

Yemeli içmeli layf-stayllı yazılar da yazacağım artık. Biraz aklım noksan diye geri mi kalayım, millet yediği suşiden devrim teorisi çıkarıyor, çok kurcalarsam ben de bir şeyler bulurum herhalde. 2008 yılıydı zannederim, İsveç’te küçük bir süt ürünleri firmasında çalışan bir arkadaşım var, adı Per, “lan karakafa” dedi “Türk yoğurdu çıkarıyor bizim firma bir test eder misin?” Arkadaş hatırı için “surströmming” bile yemişiz,...

Devamını Oku
Ciguli’den Aldığım Dersler
Kas02

Ciguli’den Aldığım Dersler

Şöhretin kişilik üzerinde umumiyetle deforme edici bir etkisi vardır. Bunun için ünlü insanlar bizlere pek benzemezler. Her biri kendini galaksideki bir yıldız sisteminin güneşi gibi hisseder. Dünya, gezegen, uydu, meteor allah ne verdiyse bunların çevresinde dönmektedir. Yedikleri içtikleri, giyimleri kuşamları, ilişkileri her birşeyleri bizim gibi insanlardan farklıdır. Şöhret olma halinin doğal bir sonucudur bu. Magazin...

Devamını Oku
Bana Bir Suşi Verin Ulusal Sorunu Bile Çözeyim !
Eyl12

Bana Bir Suşi Verin Ulusal Sorunu Bile Çözeyim !

Moskva’nın iyi yanlarından biri de suşinin bol ve ucuz olmasıdır. Yani tabi kimse Moskva’ya sırf suşi var diye taşınmaz ama, suşi yiyeceğim diye tenzilat kuponu peşinde helak olan bir beyaz yakalıysanız Moskva acılarınızı biraz dindirebilir. :) Her Türk bir gün suşiyi tadacaktır…  Kürtler kaytarmayın, siz de ! Benim uzakdoğu mutfağıyla imtihanım İstanbul’un en beyaz semtlerinden birinde, Moda’da başlamıştı. O zamanlar Moda’da bir Çin...

Devamını Oku
Dördüncü Aday
Ağu18

Dördüncü Aday

Malatya delilerinin son pirlerinden sayabileceğimiz rahmetli abimiz Şorikli Yaşar’ın önemli bir özelliği de Spor Toto oynamasıydı. Oynaması dediysem, kendi oynamazdı da oynayana bir tür danışmanlık ederdi. Toto’nun 13+1 hedefiyle oynandığı zamanlar, evsahibi 1, misafir 2, beraberlik 0 yazıyorsun. Malatya’da delilerin uğurlu olduğuna inanılır, Şorikli Yaşar abi de üzerinize afiyet bizim aramızda en suya sıçma delimizdir desem abartmış...

Devamını Oku
Jiyan’dan Sızan Nefret ve Komşum Süleyman Seba
Ağu16

Jiyan’dan Sızan Nefret ve Komşum Süleyman Seba

Memlekete geri dönme işini çok zorladığım dönemlerden birinde iki yıl kadar Maçka’daki Vişnezade Mahallesinde oturdum. O zamanlar Süleyman Seba Caddesinin adı Spor Caddesiydi, benim oturduğum Çekirdek Sokakla Dibekçi Sokağın kesiştiği köşede yarı seyyar bir manav vardı, derme çatma bir kulübe gibi düzenlenmiş bir tür gecekondu dükkancık. Manavın sahibi teyze komşumdu, konuşmalarımızdan anladığım kadarıyla çok uzun zamandır orada...

Devamını Oku
Bize Ölümleri, Bize Sürgünleri Reva Gören Bu Ülkeyi Ne Yapalım?
Ağu04

Bize Ölümleri, Bize Sürgünleri Reva Gören Bu Ülkeyi Ne Yapalım?

Gezi’den sonra çok azalmış olsa da hala kapağı yurtdışına atmaktan yana olan insanlar var. Bunlar gençlerden ziyade otuz-kırk yaş grubu iyi eğitimli beyaz türkler. Niteliklerimin karşılığında hak ettiğim değeri bulamıyorum, üstelik belki kısa bir süre sonra Türkiye bir şeriat ülkesine dönüşecek diyorlar. Haksız da sayılmazlar. Ancak ne zaman bana danışsalar onlara gurbet, sıla ya da yurt gibi kavramların basit şarkı sözleri...

Devamını Oku
Umudun Mavi Troleybüsü Moskva’ya Dönerken…
Tem12

Umudun Mavi Troleybüsü Moskva’ya Dönerken…

Bugün Ali İsmail’in ölüm yıldönümü. O uğursuz haberi aldığım anı, sabaha kadar parke taşlarına bakıp öylece durduğum geceyi hiç unutmayacağım. Şimdi de unutmuyorum, tam birinci yılında, yeniden Arbat’ın sokaklarında yürürken… Kafamda sadece Ali İsmail mi var? Bir o değil ki.. İsrail Gazze’ye bombalar yağdırıyormuş, yer sofrasında bir kaşık pilav yiyemeden parçalanan bedenlerin, zavallı küçük çocukların resimleri geliyor, Sderot’ta...

Devamını Oku
Ben Tiyatronun Zeki Çevik ve Kuklalısını Severim !
Mar25

Ben Tiyatronun Zeki Çevik ve Kuklalısını Severim !

Sanatsever bir deliyim ama tiyatrodan hiç anlamam, uzun süre kapalı yerde durup tek bir şeye odaklanamadığım için de izleyemem. Kısa oyunları denediğim de oldu ama başka bir sorun çıktı bu sefer de : teatral davranış diye bir şey var sanırım, oyuncuysanız ne yaparsanız yapın patetik olmak zorundasınız. O insanın gözüne gözüne sokulan el kol hareketleri, isterik koşturmacalar, sıradan bir merhabayı bile kükrer gibi söyleyen insanlar.....

Devamını Oku
Reklamcıya Şaplak At Ama Hakkını Yeme !
Şub12

Reklamcıya Şaplak At Ama Hakkını Yeme !

Efendim İsveç deyine akla hemen demokrasi, özgürlük, çevrecilik, doğal yaşam falan gelir ya, o iş pek öyle bildiğiniz gibi değil. İsveç’in en büyük lokanta zinciri hamburgerci Mak Donalt’tır. Tee 1973 senesinde İsveç’e gelmiştir ve bugün 220 mağazası vardır. Mak Donalt’ın kendisine sorsanız tabi, efendim iyi koşullarda yetiştirilen sığırların etini kullanıyoruz, karbon salınımımız şu kadar az, malzememizin bu kadarı geri dönüşümlü...

Devamını Oku
Barcelona’da İngiliz Gibi Sıçabilir Misin Sevgilim ?
Şub04

Barcelona’da İngiliz Gibi Sıçabilir Misin Sevgilim ?

İçinizde İngiliz var mı bilmiyorum, varsa evvela sözüm meclisten dışarı diyeyim. Bu Barcelona benim hassaten sevmediğim bir şehir. Sevdiğim yerleri var tabii, uzun uzun kalınca mecburen kendimize sığınacak fukara delikleri buluyoruz, ama umumiyetle “allah mecbur etmedikçe kapısına varmam” diyeyim. Ben böyle diyorum da seveni çok maşallah! Dünyanın her yerinden turist geliyor akın akın. Gaudi’yi görecekler, Picasso, Dali, Miro, yok...

Devamını Oku
Osuruğumuzla Bitireceğiz Sizi, Yaşasın İneklerin Mücadelesi !
Oca28

Osuruğumuzla Bitireceğiz Sizi, Yaşasın İneklerin Mücadelesi !

Şu dünya üzerinde inek kadar güzel bir hayvan az bulunur. Hele bunların çok iri olanları oluyor ya montofon, holştayn falan, benekli de oluyorlar, onlar tam yürüyen sanat eseri gibi. Sanat eseri derken üfürmüyorum ha, dünyanın her yerinde artık bir inek heykeli modası var. Hangi şehre gitseniz mutlaka bu kardeşlerden üç beş tane görürsünüz. Hatta bir ara gezici bir sergi vardı, inek sergisi, her yere gitmişlerdi. Şimdi bu inek denen...

Devamını Oku
İsveç’te Noel Baba Olmak
Oca02

İsveç’te Noel Baba Olmak

Bizim akıl fukarası dinciler Beyazıt’ta Noel Baba maketini linç ederken Dünyanın hemen her yerinde Noel Baba’nın gerçek ve ciddi mesaisi başlamıştı bile. Bildiğiniz gibi Noel Baba yılda bir kez ve çok önemli bir iş için ortaya çıkar. Noel gecesi evleri ziyaret ederek çocuklara hediyeler getirir. Kendisi geyiklerin çektiği kızağı ile seyahat eder ve evlere genellikle bacadan girer. Kimselere görünmeden hediyelerini Noel çamının altına...

Devamını Oku
Arbat’ın Arka Sokaklarında – Moskova
Ara10

Arbat’ın Arka Sokaklarında – Moskova

Arbat Caddesi (Ulitsa Arbat), Moskova’nın merkezinde, Kremlin’e aşağı yukarı bir km mesafede bir cadde. 1980’lerin başında, Sovyetler Birliği’nde araç trafiğine kapatılan ilk caddeymiş. Bir de buna komşu, Yeni Arbat Caddesi var, ikisini karıştırmamak lazım. Yeni Arbat otoyol kadar geniş ve işlek bir bulvar. Arbat ise kafelerle çevrili, her türden sokak sanatçısının boy gösterdiği bir kültür caddesi gibi. Tarihsel olarak önemli bir...

Devamını Oku