Lizbon ve bilinmeyen fadolar…
Ağu07

Lizbon ve bilinmeyen fadolar…

Baştan savma gezgin programlarına ya da ucuz havayolu dergilerine bakacak olursanız fadolar, hep hüzünlü, çileli ezgilerdir. Oysa aralarında, Neca Rafael’in şu aşağıdaki bestesi gibi, çok neşeli olanları da vardır. Özellikle “geleneksel fado” denilen tarz içinde pek çok eğlenceli öyküye rast gelmeniz mümkündür. Bu kayıtta,Lizbon’un emektar ses sanatçısı Zéquinha Mateus, “Já estás c’os copos”...

Devamını Oku
Lenin’i Korumak, Emeği Korumak, Geleceği Korumak…
Eyl21

Lenin’i Korumak, Emeği Korumak, Geleceği Korumak…

İdealist felsefeler, dinler ve başkaca görüşler ne derse desin dünyada aslında sadece iki tip insan bulunduğunu ilk Marx söylemişti : emeğiyle kazanan insanlar, yani işçi sınıfı ve onların sırtından kazananlar, yani patronlar. Dünyanın düzeni güçlülerden yani patronlardan yana işlesin diye kurulmuş. Hep patronlar lehine işleyen bu düzene karşı tarih boyunca çok isyan edenler oldu, ama sadece bir tanesi bu düzeni değiştirebildi, o...

Devamını Oku
Hamburg, Kerhaneler, Çiş ve Nordlicht
Nis11

Hamburg, Kerhaneler, Çiş ve Nordlicht

Hamburg, Hamburg… Hamburg bir miktar İstanbul’u andırır. Elbe nehrinin Kuzey Denizi’ne kavuştuğu yerde kurulmuş bir liman kentidir. Nehir denize varmadan önce beş on kilometrelik bir alanda iyice genişler, bizim Boğaz’a benzer bir nevi geniş havuzda denizle önceden karışır. Bunun için Hamburg’un iki yakası vardır. Klasik olarak kuzey/güney yakaları denmez de Elbe’nin sağ ve sol yakası diye söylenir. Sağ taraf (yani kuzey tarafı) her...

Devamını Oku
Karaburun’da Bir Direk
Kas17

Karaburun’da Bir Direk

İnternetten takip ettiğim eğlenceli bir arkadaşım var, Ozan. Karaburun diye bir yere yerleşmiş, Feysbuk’tan günlükler yazmaya başladı. Anlattığına göre küçük mü küçük, sıkıcı mı sıkıcı bir tatil beldesi, hele de yaz bitmişse. Her gün aynı ücra kasabanın aynı sıkıntısı tekrar ediyor. “Bildiğin taşra” diyeceğim ama anlatılan taşradan daha beter, çünkü üstüne bir de sanki dünyanın sonunda bir yeri anlatıyormuş gibi anlatıyor. Sonra da...

Devamını Oku
Umudun Mavi Troleybüsü Moskva’ya Dönerken…
Tem12

Umudun Mavi Troleybüsü Moskva’ya Dönerken…

Bugün Ali İsmail’in ölüm yıldönümü. O uğursuz haberi aldığım anı, sabaha kadar parke taşlarına bakıp öylece durduğum geceyi hiç unutmayacağım. Şimdi de unutmuyorum, tam birinci yılında, yeniden Arbat’ın sokaklarında yürürken… Kafamda sadece Ali İsmail mi var? Bir o değil ki.. İsrail Gazze’ye bombalar yağdırıyormuş, yer sofrasında bir kaşık pilav yiyemeden parçalanan bedenlerin, zavallı küçük çocukların resimleri geliyor, Sderot’ta...

Devamını Oku
Ben Tiyatronun Zeki Çevik ve Kuklalısını Severim !
Mar25

Ben Tiyatronun Zeki Çevik ve Kuklalısını Severim !

Sanatsever bir deliyim ama tiyatrodan hiç anlamam, uzun süre kapalı yerde durup tek bir şeye odaklanamadığım için de izleyemem. Kısa oyunları denediğim de oldu ama başka bir sorun çıktı bu sefer de : teatral davranış diye bir şey var sanırım, oyuncuysanız ne yaparsanız yapın patetik olmak zorundasınız. O insanın gözüne gözüne sokulan el kol hareketleri, isterik koşturmacalar, sıradan bir merhabayı bile kükrer gibi söyleyen insanlar.....

Devamını Oku
Reklamcıya Şaplak At Ama Hakkını Yeme !
Şub12

Reklamcıya Şaplak At Ama Hakkını Yeme !

Efendim İsveç deyine akla hemen demokrasi, özgürlük, çevrecilik, doğal yaşam falan gelir ya, o iş pek öyle bildiğiniz gibi değil. İsveç’in en büyük lokanta zinciri hamburgerci Mak Donalt’tır. Tee 1973 senesinde İsveç’e gelmiştir ve bugün 220 mağazası vardır. Mak Donalt’ın kendisine sorsanız tabi, efendim iyi koşullarda yetiştirilen sığırların etini kullanıyoruz, karbon salınımımız şu kadar az, malzememizin bu kadarı geri dönüşümlü...

Devamını Oku
Barcelona’da İngiliz Gibi Sıçabilir Misin Sevgilim ?
Şub04

Barcelona’da İngiliz Gibi Sıçabilir Misin Sevgilim ?

İçinizde İngiliz var mı bilmiyorum, varsa evvela sözüm meclisten dışarı diyeyim. Bu Barcelona benim hassaten sevmediğim bir şehir. Sevdiğim yerleri var tabii, uzun uzun kalınca mecburen kendimize sığınacak fukara delikleri buluyoruz, ama umumiyetle “allah mecbur etmedikçe kapısına varmam” diyeyim. Ben böyle diyorum da seveni çok maşallah! Dünyanın her yerinden turist geliyor akın akın. Gaudi’yi görecekler, Picasso, Dali, Miro, yok...

Devamını Oku
Osuruğumuzla Bitireceğiz Sizi, Yaşasın İneklerin Mücadelesi !
Oca28

Osuruğumuzla Bitireceğiz Sizi, Yaşasın İneklerin Mücadelesi !

Şu dünya üzerinde inek kadar güzel bir hayvan az bulunur. Hele bunların çok iri olanları oluyor ya montofon, holştayn falan, benekli de oluyorlar, onlar tam yürüyen sanat eseri gibi. Sanat eseri derken üfürmüyorum ha, dünyanın her yerinde artık bir inek heykeli modası var. Hangi şehre gitseniz mutlaka bu kardeşlerden üç beş tane görürsünüz. Hatta bir ara gezici bir sergi vardı, inek sergisi, her yere gitmişlerdi. Şimdi bu inek denen...

Devamını Oku
İsveç’te Noel Baba Olmak
Oca02

İsveç’te Noel Baba Olmak

Bizim akıl fukarası dinciler Beyazıt’ta Noel Baba maketini linç ederken Dünyanın hemen her yerinde Noel Baba’nın gerçek ve ciddi mesaisi başlamıştı bile. Bildiğiniz gibi Noel Baba yılda bir kez ve çok önemli bir iş için ortaya çıkar. Noel gecesi evleri ziyaret ederek çocuklara hediyeler getirir. Kendisi geyiklerin çektiği kızağı ile seyahat eder ve evlere genellikle bacadan girer. Kimselere görünmeden hediyelerini Noel çamının altına...

Devamını Oku
Arbat’ın Arka Sokaklarında – Moskova
Ara10

Arbat’ın Arka Sokaklarında – Moskova

Arbat Caddesi (Ulitsa Arbat), Moskova’nın merkezinde, Kremlin’e aşağı yukarı bir km mesafede bir cadde. 1980’lerin başında, Sovyetler Birliği’nde araç trafiğine kapatılan ilk caddeymiş. Bir de buna komşu, Yeni Arbat Caddesi var, ikisini karıştırmamak lazım. Yeni Arbat otoyol kadar geniş ve işlek bir bulvar. Arbat ise kafelerle çevrili, her türden sokak sanatçısının boy gösterdiği bir kültür caddesi gibi. Tarihsel olarak önemli bir...

Devamını Oku