Yaprak dikeni…
Oca13

Yaprak dikeni…

  yaprak dikeni dokununca camları uzaklara muştusuna bir resmin bir çerçevenin bölünce ağıt tüfeğine sabır taşının konunca kuş öylesi ekmeklerimizde desen işte güçte desen, aşkta desen yok, orada bile yok bahçelerde koşturmanın, aynı yerde aynı düşe dalmanın sonra durup ağlamanın tadı. yani ümit ediyoruz daha ötesi de apak günlere inanmak hakkımızsa demek ki resimde kız pelerinli kuş hadi çık toprak yollara küçük kız çiçekli...

Devamını Oku
Yeldeğirmeni’nde Bir Biberon – 3
Nis16

Yeldeğirmeni’nde Bir Biberon – 3

Kısırkaya’da katledilen köpek kardeşlerimin anısına saygıyla..(*) Çağımız bir karmaşalar çağı, kafası ve duyguları karışık, pusulası ayar tutmayan nesillerin dönemi. Bu deli kulunuzun kuşağı da bu nesillerden biri, belki de birincisidir. İlk gençlik yıllarımız diyebileceğim Yeldeğirmeni günlerimizde olguları, kavramları ve en önemlisi değerleri karman çorman olan  dolayısıyla hareketlerinin yönü de kestirilemeyen bir grup genç...

Devamını Oku
Yeldeğirmeni’nde Bir Biberon – 2
Nis03

Yeldeğirmeni’nde Bir Biberon – 2

Erol Demir ağabeyimin annesine. Mekanı cennet, devri daim olsun.(*) Her kuşak kendi zevkleri, kendi tercihleri ve kendi değerleriyle var olur. Önce bunların kavgasını verir, yaratır, sonra tepe tepe kullanır ve genellikle hayli yıpranmış, hatta köhnemiş bir halde kendimizden sonrakilere devrederiz. Onlar da içlerinden işlerine gelenleri alıp daha da işlerine gelecek hale getirirler, yeni kuşağın beğenmedikleri içinse zamanın çöp...

Devamını Oku
Yeldeğirmeni’nde Bir Biberon – 1
Mar26

Yeldeğirmeni’nde Bir Biberon – 1

Öğrencilik yıllarımda bir süre Kadıköy Yeldeğirmeni’nde, ismi gibi uzun bir sokak olan Uzun Hafız Sokak’ta oturdum. Eren apartmanı dördüncü katta. Bitişik nizam sıralı Yeldeğirmeni apartmanlarının arkalarında bahçeleri vardır. İki, bazen üç sokağın bahçeleri yapıların arkasında birleştiği için her adanın orta kısmı duvarların ardına gizlenmiş kocaman yemyeşil bir koru gibidir. Eski evlerin alçacık camlı kocaman salonları sokak...

Devamını Oku
Bodrum’da Atos’la Beraber…
Mar20

Bodrum’da Atos’la Beraber…

Cumartesi gecelerinin geleneği haline gelen Yar Kapısında Uyumak öyküsünün yeni bölümü bu gece yok. Dostlarım, kardeşlerim beni affetsinler. Geçen hafta Ankara’da patlayan bombadan kıl payı kurtuldum, ama buna sevinmeli mi üzülmeli mi bilmiyorum. Çok fazla masum insan ölüyor, gençler, kocamış teyzeler amcalar, çocuklar, henüz anne karnında bebeler, parktaki köpekler öldü Ankara’da patlayan bombayla. Bugünse el kadar...

Devamını Oku
Yar Kapısında Uyumak – 9
Mar12

Yar Kapısında Uyumak – 9

Belki de dünyadaki en mutlu kişi, bir sevginin hatırasını ömür boyu kalbinde taşıyabilendir. Çünkü ölümler, yokluklar, hayal kırıklıkları, hatta büyük felaketler bile değil, asıl unutmaktır bizi yıkan. Bunun için kalbimizin yükselip de bize birazcık tanrılık bahşettiği o muhteşem zamanları anımsamak, bir miktar kırılmayla, çarpıtmayla bile olsa kendimizi aştığımız o anlara dönmek, adeta varlığımızın yeniden onaylanması gibidir....

Devamını Oku
Yar Kapısında Uyumak – 8
Mar05

Yar Kapısında Uyumak – 8

Afşin’le Dilek’in ilişkisi insanların hala birbirine mektup yazdığı son döneme yetişti. Yaklaşık altı ay boyunca Viyana İstanbul arasında her hafta cüssesinden çok daha yüklü duygular taşıyan bir iki zarf gidip geliyor, aynı dili konuştuklarını düşünen bu iki insan giderek kabaran bir iştahla birbirlerini tanıyorlardı. Karşısındakiyle aynı dili konuştuğunu sanmak, insanın en basit, en sıradan, aynı zamanda en vahim hatalarından...

Devamını Oku
Yar Kapısında Uyumak – 7
Şub20

Yar Kapısında Uyumak – 7

Afşin, İran’da giriştiği işleri tasfiye edip dededen kalma son bir iki mülkü de alacaklılara devrettikten sonra, artık geriye kalan tüm varlığı bir valize sığabilecek boyuta inmişti. İçinde bir kaç parça giysi, kişisel malzemeler, dedesinden kalma bir tespih ve okunmaktan eprimiş bir şiir kitabından başka birşey olmayan o valizi alıp Türkiye’nin yolunu tuttu. Tıpkı yirmi yıl önce babası ve annesinin yaptığı gibi, önce Erzurum’a geldi....

Devamını Oku
Yar Kapısında Uyumak – 6
Şub13

Yar Kapısında Uyumak – 6

Komşum bayan Gunilla’yla sürpriz arkadaşım Afşin’in yolları şimdi yaşadığımız bu küçük kuzey kentinden çok uzaklarda bir yerde, tüm zamanların en havalı şehirlerinden biri olan Viyana’da kesişmişti. Gunilla, Afşin’i bulduğunda, adamımız henüz doğal yaşamcı yeni Viyana sosyetesi tarafından ele geçirilmemiş olan Karmeliermarkt’taki ucuz kahvelerden birinde oturmuş önündeki pizzayı kemirerek karnını doyurmaya çalışıyordu. Bulduğunda...

Devamını Oku
Yar Kapısında Uyumak – 5
Şub06

Yar Kapısında Uyumak – 5

Babası Olle’den kalan son fotoğrafa bakılırsa, komşum bayan Gunilla kalemle çizilmiş denli güzel burnunu bu soluk benizli uzun yüzlü adamdan almıştı. Büyük olasılıkla seksenli yılların başında çekilmiş olan bu fotoğrafta Olle, kareli yeşil bir örtünün serildiği masaya dirseklerini dayamış sigara içiyor. Masadaki iki şişe Zeunert birasına bakılacak olursa, fotoğrafı o sırada yanında olan gemici arkadaşlarından biri çekmiş. Gunilla, o...

Devamını Oku
Yar Kapısında Uyumak – 4
Ara12

Yar Kapısında Uyumak – 4

Afşin’in babası Ali Mehdi tıpkı çocukluğunun geçtiği Meşhed gibi binlerce metre yükseğe kurulmuş olan Erzurum’a vardığında takvim 1982 yılının Şubat ayını gösteriyordu ve kentte diz boyu kar vardı. Nasıl bir debdebenin içinde olduğunu anlayamadan tamı tamına dört yıl geçirmiş, sonunda iki kızı, bir oğlu ve karısıyla beraber kendilerini güç bela sınırın öte tarafına atmışlardı. Ne büyük düşlerle başlayan bir maceranın sonunda, şimdi...

Devamını Oku
Yar Kapısında Uyumak – 3
Ara05

Yar Kapısında Uyumak – 3

Zavallı bayan Gunilla! Sürekli çamaşırhane sırasını kaydıran, her hafta garip kokulu sabunlarla merdiven boşluğunu silen ve bir sonbahar günü elinde bir tas çorba ile kapısına dayanan tuhaf komşusu, tüm bunlar yetmezmiş gibi, şimdi de paspasın üzerinde uyurken bulduğu eski sevgilisini evine buyur ediyor! Kentin büyük hastanesinin enfeksiyon servisinde çalışan Gunilla, öyle pek hijyen takıntıları olmamasına rağmen, komşusundan gelen ve...

Devamını Oku
Yar Kapısında Uyumak – 2
Kas29

Yar Kapısında Uyumak – 2

Ben hiç görmedim, anlatanların yalancısıyım, öyle derler ki Meşhed, sadece İran’ın değil, Dünya’nın da en güzel şehirlerinden biriymiş. Hiçbir sivri tarafı olmayan, kocaman, sessiz ve alabildiğine durgun Binalud Dağı’yla, onun tam aksine, onlarca sivri tepenin omuz omuza verip, en eski zamanlardan kalan bir küçük devler ordusu gibi dizildiği Hezar Mescid Dağı’nın arasında kurulmuş olan şehir, bahar geldiğinde adeta bir gül bahçesine...

Devamını Oku
Yar Kapısında Uyumak – 1
Kas21

Yar Kapısında Uyumak – 1

Norrköping’te paspasta yatan adama Aşk acısı çeken insanlar ikiye ayrılırlar: bunun geçici olduğuna inananlar ve inanmayanlar. Ben her zaman birincisi oldum. Aslında sadece aşk acısı halinde değil, içinde bulunduğum her kötü durumda beklentim yılgınlığımdan yüksek oldu, umudum hüznüme galebe çaldı. Biliyorsunuz, umut, ekmek gibi, su gibi bizi yaşatan bir şeydir. Belki de bu sebepten, insanların çoğu benim gibidir. En yıkılmış...

Devamını Oku
Elbet Bir Gün Bu Kış Biter Yaz Gelir
Eki18

Elbet Bir Gün Bu Kış Biter Yaz Gelir

Dostlarım kardeşlerim beni affetsinler, hiç birşey yazamadım. Gücüm de yok, yüzüm de yok yazmaya, dik dik konuşmaya. Yasım var. Yasımız var. Hak bizi üç günlük yasını tutamayanlardan etmesin, ölülerimiz üzerinden ikbal ve siyaset kavgasına tutuşanlardan, can pazarından şöhret fırsatı devşirenlerden etmesin, ölmüşlerimizin, büyüklerimizin, vakitsiz giden kardaşlarımızın karşısında yüzümüzü yere baktırmasın, onların yanına vardığımızda...

Devamını Oku
Lenin’i Korumak, Emeği Korumak, Geleceği Korumak…
Eyl21

Lenin’i Korumak, Emeği Korumak, Geleceği Korumak…

İdealist felsefeler, dinler ve başkaca görüşler ne derse desin dünyada aslında sadece iki tip insan bulunduğunu ilk Marx söylemişti : emeğiyle kazanan insanlar, yani işçi sınıfı ve onların sırtından kazananlar, yani patronlar. Dünyanın düzeni güçlülerden yani patronlardan yana işlesin diye kurulmuş. Hep patronlar lehine işleyen bu düzene karşı tarih boyunca çok isyan edenler oldu, ama sadece bir tanesi bu düzeni değiştirebildi, o...

Devamını Oku
Ah Turnalar, Ah Kardeşlerimiz, Sevdiklerimiz…
Eyl19

Ah Turnalar, Ah Kardeşlerimiz, Sevdiklerimiz…

Eski Sovyet coğrafyasında çok gezdim, çok şehirler gördüm. Gördüğüm, yaşadığım hemen her kentte hissettiğim duygular hep aynıydı: müthiş bir iç burkulmasıyla beraber sürekli bir “ağlayacakmış gibi olma” hali. Bir zamanlar Dünyanın en güçlü, en onuru halkı olan bu insanlar bugün kesif bir yoksulluğun ve sömürünün kucağında yaşam kavgası veriyorlar. Afrika’da allahın bile unuttuğu ülkelere yardım eli uzatanların bugün...

Devamını Oku
Ödünç Oyumu IDP’ye Mi Versem Acaba ?
Haz03

Ödünç Oyumu IDP’ye Mi Versem Acaba ?

1989 yılındaki yerel seçimlerini hayal meyal anımsıyorum. SHP’nin kuvvetli bir çıkış yaparak birinci parti olduğu, tüm büyük illerde belediyeleri kazandığı bir seçimdi. Demirel’in oyları yarı yarıya düşen başbakan Özal’a söylediği meşhur “%21,8’le bu iş olmaz” lafı da bu seçimden sonra çıkmıştı. Benim yaşım, tabii ki, oy vermeye tutmuyordu. Ama oy verseydim büyük olasılıkla Islahatçı Demokrasi Partisi’ne ve onun badem bıyıklı lideri...

Devamını Oku
Bütün Renkler Gitti…
Nis21

Bütün Renkler Gitti…

Büyük göçten önceydi, yani büyük iç savaştan da önce. Onun için kalabalık bir yer değil, yüzbin nüfuslu eski bir kent. Herkes hala birbirini tanıyor. Gündüzleri toprak sokakta çakıl taşlarıyla oynuyoruz. Rengarenk minik parçacıklar, bugünün legolarını nasıl seviyorsa çocuklar, biz de bu taşları seviyoruz. Geceleri gökyüzünde yıldızları görebiliyorsun. Yıldızları ya da komşu evlerin pencerelerini gözlüyorum. Işık olan yerleri....

Devamını Oku
Böyganamın Takvimi
Nis16

Böyganamın Takvimi

Bir iki hafta evvel Türkiye’de sağlam kış olmuş, Nisan ayında Ankara’ya Malatya’ya falan kar yağmış. “Nisanda kar mı olur yahu” diyor bazı arkadaşlar. Olur, nisanda, hatta mayısta bile kar olur. Dünyanın düzeninin henüz bu denli şaşmamış olduğu zamanlarda yazın gelişini gözleyen insanoğlu binlerce yıllık bir tarım takvimini kullanırdı. Takvim dediysem öyle yazılı çizili bir şey anlamayın, ağızdan ağıza aktarılan bir tür sözlü ölçüden...

Devamını Oku