Yar Kapısında Uyumak – 8
Mar05

Yar Kapısında Uyumak – 8

Afşin’le Dilek’in ilişkisi insanların hala birbirine mektup yazdığı son döneme yetişti. Yaklaşık altı ay boyunca Viyana İstanbul arasında her hafta cüssesinden çok daha yüklü duygular taşıyan bir iki zarf gidip geliyor, aynı dili konuştuklarını düşünen bu iki insan giderek kabaran bir iştahla birbirlerini tanıyorlardı. Karşısındakiyle aynı dili konuştuğunu sanmak, insanın en basit, en sıradan, aynı zamanda en vahim hatalarından...

Devamını Oku
Yar Kapısında Uyumak – 6
Şub13

Yar Kapısında Uyumak – 6

Komşum bayan Gunilla’yla sürpriz arkadaşım Afşin’in yolları şimdi yaşadığımız bu küçük kuzey kentinden çok uzaklarda bir yerde, tüm zamanların en havalı şehirlerinden biri olan Viyana’da kesişmişti. Gunilla, Afşin’i bulduğunda, adamımız henüz doğal yaşamcı yeni Viyana sosyetesi tarafından ele geçirilmemiş olan Karmeliermarkt’taki ucuz kahvelerden birinde oturmuş önündeki pizzayı kemirerek karnını doyurmaya çalışıyordu. Bulduğunda...

Devamını Oku
Yar Kapısında Uyumak – 5
Şub06

Yar Kapısında Uyumak – 5

Babası Olle’den kalan son fotoğrafa bakılırsa, komşum bayan Gunilla kalemle çizilmiş denli güzel burnunu bu soluk benizli uzun yüzlü adamdan almıştı. Büyük olasılıkla seksenli yılların başında çekilmiş olan bu fotoğrafta Olle, kareli yeşil bir örtünün serildiği masaya dirseklerini dayamış sigara içiyor. Masadaki iki şişe Zeunert birasına bakılacak olursa, fotoğrafı o sırada yanında olan gemici arkadaşlarından biri çekmiş. Gunilla, o...

Devamını Oku
Yar Kapısında Uyumak – 4
Ara12

Yar Kapısında Uyumak – 4

Afşin’in babası Ali Mehdi tıpkı çocukluğunun geçtiği Meşhed gibi binlerce metre yükseğe kurulmuş olan Erzurum’a vardığında takvim 1982 yılının Şubat ayını gösteriyordu ve kentte diz boyu kar vardı. Nasıl bir debdebenin içinde olduğunu anlayamadan tamı tamına dört yıl geçirmiş, sonunda iki kızı, bir oğlu ve karısıyla beraber kendilerini güç bela sınırın öte tarafına atmışlardı. Ne büyük düşlerle başlayan bir maceranın sonunda, şimdi...

Devamını Oku
Yar Kapısında Uyumak – 3
Ara05

Yar Kapısında Uyumak – 3

Zavallı bayan Gunilla! Sürekli çamaşırhane sırasını kaydıran, her hafta garip kokulu sabunlarla merdiven boşluğunu silen ve bir sonbahar günü elinde bir tas çorba ile kapısına dayanan tuhaf komşusu, tüm bunlar yetmezmiş gibi, şimdi de paspasın üzerinde uyurken bulduğu eski sevgilisini evine buyur ediyor! Kentin büyük hastanesinin enfeksiyon servisinde çalışan Gunilla, öyle pek hijyen takıntıları olmamasına rağmen, komşusundan gelen ve...

Devamını Oku
Yar Kapısında Uyumak – 2
Kas29

Yar Kapısında Uyumak – 2

Ben hiç görmedim, anlatanların yalancısıyım, öyle derler ki Meşhed, sadece İran’ın değil, Dünya’nın da en güzel şehirlerinden biriymiş. Hiçbir sivri tarafı olmayan, kocaman, sessiz ve alabildiğine durgun Binalud Dağı’yla, onun tam aksine, onlarca sivri tepenin omuz omuza verip, en eski zamanlardan kalan bir küçük devler ordusu gibi dizildiği Hezar Mescid Dağı’nın arasında kurulmuş olan şehir, bahar geldiğinde adeta bir gül bahçesine...

Devamını Oku
Yar Kapısında Uyumak – 1
Kas21

Yar Kapısında Uyumak – 1

Norrköping’te paspasta yatan adama Aşk acısı çeken insanlar ikiye ayrılırlar: bunun geçici olduğuna inananlar ve inanmayanlar. Ben her zaman birincisi oldum. Aslında sadece aşk acısı halinde değil, içinde bulunduğum her kötü durumda beklentim yılgınlığımdan yüksek oldu, umudum hüznüme galebe çaldı. Biliyorsunuz, umut, ekmek gibi, su gibi bizi yaşatan bir şeydir. Belki de bu sebepten, insanların çoğu benim gibidir. En yıkılmış...

Devamını Oku
Ah Turnalar, Ah Kardeşlerimiz, Sevdiklerimiz…
Eyl19

Ah Turnalar, Ah Kardeşlerimiz, Sevdiklerimiz…

Eski Sovyet coğrafyasında çok gezdim, çok şehirler gördüm. Gördüğüm, yaşadığım hemen her kentte hissettiğim duygular hep aynıydı: müthiş bir iç burkulmasıyla beraber sürekli bir “ağlayacakmış gibi olma” hali. Bir zamanlar Dünyanın en güçlü, en onuru halkı olan bu insanlar bugün kesif bir yoksulluğun ve sömürünün kucağında yaşam kavgası veriyorlar. Afrika’da allahın bile unuttuğu ülkelere yardım eli uzatanların bugün...

Devamını Oku
Bizim Yavruları Cıblah Bıraktın Normak !
Eyl12

Bizim Yavruları Cıblah Bıraktın Normak !

1950’li yıllara kadar Türkiye’de tarım büyük oranda hayvan gücüne dayanıyordu. Demokrat Parti dönemiyle beraber makineleşme başladı. Makineleşme dediğim Marşal Yardımı ile memlekete gelmeye başlayan traktörler. Aslında işin başlangıcı Demokrat Parti iktidarından öncedir. Hükümet üzerinde -her zaman olduğu gibi- zenginler etkilidir, Türkiye burjuvazisi komünizmden allahtan korktuğu gibi korkmaktadır. Bunun için Türkiye, daha İsmet Paşa...

Devamını Oku
Marilyn Monroe’nun Şiirleri
Ağu06

Marilyn Monroe’nun Şiirleri

Bir kere bulaştık ya, Marilyn peşimi bırakmıyor, “boyalı sarışının” lanetine dönüştü bu iş :) Ben kulunuz biraz akıldan noksan olduğum için gittiğim şehirlerde genellikle bir tek mahallenin dışına çıkmam, bir mekan belledim mi sürekli orada yer içerim, başka bir yeri denemem. Aşağı yukarı her kentte mecbur kalmadıkça değiştirmediğim bir baş mekanım vardır. Hangi kritere göre derseniz, hiçbir belirgin kriterim yok, bütçeme uygun olsun,...

Devamını Oku
Umut Nedir ? Bir Tablo, Bir Şiir…
May09

Umut Nedir ? Bir Tablo, Bir Şiir…

Bugün 9 Mayıs, Rusya ve diğer eski Sovyet ülkeleri için Zafer Günü. 2. Dünya Savaşı’nda faşizmi durdurmak için 25 milyon Sovyet yurttaşı yaşamını yitirdi. Bu gerçek zaferin bedelini canlarıyla ödeyen insanları tüm kalibimle, sevgiyle ve saygıyla anıyorum. Çünkü yendikleri düşman faşizmdir, sadece komünistlerin değil tüm insanlığın, tüm halkların, tüm doğanın en korkunç düşmanıdır. Savaş, Sovyet ve Rus sanatını derinden etkiledi....

Devamını Oku
Böyganamın Takvimi
Nis16

Böyganamın Takvimi

Bir iki hafta evvel Türkiye’de sağlam kış olmuş, Nisan ayında Ankara’ya Malatya’ya falan kar yağmış. “Nisanda kar mı olur yahu” diyor bazı arkadaşlar. Olur, nisanda, hatta mayısta bile kar olur. Dünyanın düzeninin henüz bu denli şaşmamış olduğu zamanlarda yazın gelişini gözleyen insanoğlu binlerce yıllık bir tarım takvimini kullanırdı. Takvim dediysem öyle yazılı çizili bir şey anlamayın, ağızdan ağıza aktarılan bir tür sözlü ölçüden...

Devamını Oku
Hamburg, Kerhaneler, Çiş ve Nordlicht
Nis11

Hamburg, Kerhaneler, Çiş ve Nordlicht

Hamburg, Hamburg… Hamburg bir miktar İstanbul’u andırır. Elbe nehrinin Kuzey Denizi’ne kavuştuğu yerde kurulmuş bir liman kentidir. Nehir denize varmadan önce beş on kilometrelik bir alanda iyice genişler, bizim Boğaz’a benzer bir nevi geniş havuzda denizle önceden karışır. Bunun için Hamburg’un iki yakası vardır. Klasik olarak kuzey/güney yakaları denmez de Elbe’nin sağ ve sol yakası diye söylenir. Sağ taraf (yani kuzey tarafı) her...

Devamını Oku
Oğuz Atay, Tezer Özlü, Charles Bukowski, Şemsi Yastıman ve Ben
Mar12

Oğuz Atay, Tezer Özlü, Charles Bukowski, Şemsi Yastıman ve Ben

Hayata tutunmakta zorlanan insanlar ikiye ayrılırlar : Oğuz Atay okuyup kendi kendileriyle kavgaya tutuşanlar, Bukowski okuyup işleri oluruna bırakanlar… Tutunma ve kök salma konusunda gerçek bir başarısızlık öyküsü olarak ben, hiç bir zaman ilk türden olmadım. Ne kimsenin intiharı ilgimi çekti ne de kendimde bir intihar eğilimi gözledim. Ama tam olarak ikinci tür de olamadım. Çünkü Bukowski sabah akşam içen küfürbaz bir adamdır ve...

Devamını Oku
Bana Bir Suşi Verin Ulusal Sorunu Bile Çözeyim !
Eyl12

Bana Bir Suşi Verin Ulusal Sorunu Bile Çözeyim !

Moskva’nın iyi yanlarından biri de suşinin bol ve ucuz olmasıdır. Yani tabi kimse Moskva’ya sırf suşi var diye taşınmaz ama, suşi yiyeceğim diye tenzilat kuponu peşinde helak olan bir beyaz yakalıysanız Moskva acılarınızı biraz dindirebilir. :) Her Türk bir gün suşiyi tadacaktır…  Kürtler kaytarmayın, siz de ! Benim uzakdoğu mutfağıyla imtihanım İstanbul’un en beyaz semtlerinden birinde, Moda’da başlamıştı. O zamanlar Moda’da bir Çin...

Devamını Oku
Arbat’ın Arka Sokaklarında – Moskova
Ara10

Arbat’ın Arka Sokaklarında – Moskova

Arbat Caddesi (Ulitsa Arbat), Moskova’nın merkezinde, Kremlin’e aşağı yukarı bir km mesafede bir cadde. 1980’lerin başında, Sovyetler Birliği’nde araç trafiğine kapatılan ilk caddeymiş. Bir de buna komşu, Yeni Arbat Caddesi var, ikisini karıştırmamak lazım. Yeni Arbat otoyol kadar geniş ve işlek bir bulvar. Arbat ise kafelerle çevrili, her türden sokak sanatçısının boy gösterdiği bir kültür caddesi gibi. Tarihsel olarak önemli bir...

Devamını Oku