Laiklik için “Faşist Kemalist devleti” yıkmak!

Şizofreni 3 - Ara Simonyan, Ermenistan - Y.boya, kanvas

Şizofreni 3 – Ara Simonyan, Ermenistan – Y.boya, kanvas

Küfür etmeyin, ben söylemiyorum, geçtiğimiz Pazar günü Kartal’daki “laiklik” mitingine katılan birileri söylüyor.

Eğitim Sen, HDP, HDP’yi destekleyen sol örgütler, Birleşik Haziran Hareketi (ÖDP ve HTKP), Halkevleri ve başında HDP’ci isimlerin bulunduğu bazı Alevi Dernekleri ortaklaşa bir miting düzenlediler(*). Mitingin sosyal medyadaki duyurusu her ne kadar “laiklik için buluşuyoruz” şeklinde yapılsa da tek buluşma sebebi laiklik değildi. Mitingin tam adı “Laik, Bilimsel, Kamusal, Anadilinde ve Parasız Eğitim Mitingi” idi. Mitingten kamuoyuna yansıyan manzaralar, bu beş başlıktan en önemlisinin Kürtçe’yi resmi eğitim dili yapma talebi olan “anadil” konusu olduğunu gösterdi. Bizim fikrimizce eğitimde ortak dil olarak resmi dilimiz Türkçe’nin kullanılmaması (Kürtler de dahil) bir bütün olarak Türkiye’nin zararınadır. Avrupa ve Amerika’dan enjekte edilen bu tip projeler eşitsizliklerin daha da keskinleşmesine ve sonunda ülkeyi bölmeye hizmet eder. Ancak kimi arkadaşlarımız bu konuda farklı tezleri de ortaya sürebilirler, tartışabiliriz, halkın yararına olabilecek her fikre açık olmak boynumuzun borcudur.

Öte yandan hiçbir koşulda tartışmayacağımız şeyler de var. Şüphesiz bunların en başında, tüm ülke için hala en önemli birleştirici güç olan Atatürk geliyor. Evet, Atatürk’ü tartışmayız, onun aziz hatırasını tartışmayız, bunu tartışmaya kalkanlara hak ettikleri biçimde yanıt veririz. Çünkü biliyoruz, bugünlere sureti haktan görünen kimi sözde bilim insanlarının, çakma solcuların ve liberallerinin “Atatürk’ü aşma” merakı yüzünden geldik. Atatürk’ü aşmaya kalkan çapsızlar, Cumhuriyeti ve laikliği kötü niyetli islamcılara altın tepsi içinde ikram ettiler. Bu saatten sonra bir daha onlara fırsat verme hatasına düşemeyiz.

Kartal meydanında “laiklik” için toplanılmış. Dinci rejimin adım adım kendini inşa ettiği bir dönemde laiklik talebini desteklememek mümkün mü? Farklı görüşlerden pek çok insan hatta kimi CHP yöneticileri de bu eyleme destek vermiş. Konu laiklik talebi ise, parasız ve bilimsel eğitimse, ben de destek veririm, ama kazın ayağı öyle değilmiş meğer! Alandaki dövizler arasından bir tanesi özel olarak dikkat çekiyor. Dövizin üzerinde yazanlar aynen şöyle : KAHROLSUN KEMALİST FAŞİST DİKTATÖRLÜK

partizan

Akla bak, dallı güllü bayrakları ile gelmişler, “Kemalist Türkiye Cumhuriyeti diktatörlüğünü ve faşist Atatürk’ü” yıkarak laikliği kurtaracaklar! Cehalet mi? Hayır, her boku herkesten daha iyi bilen bu militan entel takımı cahil olabilir mi? Gayet bilinçli bir biçimde içlerindeki Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığını kusuyorlar. İşte AKP’nin asıl koltuk değnekleri bunlardır, onbeş yıldır AKP’ye hizmette Bahçeli’yi bile geçmiş asıl işbirlikçiler bunlardır. Kadir Mısıroğlu mezhebine mensup gerçek mürteciler bunlardır.

Sakın ha, “Aman efendim, koskoca mitingte bir döviz açılmış ne var bunda” demeye kalkmayın. Erbakan’ın Konya mitinginde açılan “Şeriat isteriz” pankartı da koskoca mitingte sadece bir pankarttı ama bakın kırk yıl sonra hala onu konuşuyoruz. Bir küp sütü bozmak için bir damla sirke yeter de artar da bile. Madem koskoca bir mitingtir bu, hiç mi bir organizasyonu bir denetimi yoktur? Bir yönetici, bir sorumlu, diğer örgütlerden birileri? Bir Allah kulu olsun çıkmamış mıdır bu rezilliğe müdahale edecek? Evet çıkmamıştır, çıkamaz, çünkü belli ki bizim yoldaş bildiklerimiz çoktan bu hainlerle aynı kulvara girmiştir. Yazıklar olsun sizin devrimciliğinize, yazıklar olsun sizin solculuğunuza, yazıklar olsun sizin yurtseverliğinize!

Siyasi kimliğinizi kime karşı olduğunuzdan ziyade kiminle yan yana durduğunuz belirler. Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları ile yan yana yürüyenler, Atatürk’e bu şekilde hakaret edilmesine izin verenler bilin ki en az onlar kadar Cumhuriyet düşmanıdır. Onlarla ne laiklik ne Cumhuriyet geri kazanılabilir. Belli ki bütün plan ABD’nin yönetimindeki bir terör örgütünün ajandasına göre kurulmuştur. Belli ki emperyalizme hizmet bütün diğer siyasi talepleri gölgede bırakmıştır.

AKP’nin veya islamcıların herhangi bir mitinginde böylesi bir pankart açılsa yeri göğü inletecek olan tivitır fenomenleri, “solcu” yayın organları dut yemiş bülbül gibiler. İki gündür bekliyoruz, ne örgütlerden ne yayınlardan çıt yok. Sadece o mitinge katılanları demiyorum, diğerleri de sessiz.

Bu rezillik karşısında neden sus pus oldunuz arkadaşlar? Bu hainlerle ne gibi bir işbirliğiniz, ne tür bir hesabınız var? Yoksa siz de aynı fikirdesiniz de “siyaset gereği” “faşist Atatürk’e” söz söylemiyor musunuz? Açıkça söyleyin, sorun her ne ise biz de bilelim. Nedir bu mahçup tavırlar, havaya bakmalar, diş kurcalayıp ıslık çalmalar? Duymayacak mısınız? Görmeyecek misiniz? Yokmuş gibi mi yapacaksınız? Başkasına çelik testere diliniz burada en çok espirilere, makaralara, “olur mu yahu keh keh kehlere” yetiyor öyle mi?

Birileri bu sözleri ibrikçi solun akıl hocası düzeyine yükselmiş Birikim yazarı Fatih Yaşlı’nın burnuna sokmuş. Ne diyor biliyor musunuz? “Trajikomik, hangi zamanda hangi ülkede yaşadığını bilmemenin örneği”. Laflara bak. En küçük bir kınama, en küçük bir lanetleme görüyor musunuz? Tivitırda on kaplan gücünde önüne gelen çakan Fatih efendi, iş bu alçaklığa gelince kediye dönmüş… Trajikomik diyor sadece, bir de “bu zamanda olur mu böyle şey”. Yani diyor ki “bundan on yıl önce hep beraber Atatürk’e karşı, Cumhuriyete karşı Ergenekon seferine çıktığımız zamanlarda olsa olurdu, ama şimdi artık Kemalistlere, CHP seçmenine oynuyoruz, bir zamanlar küfür ettiğimiz TC Aytenlere,  laikçi teyzelere falan ihtiyacımız var, kıvırtmamız lazım, zamanı değil…”

Asıl trajedinin, asıl komedinin nerede olduğunu tarif etmeye gerek yok sanırım. Bunlar zannediyorlar ki memleket sahipsizdir, arsızlıkla, cazgırlıkla, küfürle, tehditlle herkesi sustururuz. Akşama Atatürk tiviti atıp, sabahına ona küfür ederiz. Bir gün “kahrolsun Tayyip” deyip öbür gün gidip liberallerle, dincilerle iş tutarız. Otuz gün “antiemperyalizm” deyip ay başında bankamatiklerimize yatan Avrupa fonu paralarını hüpletiriz. Kusura bakmayın, bu memleket de sahipsiz değil, Atatürk de. Kutsallarımız bellidir, bunlara tecavüz ettiğiniz anda karşınızda bizi bulursunuz. Bizim mahalleye gelmeye niyetlendiyseniz en önce samimi olmayı, dürüst olmayı öğrenceksiniz. Öğrenemiyorsanız da “çakma solcu” deyince kızmayacaksınız.

Sabah akşam Atatürk’e küfür edeceksin, küfür edene ses etmeyeceksin, yan yana yürüyeceksin, bağrına basacaksın, ondan sonra Atatürkçülere çağrı yapacaksın “gelin beraber laiklik mitingi yapalım, gelin bizimle adalet için yürüyün, buyurun sosyalist mücadeleye katılın”. Hiç kusura bakmayın şu kıvırtmacı halinizle sizinle mücadeleye değil hamama bile gidilmez.

Kim bu yan yana durduğunuz adamlar? Atatürk’e ve Cumhuriyet’e ölümüne düşman olan bu insanlar kim? Kim olduklarını hepimiz biliyoruz. Kandil’de CIA talimatıyla kurdukları ortak örgütün ilk icraatının Güven Park’ta 37 kardeşimizi öldürmek olduğunu biliyoruz. Aybüke’nin, Eren’in, Necmettin’in katili olduklarını biliyoruz. Hendek maceraları ile Kürt’ün evini başına yıktıklarını biliyoruz. Amerikan bayrağı için ölmeyi gençlerimize “devrimcilik” diye pazarladıklarını biliyoruz.

Namuslu sosyalist arkadaşlarımıza, devrimci dostlarımıza söylüyorum, değer mi bu adamlara aranızda yer açtığınıza? Üç beş tane insana daha ulaşacağım diye bu teröristlerle yan yana durduğunuza değer mi?

O eylemde yer alan kitle örgütleri, sendikalar ve kendine solcu diyen örgütler derhal bu çirkinliğe karşı tavır almalı, bizlere düşmanımızla yan yana olmadıklarını göstermelidirler.  Çünkü Atatürk düşmanlığı, vatan düşmanlığı, Cumhuriyet düşmanlığı halkın nazarında lanetlenmiştir. Onları lanetlemeyenler de -kimse kusura bakmasın- lanetlilerin yanında yerini alır.

(*) Mitingin çağrıcıların tam listesi ve duyurusu şu adresten görülebilir


Deli Gaffar’ın Notları tamamen bağımsız bir kişisel blogtur. Hiçbir siyasi grup, medya kuruluşu ya da şirketin desteği olmadan yayın yapar.

Deli Gaffar’ı takip etmek için
Twitter : @DeliGaffar
Facebook  Gaffar Yakınca sayfası
Instagram :  deligaffar