Hekimhanlı Ozan Sazcı Hasan ve köylerimiz

Köy - Andreas C Chrysafis, Kıbrıs - Y.boya kanvas

Köy – Andreas C Chrysafis, Kıbrıs – Y.boya kanvas

Size memleketim Malatya’nın bir ozanından, Sazcı Hasan’dan söz etmek istiyorum.

İlçemiz Hekimhan’da Aşık Ali Aslan çok iyi bilinen bir isimdir. Çünkü yöremizin en çok bilinen türkülerinden birinin, “bir güzel methedem ortadır boyu” adlı türkünün yazarıdır. Hacılar köyünde doğan Ali Aslan, duazimam ve deyişlerle büyümüş, önemli dedelere zakirlik yapmıştır, aşıklık geleneği olan bir aileden gelmektedir. İşte Hekimhan Ardahan köyünden (Erdehen veya şimdiki adı ile Beykent) Sazcı Hasan, Ali Aslan’ın dedesidir

Hemşehrimiz yazar Güngör Bebek, Aşık Ali Aslan’ın yaşamını ve sanatını anlatan bir kitap hazırlayarak çok önemli bir çalışmaya imza atmış. Kitap, Aşık Ali Aslan’ı anlatmakla kalmıyor, onun defterleri sayesinde başka ozanları da gün ışığına çıkarıyor. Bu değerli çalışma için Güngör Bey’e ne kadar teşekkür etsek azdır, var olsun, elleri dert görmesin(*).

Bir hırsızlık öyküsü ve aba destanı

Aşık Ali Aslan’ın kendi şiirleri dışında defterlerine not ettiği şiirlerden dedesi Sazcı Hasan’a ait olan iki tanesi özellikle ilgimi çekti. Bunlardan birincisi, tuhaf bir hırsızlık öyküsünü anlatan “Aba destanı” adlı şiir.

Cuma günüydü hanemden çıktım
Ballıkaya’ya vardım bir yoldaş buldum
Aslın nere diye adını sordum
Çırzı ağasıyım dedi yoldaşım

Omuzumdan geldi selamın verdi
İhtiyara hürmet vaciptir dedi
Abayı elimden terkine aldı
Allah senden razı olsun yoldaşım

Aşağı yukarı konuştuk biraz
Tarlan herk mi dedim dedi ki firez
Tohumdan nasılsın ektirdim biraz
Allah tohumunu kese yoldaşım

Kurtsıçan’da aba ile kaçırdım
Şahbazımış kollarımdan uçurdum
Peşi sıra baktım göğsüm geçirdim
Çıfıt ısıtması duta yoldaşım

Aşağı yukarı sürdüm izini
Bulamadım toprağını, tozunu
Yuyucular görsün yüzünü
Baban darısına yatan yoldaşım

Yukarı çıkınca bunaldım kaldım
Cuma namazını kalbimden kıldım
Sorup soruşturdum yerini buldum
Sen de benim gibi olan yoldaşım

Fatmapınarı’nda yoldaşı buldum
İhtiyara hörmet böyle mi dedim
Allah ekmeğini kese mi dedim
Eskiden kesiktir dedi yoldaşım

Allah senin tebdilini şaşıra
Cıfıt sıtıması duta yatıra
Gıran gele külfetini götüre
Yalığız başına kalan yoldaşım

Karakola vardı inkar eyledi
Kuzum yedi diye bühtan eyledi
Sopayı görünce bir bir söyledi
Allah senden razı olsun onbaşım

Sazcı Hasan bu beyiti söyledi
Duyan ahbaplara haber eyledi
Yoldaş değil bana bela eyledi
Ahrette sualim veren yoldaşım

Sazcı Hasan, bu şiirde başından geçen gerçek bir olayı, abasını çaldırmasının öyküsünü anlatıyor. İlk kıtada adı geçen Çırzı benim köyümdür. Hırsız, Sazcı Hasan’a kendini “Çırzı ağası” diye tanıtıyor. Buradaki “ağa” sözcüğü önemlidir, çünkü bizi yöremiz tamamen Alevi Türkmen coğrafyasıdır, ağalık veya benzeri bir kurum yoktur. “Ağa” diyerek, yüksek bir ihtimalle, Kafkasya’dan göçmen gelmiş ve hala oranın sert gelenekleri ile yaşayan bizim ailemize mensup olduğunu iddia ediyor; bu şekilde Sazcı Hasan’ın güvenini kazanıp istismar ediyor.

Öyküyü benim açımdan ilgi çekici kılan ikinci nokta ise şiirde geçmeyen bir detay. Büyüklerimizden dinlediğimiz kadarı ile Sazcı Hasan’ın abasını çalıp daha sonra jandarma tarafından yakalanan hırsız Odmangöl köyündendir. İşte bu köy de benim anne dedemin köyüdür. İki yaşında iken öksüz ve yetim kalan dedem -miras kalan tüm mallarına akrabaları el koyduğu için- köyünde yaşama imkanı bulamamış, henüz yedi yaşında olan ağabeyi ile beraber bir konağa yanaşma olarak gitmiş, orada büyümüştür.

Seferberlik ve Cavat yılı

Yine Ali Aslan’ın defterlerinde yer alan bir başka Sazcı Hasan şiiri de hayli ilginç bir öyküyü anlatıyor. Osmanlı devrinin son büyük seferberliği Birinci Dünya Savaşında ilan edilmişti. Bu dönemde Hekimhan ve bizim yöremiz Akçadağ nahiyesine bağlı imiş. Seferberlik sırasında Akçadağ’a gelen Cevat Bey adında bir jandarma komutanı, genç erkekleri askerlik çağında olup olmamasına bakmaksızın zorla askere almış. Bu dönem, halk arasında hala “Cavat yılı” olarak anılır. O yıllarda yetişkin bir ozan olduğunu bildiğimiz Sazcı Hasan bu zorbalığı dile getiren bir şiir kaleme almış. Cavat Destanı adlı şiir şöyle:

Üç yüz otuz üçte bir Cavat geldi
Vurdu haş eyledi eli bu sene
Vardı Elaziz’den bir emir aldı
Kırdı ahaliyi gitti bu sene

İptidası Ağcadağ’dan başladı
Kimi adamları geri taşladı
Bazıları samanlıkta kışladı
Kırdı ahaliyi gitti bu sene

Ağcadağ’dan Hekimhan’a geldi
Karargah merkezi orada kurdu
Karadere muhtarına huyuna girdi
Bunlar da kurtuldu gitti bu sene

Maltepe’den çıktı büyük alamet
Köye uğramadan koptu kıyamet
Kara Memet kurtuldu sağ selamet
Bundan da yan verdi gitti bu sene

Aziz Bey, Hasançelebi müdürü
Tutmaz oldu ahalinin dübürü
Aratmıyor eziyette kabiri
Ondan da öteye gitti bu sene

Çırzı’ya vardı da biraz eşindi
İmirza kirve tedbirini düşündü
Cem edip askeri başa döşürdü
Oradan ayrıldı gitti bu sene

Deveci’den geri dönüp geldiler
Sazcı Hasan’ın sakalını yoldular
Tombul Ali’yi arayıp buldular
Mursallı’yı dul koydular bu sene

Şiirde yine bizim köyümüz Çırzı’dan söz ediliyor. Cavat’a karşı “tedbir düşünen” kişi, Sazcı Hasan’ın bir saygı ifadesi olarak “kirve” diye hitap ettiği İmirza, bizim büyük dedelerimizden biridir. İmirza (veya Mirza) adı, Kuzey Türkleri arasında, Doğu Kafkasya’da ve hatta İran Azerbaycanında sık rastlanan bir isimdir. Nogay – Tatar dilinde üst rütbeli bey manasındadır. Köroğlu Destanında da “Köroğlu der mirza gele han gele” diye bir mısra geçer, Mirza’nın han kadar önemli bir rütbe olduğunu buradan anlarız. Aslen muhacir olan bizim ailemizde de çocuklara İmirza (veya Mirza) ismi sık konulur. 

Bizim İmirza dedemiz nüfuzlu ve kuvvetli bir adammış. Anlaşılan o ki bir tür strateji yaparak Cavat Bey’in zulmünü köyümüzden uzak tutmayı başarmış. Ancak Deveci üzerinden Hekimhan’a geri dönen Cavat Bey, pek çok genci olduğu gibi Ardahan’daki Tombul Ali’yi de askere almış ve Mursal’dan gelin gelen karısını dul koymuş. İsmi geçen Deveci köyü de benim böyganamın (büyük annemin) doğduğu köydür. Böyganam, Cavat yılından bir kaç sene sonra dünyaya gelmiş olmalı.

Güngör Bebek hocamızın Aşık Ali Aslan için hazırladığı kitap sayesine hakkında pek az şey bildiğimiz bir başka değerimizi, Sazcı Hasan’ı da gün ışığına çıkarmış oluyoruz. Büyük ozanımız Aşık Ali Aslan’ı ise bir başka yazıya bırakıyorum. Memleketi alelade bir toprak parçası olmaktan çıkarıp bize vatan yapan işte bu saz ve söz ustalarından başkası değildir. Hayattakilerin ömrü uzun, göçüp gidenlerin mekanı gül bahçesi olsun, Hak onları sevdiklerinin konağında ağırlasın.

(*) Kitap Hekimhan’a bağlı Hacılar köyü” adını taşıyor. Değerli ağabeyimiz Süleyman Özerol tarafından yayına hazırlanmış.


Deli Gaffar’ın Notları tamamen bağımsız bir kişisel blogtur. Hiçbir siyasi grup, medya kuruluşu ya da şirketin desteği olmadan yayın yapar.

Deli Gaffar’ı takip etmek için
Twitter : @DeliGaffar
Facebook  Gaffar Yakınca sayfası
Instagram :  deligaffar