Büyük yürüyüşten sonra…

Yürüyüş - Terry Wall, Güney Kore - Akrilik, kanvas

Yürüyüş – Terry Wall, Güney Kore – Akrilik, kanvas

Referandumdan sonra, 25 Nisan tarihinde CHP’nin yapması gereken şeyin bir “ADALET CEPHESİ” organize etmek olduğunu yazmıştım. (ilgili yazı burada)

Benim söylediğim biçimde olmadı, “tek amaç çalınan seçimi geri almak olmalıdır” demiştim, adalet talebi bundan daha geniş ve hatta biraz da “bulanık” tutuldu. Bu genişlik sebebi ile de en başından itibaren FETÖ, PKK vb tartışmalar bitmedi.

Bu boşluk, toplumsal karşılığı olmayan, HDP, CHP kim olursa onun peşine takılıp “meclise tünel kazma” meraklısı kimi kariyeristlerin de işine yaradı. Koşup en önde, vitrinde birer yer kaptılar. Yürüyüşe mesafeli duran solcuların önemli bir bölümü, CHP’ye karşı olumsuz yargılarından dolayı değil, bu figürlere duydukları tiksinti sebebi ile öyle davrandılar. (Mesela benim o yazıda sözünü ettiğim, o zaman CHP’yi provoke etmeye çalışan “tiribün amigoları” bizden önce koşup en önlerde yerlerini almışlardı)

Yine de milyonlarca insanın adalet talebiyle AKP’nin karşısına dikilmiş olması son derece anlamlıdır.

Peki devamı gelir mi?

Arzumuz devamının gelmesi yönündedir. Ancak, birincisi her politk hareketlenmeden beklentisi olan kimi güç odakları bunu da manipüle etmeye çalışacaktır. İkincisi yukarıda sözünü ettiğim kariyerist küsürat siyasetçileri ortalıkta cürümlerinden çok gürültü çıkararak dolaşmaya devam edeceklerdir.

CHP “kapsayıcılık” adına sahayı bu şekilde boş bırakmaya devam ederse bu türden müdahaleler insanların kaybedilmesine, milyonların ümidinin boşa çıkmasına yol açabilir. Bunun yerine, kendi kurucu ilkeleriyle kendi ağırlığını koymalıdır. Altı okun ilkeleri (milliyetçilik dahil) savunulmadığı taktirde AKP karşısında kalıcı bir mevzi oluşturma imkanı yoktur. Unutulmamalıdır, onca liberal goygoya, dincilerin ve etnikçilerin onca saldırısına rağmen tüm Türkiye’de hala geçerli olan en kuvvetli değer Atatürk ve onun ilkeleridir.

Özellikle Atatürkçülerin kafasında oluşan soru işaretlerinin dağıtılması hayati önemdedir. PKK’nin yayın organlarında borazanlığını yaptığı “Atatürkçülerin marijinalize edilmesi” fikri ham hayaldir. Atatürkçüler marijinalize edilemeyecek denli yerli, köklü ve kalabalıktır. O dev mitingin ana gövdesi de ezici biçimde Atatürkçülerden oluşmaktadır.

Yurtsever solcular, sosyalistler ve Atatürkçüler olarak her durumda umudumuzu korumaktan yanayım. Ama öte yandan, bir bütün olarak siyaset kurumuna karşı temkinli olmamız gerektiğini de düşünüyorum. Çünkü bizler ne ulufe kaparak, ne ikbal bekleyerek hareket ediyoruz. Tek dileğimiz memleketimizin içine sürüklendiği kutuplaşmaların son bulması, laik Atatürk cumhuriyetinin tüm kurumları ile yeniden tesis edilmesidir.

Umalım ki ülkemiz için hayırlı olsun.


Deli Gaffar’ın Notları tamamen bağımsız bir kişisel blogtur. Hiçbir siyasi grup, medya kuruluşu ya da şirketin desteği olmadan yayın yapar.

Deli Gaffar’ı takip etmek için
Twitter : @DeliGaffar
Facebook  Gaffar Yakınca sayfası
Instagram :  deligaffar