Bodrum’da Atos’la Beraber…

Sevgili kardeşim Atos yüzerken...

Sevgili kardeşim Atos yüzerken…

Cumartesi gecelerinin geleneği haline gelen Yar Kapısında Uyumak öyküsünün yeni bölümü bu gece yok. Dostlarım, kardeşlerim beni affetsinler.

Geçen hafta Ankara’da patlayan bombadan kıl payı kurtuldum, ama buna sevinmeli mi üzülmeli mi bilmiyorum. Çok fazla masum insan ölüyor, gençler, kocamış teyzeler amcalar, çocuklar, henüz anne karnında bebeler, parktaki köpekler öldü Ankara’da patlayan bombayla. Bugünse el kadar çocukları, güvercinleri öldüren bir başka bomba….

Yas, öfke ve acı bizi adeta bir taşa çeviriyor, nefes dahi alamıyoruz. Sanki katledilen her bir kardeşimizin tabutunu sırtımızda taşıyor gibiyiz… Ah kardeşlerim, dostlarım, nasıl kıydılar size.. Ne aklım alıyor, ne vicdanıma sığıyor…

Ama bakın bir şey diyeceğim, biz sıradan bir ülke, alelade bir halk değiliz. Çok belalar atlattık, bu rezil kabusu da atlatacağız. Buna inanın, yurdumuza inanın, gencecik insanlarımıza, çocuklarımıza inanın. Katiller karşısında korkmayın, sinmeyin, umutsuzluğa kapılıp geri adım atmayın.

Ben bu gece Bodrum’dayım, tatil değil iş için, ama biliyorsunuz Bodrum her zaman çok güzeldir, özellikle de şu tatilci perdesini kaldırıp buranın toprağını görebilirseniz….

Burası kabaca bin yıllık bir Yörük yurdudur. Türküsü, dansı, töresi buna göredir. Yörükler, en az iki bin yıldır atlarla, köpeklerle ve tabi ki keçilerle beraber yaşarlar. Ben de sizi bir arkadaşımla, Atos’la tanıştırmak isterim, kendisi her akşam en az yarım saat yüzmeden duramayan bir köpektir. Bu akşam üstü azıcık da benimle oynadı, sağolsun, var olsun. Bunu niye anlatıyorum biliyor musunuz? Büyük ve güzel bir ülkemiz var, hala öyle, hala yalçın dağları, yeşil ormanları, güzel köpekleri ve tabii ki onurlu insanları var. Buna sahip çıkacağız, başka bir yurdumuz olmadığına göre, kedisiyle köpeğiyle ağacıyla bu yurdu bağrımıza basacağız, onu bu kara vicdanlılara, bu katillere bırakmayacağız.

İşte tam da bu yüzden birazcık toprağa dokunmanızı ve bir türkü dinlemenizi istiyorum. Bu türkü Bodrum’un en bilinen türkülerinden biridir.

Vardar Göçmeni Müftü Halil İbrahim Efendi’nin kızı Mefharet Tüzün, 1914 İzmir doğumludur. Türkiye’nin ilk kadın hakimlerindedir. Kütahya Tavşanlı’da hakim olarak başladığı meslek yaşamına 1951 yılında tayininin çıktığı Bodrum’da devam eder.

Mefharet hanım 1954 yılında intihar eder. Neden intihar ettiği bir türlü çözülemez. Bilinen tek gerçek ölmeden bir gece önce bestekar Zeki Duygulu’nun Milas’taki konserinde “Dur kadınım çıldırtma beni” adlı şarkıyı aynı programda üç kez istediğidir.

İşte buyrun, bu türkü Bodrum Karaova Çiftlik Köyü’nden Mustafa Çelik’in Mefharet hanım için yaktığı ağıttır…

Fotoğraftaki ise dostum Atos’tur..

Yarın bugünden güzel olacak, çünkü çocuklar ve köpekler için direneceğiz, yurdumuz için mücadele edeceğiz, kardeşlik için ayakta kalacağız…

Her ne kadar şimdi biraz kararmış, biraz buğulanmış da olsa geleceğe umutla bakan gözlerinizden, mücadele eden ellerinizden öperim.

 

Bir de benim gibi daha Çingene usülü sevenlere, bir başka versiyonunu koyayım.


Deli Gaffar’ın Notları tamamen bağımsız bir kişisel blogtur. Hiçbir siyasi grup, medya kuruluşu ya da şirketin desteği olmadan yayın yapar.

Deli Gaffar’ı takip etmek için
Twitter : @DeliGaffar
Facebook : Gaffar Yakınca
Instagram :  deligaffar