Batum, Pamuk, Kıvanç, Eygi… Sana Az Bile Kardeşim

Hear No Evil - Hank Mattson, ABD- Suluboya

Hear No Evil – Hank Mattson, ABD- Suluboya

Başımıza gelen en kötü şeyin AKP olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. En kötüsü, AKP sayesinde adam yerine konulan, sırf AKP’ye muhalif diye el üstünde tutulan şu türedi muhalif takımıdır.

Rüstem Batum’un sözleri aynen şöyle :

Karıları bikini giyebilsin diye milyonlarca insanı sokağa döken ulusalcı beyaz Türkler katledilen 300 Kürt için çıt çıkarmıyorlar.

Ondan önce de şunları söylemiş :

Anadolu’da aile içi binlerce tecavüz olayı var kimseden tık yok.
Bağdat caddesinde tek tecavüzde tüm beyaz Türkler ayakta!

Bir insanın alçalabileceği en düşük seviyelerden birini açıkça gösteriyor. Ne tür bir kötülük ararsan bu sözlerde mevcut. Kadın düşmanlığı, ırkçılık, ucuz şöhret avcılığı, samimiyetsizlik, fırsatçılık… saymakla bitmez. Ama bir dakika, kendisi yüzbinlerce insan tarafından takip edilen bir AKP muhalifidir! Bay başkana ve AKP’ye karşı cepheyi geniş tutacağız ya hani, işte o cephede omuz omuza savaşmamız gereken biridir!

Eh, geniş cephe, biraz da geniş mide gerektirir değil mi? Olacak o kadar.

Ümit Kıvanç’ı yazmaktan ben yoruldum, kendisi ülkenin solcularına, muhaliflerine küfür etmekten yorulmadı. Hakaret ve aşağılamada o kadar uzmanlaşmış, kibri o noktalara varmış ki bize sadece “faşist” dediğinde, “eh buna da şükür” demek zorunda kalıyoruz. Ama bir dakika, zatı şahaneleri sıkı bir AKP muhalifidir! Oh, evet, vaktiyle biraz “yetmez ama evet” demiş olabilir ama önemli olan şimdi bay başkana çaktığı laflardır, duyguları paçalardan akan, hepimizi zırıl zırıl ağlatan o alengirli cümlelerdir. Cepheyi geniş tutmalıyız, Ümit beye de yer açın.

Ne demiştik? Geniş cephe biraz da geniş mide gerektirir..

Orhan Pamuk yeniden piyasada. Tevekkeli değil, yeni romanı çıkasıymış. Kendi deyimiyle “özgürlükçü bir solcu” olarak AKP ile ilgili hayal kırıklığına uğramış. Ne beklediyse artık, ya da ne isteyip de alamadıysa kankası dincilerden! AKP’ye verdiği destek için pişmanlık falan yok. Özür? O nasıl laf, yarı tanrı Orhan özür mü dilermiş be? Sizin çocukların sokakta ölesi vardı öldüler, bulaşmayaydınız devletin polisine, kamunun malına, fışkiyesine falan. Eskiden daha çok insan ölüyordu, şimdi üç beş çapulcu. Ali İsmail ? Orhan beyi rahatsız etmeyin böyle mevzularla, o edebiyat konuşmak istiyor. Romanlarını ağzımızın suyu akarak okuyoruz, ah evet, ona bayılıyoruz, o tuhaf halleri bizi kendimizden geçiriyor. Hem ayrıca cepheyi geniş tutmak lazım. Kendisi artık AKP’ye en azından biraz mırın kırın ediyor.

Geniş cephe.. evet biraz da geniş mide lazım, ha gayret, sindirirsiniz…

Mehmet Şevket Eygi’nin ne dediğini duydunuz. “Fahişe gibi giyinirseniz tecavüzü hak edersiniz, lanet olsun fahişe gibi giyinen kadınlara”. Fahişe gibi derken çarşaf giymeyen herkesten söz ediyor, belirteyim de kendinizi bu tanımın dışında sanmayın. Ama geniş bir cephe için gerekirse bu necaseti bile alabiliriz aramıza. “Yok artık, daha neler” mi diyorsunuz? Hiç şaşırmayın… Kendisini en son nerede okumuştum biliyor musunuz? Şu “muhaliflik” yüzünden yayını durdurulan NTV Tarih dergisi var ya hani, şimdi #Tarih diye çıkıyor, işte orada. Gezi’den önceydi, konu camilerin restorasyonu. Eygi de bu konuda AKP’nin yaptığı işlere karşı çıkıyor, yani “muhalif”. E cephe de geniş olacak ya malum, bizim muhalif yayıncı kardeşlerimiz bula bula Eygi’yi bulmuşlar fikrini almak için. Çok mu titiz davranıyorum? Bilmem, ben olsam böyle bir adama çıkardığım dergide yer vermeyi bırakın, telefonunu çevirdiğim için bile utanç duyardım. Aaaa… saçmalama Gaffar, cephe geniş olacak, gerekirse pezevenkleri bile kapsamalı.

Yalnız biraz geniş mide lazım… evet geniş bir mide.

Size dürüstçe, doğrusunu diyeyim mi? Dost acı söyler, kusuruma bakmayın, bu adamların hepsini hak ediyorsunuz, hak ediyoruz. Hala Rüstem Batum gibi adamları, hatta ondan daha beter ne idüğü belirsiz yerden mantar gibi bitmiş “muhalif” internet fenomenlerini falan takip ediyorsunuz, hala Ümit Kıvanç gibi adamların yazılarını paylaşıyorsunuz, hala Orhan Pamuk, Elif Şafak gibilerin kitaplarına para veriyorsunuz… Baskın Oran’ların, Ahmet İnsel’lerin, Nilüfer Göle’lerin peşinden koşuyorsunuz. Size doğruları söyleyenlere ise hakaret ediyorsunuz, aşağılıyorsunuz.

Niyetiniz cepheyi genişletmekti değil mi? Bizim gibi “sekter”, “bozguncu” tiplerden kurtulup, AKP’ye karşı en geniş muhalefet cephesini kurmak. Hadi buyrun, sizi tutan yok, yan yana yürümeye devam edin bunlarla.

Ama unutmayın geniş cephe için biraz geniş bir mide gerekli… Ve dikkatli olun kardeşlerim, haysiyet geniş mideyi sevmeyen bir duygudur, mide genişledikçe haysiyete yer kalmaz, önce bağırsaklara sonra daha başka yerlere doğru göçüp gider.


Deli Gaffar’ın Notları tamamen bağımsız bir kişisel blogtur. Hiçbir siyasi grup, medya kuruluşu ya da şirketin desteği olmadan yayın yapar.

Deli Gaffar’ı takip etmek için
Twitter : @DeliGaffar
Facebook : Gaffar Yakınca
Instagram :  deligaffar