Selamet’i Kim Öldürdü ya da Vicdancılar Neden Suskun?

Der Verlust - Milan Andric, Sırbistan - Y.boya, kanvas

Der Verlust – Milan Andric, Sırbistan – Y.boya, kanvas

Selamet Yeşilmen’i kim öldürdü? Evet, bu çok basit, çok sade bir soru.

Yeşilmen Nusaybin’de yaşıyordu. Kırk dört yaşındaydı, beş çocuğu vardı, altıncıya hamileydi. Önceki gün çocuklarıyla beraber evininin bahçesine çıkıyordu… ne olduysa oldu, ondan geriye, kapı ağzında, belki hala ayaklarının sıcaklığını taşıyan terlikler ve merdivenlere uzanmış cansız bedeni kaldı….

İçler acısı, insanı yaşadığına lanet ettirecek denli hüzünlü, ağır bir fotoğraf bu.

Ancak fotoğraf yetmiyor yanıtı bulmaya, soru orta yerde duruyor: Selamet’i kim öldürdü?

Bu fotoğrafı, PKK ve HDP’nin sosyal medya hesapları iki gün boyunca “Nusaybin’de insanlık öldürülüyor” diye servis ettiler. Bu mesaj sosyal medyada çığ gibi büyüyüp yayıldı.

Evet, Nusaybin TC Devletinin işgali altındaydı ve işgal kuvvetleri sivil halkı kadın-çocuk demeden katlediyordu. Bu kadar basit! Sorunun yanıtı bu kadar basitti.

Bu kadar mı gerçekten? Zavallı kadının otopsi raporu açıklanınca hiç de “o kadar” olmadığı görüldü. Selamet Yeşilmen’in vücudundan polis kurşunları değil, PKK’nin EYP bombalarına ait parçalar çıktı.

Oysa o ana kadar herkes hemfikirdi cinayeti devletin işlediğinden. Bırakın aksi yönde bir iddiayı dile getirmeyi, PKK’nin savaş propagandasını sahiplenmemek, buna kuşkuyla yaklaşmak bile duyarsız, bencil, budala ve hatta “faşist” ilan edilmenize yetiyordu.

Diken’in yeni yetiştirdiği vicdancılardan Hürrem Sönmez, “Parise ağlayanlar Nusaybin’den utanın” diye biz “beyazlara” ayar veriyordu. O kadar emindi ki cinayetin nasıl işlendiğinden, “Hamile bir kadının çocuklarının gözü önünde bu devletin güvenlik güçleri tarafından taranarak öldürüldüğü saatlerde…” diye yazıyordu. Paris’te ölenlere üzülen “beyaz Türklerin” böğrüne böğrüne çakarken, sanki bizzat Nusaybin’deymişçesine, sanki tüm detayları biliyormuşçasına rahattı.

Fakat otopsi sonuçları açıklanınca herkes sus pus oldu. İnsan sormadan edemiyor, ne oldu da sustunuz vicdan kumkumaları? Selamet’in bedeni hala o fotoğraftaki kadar cansız, çocukları hala öksüz, terlikleri hala ölü kadının terlikleri, entarisi hala ölünün esvapları. Bugün yarın selası okunacak, toprağa gömecekler onu.

Evet, ölüm, yani Selamet’in ölümü bütün soğukluğu ve bütün alçaklığıyla orada duruyor işte. Ama siz susuyorsunuz. Sanki bunlar hiç olmamış, sanki Selamet ölmemiş gibi.. Ya da, daha kötüsü, sanki hiç yaşamamış gibi.

Hiç yaşamamış gibi. Maalesef en doğru tanımlama bu. Kirli savaşınıza malzeme olmayan herkes aslında “hiç yaşamamış gibidir” sizin için. Türk, Kürt, kadın, erkek, çocuk fark etmez. Ölürken size hizmet ettiyse şehittir, kahramandır, mazlumdur… Etmediyse… hiç yaşamamış saymak en iyisidir. Demek ki ikide bir “vicdan vicdan” dediğiniz de hep aynı yönü gösteren bozuk bir pusuladan başka bir şey değildir.

Manzaramız özetle budur. Selamet’i PKK’nin öldürdüğü ortaya çıkana dek sözde demokratlar, çakma solcular ve onların peşine takılan vicdan kumkumaları “katil devlet” diye slogan atıyordu. Şimdi suskunlar. Biz bu suskunluğu iyi biliyoruz, katil PKK olunca hiç şaşmıyor, demokratlarımızın “stratejik suskunluğu” devreye giriyor.

Daha düne kadar devletin eteklerinde büyümüş, medya köşelerinde, akademi koltuklarında, Avrupa fonlu yataklarında semirmiş türedi muhalifler şimdi gelmiş bize vicdan abecesi öğretmeye kalkıyor, “katil devlet” dersi veriyor.

Zahmet etmeyin, biz devletin katil olduğunu biliyoruz. Sizden çok önce öğrendik. Sizin sırtınızı sıvazlayan, önünüzü açan, ünvan veren, maaş bağlayan, danışman yapan, sofralarda ağırlayıp pazarlık masalarında yanaklarınızı okşayan devlet, solculara yetmiş yıldır kan kusturuyor.

Evet biz devletin katil olduğunu çok önceleri, kendi bedellerimizi ödeyerek öğrendik, sizden ders almamıza gerek yok. Ama heyhat, siz bir türlü öğrenemediniz, PKK’nin de bu coğrafyanın en kanlı katillerinden biri olduğunu.


Deli Gaffar’ın Notları tamamen bağımsız bir kişisel blogtur. Hiç bir siyasi grup, medya kuruluşu ya da şirketin desteği olmadan yayın yapar.

Deli Gaffar’ı takip etmek için
Twitter : @DeliGaffar
Facebook : Gaffar Yakınca
Instagram :  deligaffar