Garipçe’den Rusya’ya Çıplaklık

Metropollerde salamura balık gibi yaşamaktan bunalan kentlimiz her fırsatta şehrin yakınındaki köylere, kırlara falan akın eder. Yirmi milyonluk şehirlerin kıyısında ne kadar köy kaldıysa artık, bu köycüklerin uyanık ve her ne hikmetse komple islamcı “köylücükleri” fırsatı ganimet bilip bir tostu on liraya, bir porsiyon hamsiyi yirmibeş liraya satarak köşeyi dönerler.

Kerameti kendinden menkul, doğru düzgün tuvaleti bile olmayan, yemeği yemeğe, servisi servise benzemeyen ama “ouuw ne otantik…” “wauuww çok doğal…” yerlere, sırf Ayşe Arman türü bir “kanaat önderi” işaret etti diye bir servet bayılan özgürlükçü, demükrat, kültürlere falan saygılı orta sınıfımız bir gün o gittiği köycüğün girişinde “mayoyla ve bikiniyle denize girmek yasaktır” pankartıyla karşılaşıverir.

Pek komik bulmuştur bu ilanı, ay ne komiktir, demek ki Türkiye’nin ilk çıplaklar kampı Garipçe köyünde açılıyormuştur, saçmalığa bakar mısındır…

Neresi komik? Hiç haşema diye bir şey duymadınız mı? Yılllarca paranızla semirttiğiniz esnaf güruhu şimdi “bizim mahalleye dinci olmayan giremez” diyor, burnunuzun dibinde halka ait bir sahili basbayağı kurtarılmış bölge ilan ediyor siz hala, afedersiniz bokunda boncuk bulmuş gibi gülüyorsunuz. E haklısınız tabi, bunlar hep kemalizm yüzünden, hep cehape zihniyeti yüzünden oluyor… Gülmeyelim de ne yapalım !

Zamanın birinde Yunanistan’da küçük bir adadayım, kaldığım otelde havuzun yanında kitap okuyorum. Toraman bir hanım geldi, bir iki laf attı, sohbet etmeye başladık. “Ben bayılıyorum bu adaya” diyor, ben ağzım ayrık “he iyimiş” diye dinliyorum. “Ben budistim burada falanca köylere gidiyorum, her yıl gelirim” diyor, ben de “he budizm iyidir temiz havada yoga falan” diyorum ama sohbette bir faz kayması var, bir türlü anlaşamıyoruz, ben müsade isteyip kalktım. Adayı geziyorum, anaaam her taraf “nudist plajı”, o zaman anladım, kadın ben nudistim diyor, benim Türk kafam özüne dönen entel görmekten iyice sulanmış ya, budist anlıyorum. Her ne ise gençliğimizin sonbaharında saadeti bulma olasılığı da böylece heba olmuş oldu.

Aslında çıplakların, ya da laikçi der gibi çıplakçı diyelim biz bunlara, çıplakçıların en rahat ettiği ülkelerden biri Türkiye’dir. Ege sahillleri binlerce irili ufaklı gizli koyla doludur. Bu tip düzenlemeler falan yapılmadığı için kuytu bir köşe bulup anadan üryan atlayabilirsiniz suya.

Yunanistan bu konuda çok talep gördüğü için daha katı kurallara sahip. Bir de ortodoks kilisesi 70’lerde, 80’lerde işi gücü bırakmış çıplakçılığa karşı kampanya yürütmüş. Sonuçta neredeyse her köşede “no nudism” tabelaları dikilivermiş. Papazlar da tıpkı bizim dinciler gibi, Adem babalıktan hoşlanmıyorlar.

Evet, neticede bu bir zihniyet, hatta belki bir ideoloji sorunudur. Yazar Maysuryan “Onca heykeli arasında Lenin’i çıplak gösteren bir tek heykel bulamazsınız, oysa Lenin tam bir nudistti” diyor. Bu iddiasının dayanakları ise hiç de yabana atılacak türde değil.

Yakınındakilerin anlatımına göre Lenin Avusturya’da bulunduğu sırada bir çıplaklar plajını ziyaret ediyor ve gördüğü “sağlıklı yaşam biçiminden” çok etkileniyor. Sigara içmeyen, jimnastik yapan, vejeteryan beslenen ve “saçma ahlak yasaları”na başkaldırmış olan bu insanlardan övgü ile söz ediyor. Karısı Krupskaya da kendisiyle aynı fikirde. O sıralar nudizmi destekleyen başka tanınmış bolşevikler de var : Troçki, Lunaçarski, Buharin, Kollantay ve Bogdanov gibi isimler…

Lenin 1917’de Rusya’ya dönüyor ve aynı yılın yazında gittiği bir plajda yarı giyinik bir şekilde denize giren, birbirine görünmekten utanan ve çalıların arkasına gizlenen Rusları görüyor. Bu manzara karşısında üzüntüsünü gizlemiyor ve yanında bulunan Bonch-Brueviç’e şöyle diyor : 

“Yurtdışında bunlar çoktan aşılmış. Almanya’daki göllerde işçiler kadınlı erkekli ve çırılçıplak halde suya girip güneşleniyorlar, kimse birbirini taciz etmiyor, kınamıyor. Yüzbinlerce insanın çıplak halde yüzdüğü bu memleketlerde herhangi bir skandalla karşılaşmış değilim. Buradaki durumla ciddi biçimde savaşmamız gerekiyor. Muhafazakar riyakarlıklardan ve ikiyüzlülükten uzak, sadeleşmiş ve özgürleşmiş yeni yaşam tarzları için yapacak çok işimiz var…”

Çar II. Nikola Finlandiya sahillerinde, arkasındakiler koruması olan subaylar.

Çar II. Nikola Finlandiya sahillerinde, arkasındakiler koruması olan subaylar.

Aslına bakarsanız Rusya’da bu işin bir geçmişi de var. Misal, bolşevikler tarafından eşek cennetinin en asil üyesi yapılan rahmetli Çar Nikola da bir çıplakçıymış. Kendisi Petersburg’taki çıplakçılar derneğine üyeymiş, bakanları ve aile efradıyla beraber mevsimine göre Kuzey Denizi’nde ya da göllerde çıplakçılık icra edermiş, hem de anadan üryan !

1992’de Perestroyka yamyamları Sovyet arşivlerini talan ederken bir de ne görsünler, bu İkinci Nikola hazretlerinin ve şürekasının zilyon tane cıbıl fotoğrafı arşivde saklı duruyor. Demek ki Bolşevikler devrimden sonra devlete ait tüm belgeleri olduğu gibi bunları da tasnif edip saklamışlar.

Ama akla bir soru geliyor: Çara ve burjuvaziye karşı yıllarca süren bir propaganda savaşının ortasında neden bu görüntüleri yayınlamamışlar? Öyle ya, Çarın bu fotoğrafları o günkü Rus toplumunun gözünde onu küçük düşürmek için bulunmaz bir fırsat olabilirdi.

Sebebi basit, çünkü Bolşeviklerin de neredeyse tamamı çıplakçıydı ve üstelik bu işi bir moda olarak değil, politik bir tavır olarak görüyorlardı. Dolayısıyla çar efendinin anadan üryan pozlar vermesi Bolşevikler için ayıplanacak bir şey değildi. Daha önceki bir yazıda da söz etmiştim, o ünlü “kahrolsun ayıp” hareketi de zaten Bolşeviklerin içinden çıkmıştı.

Çarın fotoğrafları sosyalizm çöktükten sonra da yayınlanmadı. Ancak bu sefer tamamen tersi bir sebeple: yeni anti-komünist Rus yönetimine göre Nikola’nın itibarı iade edilmeliydi ve onun bu cıbıl halleri çizilmek istenen “güçlü Rus imparatoru” imajına uygun düşmüyordu. Rusya’nın anasını ağlatmış olan despot Nikola, Bolşevikler tarafından şehit edilmiş, dindar bir iyilik meleği olarak resmediliyordu ve yeniden güçlenen kilise sayın kralın çükünün görünmesine onay veremezdi.

Hazır Nikola’nın çüküne gelmişken, burada bir ara verelim, bu bahse devam edeceğiz, çünkü daha çok su kaldırır bu çıplakçılık hikayeleri… Bir de bakalım TDK’dan teşekkür gelecek mi bu deli kulunuza, nudizme Türkçe bir karşılık buldum diye.

— // —

Deli Gaffar’ı takip etmek için

Twitter : @DeliGaffar

Instagram : deligaffar

Facebook : Gaffar Yakınca