Sarışın mı Olsun Esmer mi? Zengin mi Olsun Yakışıklı mı?

Турецкий для блондинок самоучитель (Turetskiy dlya blondinok samouchitel / Sarışınlar için Türkçe Kitabı)

Турецкий для блондинок самоучитель (Turetskiy dlya blondinok samouchitel / Sarışınlar için Türkçe Kitabı)

Dostum Nergiz Hanım sağolsun, pek yaman bir entelektüeldir, gözünden hiç bir detay kaçmaz. Memleketi Baku’ya dönerken Atatürk Havalimanı’nda gördüğü bir satış tabelasını göndermiş. Uyanık Türk esnafı Ruslara “sarışınlar için Türkçe kitabı” satıyor. Yani, “aptallar bile öğrenebilir” demeye getiriyor ama atladığı bir nokta var, Rusların neredeyse tamamı sarışın. Artık bu öyküde kim aptal kim değil varın orasını siz yorumlayın.

Sarışın mı esmer mi sorusu akla ilk bizim Marilyn’in “Erkekler Sarışınları Sever” filmini getiriyor. Herhalde “aptal sarışın” kalıp yargısının merkez üssü de Hollywood olsa gerek. Neredeyse tüm Dünyaya yayılmış olan sarışın fıkraları ya da bizdeki cin dükkancının yaptığı tarzda “şakalar” da bu kalıp yargının bir parçası. Buradaki sarışın sözcüğünü siz “sarışın kadın” olarak okuyun tabii.

Tarihin İlk “Aptal Sarışını”

Aslına bakarsanız bu işin kaynağı Amerika değil, Fransa. 1748-1830 arasında yaşamış Rosalie Duthé tarihteki ilk “aptal sarışın” figürü olarak gösteriliyor. Hanımefendi bir “courtisane”, yani kralın yakınında yaşayanlardan biri, en üst sosyeteye mensup bir şahsiyet. Marifetine gelince, kendisi manastırdan ayrılma üst düzey bir fahişedir, o günkü adlandırmayla metres de diyebiliriz. Zengin bankerlerin ve soyluların metresi olarak icra ettiği sanat tabii ki sadece seks değil, soylu bir kadından söz ediyoruz, bilgi birikimi var, şiir okuyor, müzik biliyor ve dans ediyor. Dolayısı ile bir süre sonra Paris Operası’nda dansçı olarak da çalışmaya başlamış.

€€€Tarihin ilk "aptal sarışını", Bayan Rosalie Duthé.

€€€Tarihin ilk “aptal sarışını”, Bayan Rosalie Duthé.

Bayan Duthé, çok güzel ve fakat biraz safça bir kadın olarak anılıyor. 1775’te yazılıp sahnelenen “Les curiosites de la Foire” adlı bir oyunun baş kahramanı olarak Duthé seçilmiş. Oyun bu sarışın kadıncağızın aptallıkları üzerine kurulu ve yazılanlara bakılırsa Paris’i haftalar boyunca kahkahadan kırıp geçirmiş.

Erkekler Neyi Seçer?

Aptal sarışın tipinin modern zamanlarda ilk ortaya çıkışı Gentlemen Prefer Blondes romanı. Evet Marilyn’in oynadığı o ünlü film aslında bir roman uyarlamasıdır. Üstelik ilk uyarlama da değil. Roman 1925’te yazılmış, 1928’de sinemaya uyarlanıyor ama Ruth Taylor’un da oynadığı bu versiyon şu anda kayıp, hiç bir kopyası yok. 1949’da bir Broadway müzikali oluyor ve 1953’te de bizim bildiğimiz, Türkçe’ye “Erkekler Sarışınları Sever” diye çevrilen Monreo’lu film.

Filmde Monroe “sadece elmaslarla mutlu olabilen” sarışın bir dansçı kızı canlandırıyor. Bir de esmer arkadaşı var, Jane Russell’ın oynadığı. Onun ilkesi de sadece yakışıklı erkeklerle çıkmak. Sevilmeye layık erkeklerin sadece zengin ve yakışıklı diye tasnif edildiği film çulsuz ve gariban Türk erkekleri üzerinde travma yaratabilir, baştan diyeyim.

Öykü karşısında Amerikan enteli de benzer hislere kapılmış olmalı ki sağolsun Time dergisi kitabın eleştiri yazısının başlığına, kitabın moronlara hitap ettiğini kast ederek, kocaman “MORONCA” yazmış. Zaten romanın yazarı Anita Loos da iki yıl sonra romanın devamını yazmış : Ama Esmerlerle Evlenirler. (but Gentlemen Marry Brunettes) Hatta asıl bomba iddia o ki ölümünden hemen önce “Erkekler Erkekleri Sever” adlı yeni roman projesi üzerine çalışıyormuş. Ömrü kifayet edip de yazabilseydi bugün bile çok satmaya devam ederdi sanırım.

Sarışın Tipleri

Annette Khun adında feminist bir profesör var, bu işlere çok kafa yormuş biri. Sinemada üç tip sarışın var diyor :

Grace Kelly ya da Kim Novak gibi “soğuk sarışınlar”, soğuk dış görünümlerinin arkasında ateşli bir kişilik saklayan tipler. Hitchcock’un sarışınlarının tamamı bu kategoriye giriyor.

“Sarışın bombalar”, ki Jane Harlow, Marilyn Monroe, Brigitte Bardot, Mae West bu grupa dahildir, çok seksi ve bir bedel karşılığında sahip olunabilecek kadınlar olarak çiziliyorlar.

Sonuncu grupsa “aptal sarışınlar”. Khun, bu kategoriye Jayne Mansfield, Alice White, Marie Wilson gibi isimleri örnek vermiş. Ben hiç birini tanımıyorum, ama bugünden misal Paris Hilton bu gruba dahil edilebilir, tabi bir gerçek kişi profili olarak.

Esemerler "Erkekler Sarışınları Sever" filmini protesto ediyorlar. Tabii ki bu bir reklam çalışması.

Esmerler ve kızıllar “Erkekler Sarışınları Sever” filmini protesto ediyorlar. Tabii ki bu bir reklam kampanyası.

Çekici Oldukları İçin Mi Aptallar Acaba?

Farklı memleketlerde yapılan araştırmalar insanların çoğunluğunun sarışınların daha az zeki olduğunu düşündüğünü gösteriyor. Yaygın kabul fiziksel çekiciliği yüksek olan sarışınların yaşamda başarılı olmak için kafalarını çalıştırmaya ihtiyaç duymayacakları ve dolayısıyla zamanla IQ’larının düşeceği yönünde. Aynısı, mesela, atletik yapılı yakışıklı erkekler için de söyleniyor. Ancak gerçek şu ki bu kahve filozofluğunun bilimsel herhangi bir karşılığı yok! Sarışınlarla esmerler arasında zeka açısından hiçbir anlamlı fark yok.

Peki gerçekten sarışınlar daha çekici mi bulunuyor? Sarışın kadınlardan söz ediyorsak, evet. İskandinavya hariç dünyanın hemen her yerinde sarışın kadınlar daha çekici bulunuyorlar. Bir iddiaya göre bunun sebebi, sarı saçın az bulunması ve dikkat çekici olması. Başka bir iddia, açık saç renginin “gençlik” işareti olduğunu, bunun için tercih edildiğini söylüyor.

Westminister Üniversitesi bir araştırma yapmış, aynı kadın Londra’daki bir gece kulubüne muhtelif zamanlarda sarı saçlı ve esmer olarak giriyor. Kadın aynı kadın olmasına rağmen saçları sarı olduğunda daha çok erkek ona kur yapıyor, iletişim kurmaya çalışıyor. Ancak daha sonra bu erkeklere sorulduğunda esmer kadını daha zeki ve etkileyici bulduklarını söylüyorlar. Erkek kafası işte, daha çekici bulduğuyla daha az ilgileniyor ve anlaşılan o ki araştırma burada “erkek çelişkileri” diye adlandırabileceğimiz daha beter bir sorunla karşılaşıp duruyor.

Amerikalı kadınlar bu işin farkına varmış olmalılar ki 30 yaş üstü kadınların %40’ı saçını sarıya boyatıyor. Avrupa da bu konuda hiç geri kalmıyor. Bizdeki durumun da pek farklı olduğunu sanmıyorum.

Batılıların ota boka yatıracak parası çok ya hani, yeter ki akademik olsun, her haltı araştırmışlar. Bir araştırmaya göre sarışın garsonlar esmerlerden daha çok bahşiş alıyor, başka birine göre beyaz yakalı sarışınların maaşları esmerlere göre daha yüksek. Başka bir araştırmaysa MBA sahibi bir adayın muhasebe poziyonu için iş başvurusu yaparken sarı saçlı fotoğrafını koyarsa reddedildiğini, kahverengi saçlarla kabul edildiğini gösteriyor. Demek ki işe girmek için esmer, terfi edip yüksek maaş almak için sarışın olmak gerekiyor, bu da “buzines” dünyasının mantığı!

Tüm Dünya Batıdan İbaret Değil

Tüm akla ziyan sosyoloji zortlatmaları gibi bu sarışın kalıp yargısı da asıl olarak batının derdiymiş gibi duruyor. Oysa, Doğuya geldiğinizde sarışın olmak bırakın aptal görülmeyi falan sizi basbayağı üstün bir insan haline getirebilir. Bingöl’de, Afyon’da ve hatta İstanbul’da gezen uzun boylu bir sarışınsanız, insanlardan daha çok saygı görebilirsiniz. Çünkü Alman, Hollandalı, İsveçli ya da ona benzer bir “üstün” ırka mensup olma olasılığınız yüksektir ve bu sizi sadece daha zengin değil aynı zamanda daha akıllı da yapar. Avrupa sokaklarında bir “kara kafa” olmaksa genellikle tam tersi sonuçlar doğuracaktır.

Söylediğim gibi İskandinavya’da da işler biraz farklı. Çünkü tüm Dünya’da sarışınların oranı %2 civarındayken İskandinavya’da bu oran %40’a çıkıyor. Geçen yıl İsveç’te yayınlanan bir gazete, Borås Koleji’nde otuz bin İsveçli üzerinde yapılan bir araştırmanın sonucunda sarışınların esmerlerden daha zeki olduğunun bulunduğunu yazdı. İsveç’e özgü mükemmel bir gazeteclik diliyle yazılmış olan haberdeki tek tuhaf nokta akademik araştırmalar üst konseyinin bulunduğu Gröngölingsköping kentiydi. Bu küçük ipucunu yakalayanlar haberin aslında 1 Nisan şakası olduğunu anladılar. Çünkü “gröngölings” İsveççe de “çaylak” demektir, Gröngölingsköping ise bize “Çaylakkent” diye çevrilebilir. Gazete çok tatlı bir şaka yapmış ve lakin internet sayfası haberi ciddiye alanlar tarafından son derece yoğun bir tartışmaya sahne olmuştu. Demek ki böylesi “bilim dışı” bir konuda İsveç gibi eğitimli bir toplum bile çok kolay yanılgıya düşebiliyordu.

Efendim centilmenler sarışınları severmiş, centilmen olmadığımıza göre zaten neyi seveceğimizi düşünmek gibi bir sorunumuz da yok demektir. İşin aslı tüm bunlar biraz da bugünkü toplum yapısının ve paranın egemenliğinin sonucudur. Koca koca akademisyenler “yav arkadaş bizim kurduğumuz şu düzen insanın bile alınıp satılabildiği en rezil düzendir” diyemedikleri için kendilerine antropolojiden, sosyolojiden, istatistikten şuradan buradan mazeret uydurmaktadır.

Zengin mi olsun yakışıklı mı, sarışın mı bulalım esmer mi… Batı dünyası bu soruları bize doğru ihraç etmeye devam etsin, bizimse seçim kriterimiz ta yedi yüzyıl öncesinde şöyle özetlenmiştir :

Sev seni seveni hak ile yeksan olsa da
Sevme seni sevmeyeni Mısır’a sultan olsa da (*)

(*) Kölemen döneminden kalma bir atasözü.

— // —

Deli Gaffar’ı takip etmek için

Twitter : @DeliGaffar

Instagram : deligaffar

Facebook : Gaffar Yakınca