Bir Zihniyet Tezahürü Olarak Ümit Kıvanç

Shit in a bottle - John Kilduff , ABD- Y.boya Kanvas

Shit in a bottle –
John Kilduff , ABD- Y.boya Kanvas

Konuyu biliyorsunuz, Ümit Kıvanç, siyasi edepsizliğin merkez üssü haline gelmiş olan Radikal gazetesindeki köşesinden Hazirancılara küfür etti.  Tepkiler üzerine ne tür bir çam devirdiğini anlamış olmalı ki kişisel blogunda bu sefer bir serzeniş yazısı yayınladı. Beyefendi kendisine hakaret edildiğini düşünüyor, buna pek içerliyormuş. Tüm yazı boyunca aslında ne kadar “sosyalist” ve namuslu bir insan olduğunu anlatmaya çalışmış.

Ümit Bey hakkında yazmalı mıyım diye çok düşündüm. Çünkü sol liberaller ve yetmez ama evetçiler hakkında yazıp söylemekten gerçekten yoruldum artık. Sonuçta bu insanlar ekmeklerini sola ve solculara küfür ederek, sosyalizmi ve devrimcileri aşağılayarak kazanıyorlar. Ancak sorun Ümit Bey’in kişisel sorunu olmaktan çok öte olduğu için yazmak, konuşmak zorundayız.

Türkiyenin son otuz yılında hep iktidarda kalmayı başarmış bir “muhalif” ekipten söz ediyorum, aşağı yukarı tüm yayın organlarında ilişkileri olan, her daim en güzel köşelerden atıp tutabilen, kendilerine herkese akıl verme misyonu vehmetmiş, kerameti kendinden menkul bir “bilmişler kulübü”. Öyle ayarsız, öyle ölçüsüz bir ekip ki bu, bir gün solculara, öbür gün sağcılara, AKP’ye, bir başka gün PKK’ye, ve hatta milli takımın teknik direktörüne, ya da bir bakmışsın mahalle camisinin imamına bile akıl vermekten çekinmeyen bir “ayarcılar” çetesi.

Tabii ki en ciddi sorunları solcularla. Çünkü bunların “yarı-akademik” hokkabazlıklarını yemeyen bir solcular var. Bakın daha düne kadar AKP’nin baş köşesindelerdi, bugün HDP’nin akıl hocası oldular. Yarına Allah kerim, MHP’ye akıl verip Ortadoğu’da yazarlarsa bile şaşırmayın.

Abartıyor muyum? AKP ile MHP arasındaki fark nedir? Türkiye’ye faşizmi getiren anayasa bu beylerin, hanımların can hıraş çabalarıyla kabul edilmedi mi?

Ümit bey de öyle yazmış, “en çok benim yetmez ama evet demiş olmama yükleniliyor”. Neye yüklenecektik birader, sen bu işleri çocuk oyuncağı mı sanıyorsun? Bizim gençlerimiz meydanlarda öldürüldü, analarımız mezar başlarında ağlamaktan helak oldular, can verdiler. Senin entelektüel fantezilerin kadar iç rahatlatıcı şeyler değil bunlar.

Arkasından da “tamam” diyor “benim bu tavrım tabii ki tartışılabilir, ama beni liberal ilan etmeniz büyük haksızlık”. Yok yav? Ne edecektik? Bu kadarıyla kaldığımıza şükret bence, ve bir de yanıt vereyim, hayır kardeşim senin o tavrın artık tartışılamaz. O tren kaçtı, 2013 Haziran ayında senin gibilerin cilalayıp parlattığı AKP rejimini af buyur, itin bir tarafına soktuk çıkardık. Şimdi de hiç bir şey olmamış gibi sizinle tartışacağız öyle mi? “Yav birader keşke öyle demeyeydiniz…” “e ama askeri vesayet vardı kardişim..” “aman efendim böyle buyrun…” “reca ederim önce ben sizin kıçınızı tartayım…” Açık diyeyim, biz böyle komik bir duruma düşmeyeceğiz, düşmüyoruz. Şimdi senin gibi, Oya Baydar gibi küfürbazlara, Demir Küçükaydın gibi ırkçılara (*) itibar eden kapı neresiyse git bu tartışmaları orada yap, bizden uzak ol.

Bu yarı aydın tipi o denli kendi dünyasında yaşayan, kendini evrenin merkezi sanan bir tip ki kendisine yönelen her eleştiriyi şahsına duyulan bir nefret olarak algılıyor. Hiç dönüp bakmıyor, ben ne dedim, ne yaptım da insanları bu denli hiddetlendirdim diye. Kendisine ve kendisi gibi düşünenlere baktığının yarısı kadar bizlere baksa işlerin hiç de sandığı gibi gitmediğini anlayacak. Mesela, bir zamanlar, yaptığı Roboski belgeseli için kendisine “ellerinden öperim” dediğimi bilecek.(**)

Evet, biz Kürt çocuklarının katledilmesini anlattığı için Ümit beye teşekkür ediyoruz, ellerinden öpüyoruz, o ise sırf HDP’ye katılmıyoruz diye bize Kürt düşmanı, faşist, neo-nazi diyor… Hadi bakalım Ümit bey, kim kime insafsızlık ediyor, kim kime haksızlık ediyor bir daha düşün bakalım. Yarın güzel bir iş yaptığında yine senin elini öperiz, sana teşekkür ederiz, ama bize böyle fütursuzca sopa sallamaya kalkarsan emin ol diğer yanağımızı dönmeyiz.

Kişi olarak kendisini bir yana bırakalım, Ümit Kıvanç’ın yazısı solu kuşatmaya çalışan korkunç bir zihniyetin tezahürüdür. HDP’ye destek olmayan herkesi faşist, neo-nazi vs ilan eden, en küçük eleştiriye bile ırkçı, Kürt düşmanı diye küfür ederek yanıt veren bu zihniyet hala önümüzdeki en önemli tehlikedir. Çünkü inanılmaz bir hızla yayılmakta, bir tür entelektüel faşizme evrilmektedir.

Bizzat yaşadığım bir örneği vereyim: Figen Yüksekdağ’ın TÜSİAD başkanıyla el sıkışıp mutlu mesut pozlar vermesini eleştirdiğinizde kolaylıkla “milliyetçi, Kürt düşmanı” ilan edilebilirsiniz. Kendini Marksist-Leninist diye pazarlayan, HDP dışındaki solcuları solcudan saymayan bir politikacının Türkiye’nin en kirli burjuva örgütlerinden birine böyle iltifat etmesini eleştirmeyeceğiz de neyi eleştireceğiz? Konuyla Kürtlerin ne ilgisi var ? Bizim milliyetçi olduğumuzu nerenizden uyduruyorsunuz? Nerelerinden biliyor musunuz, Ümit abileri, Oya ablaları, Ahmet abileri gibi akıl hocalarından…

İşte Ümit Kıvanç gibilerin kirletici etkisi bu denli büyüktür. Sebep oldukları bunca rezillikten sonra bir daha bu konularda konuşmamaları, konuşmakta ısrar ediyorlarsa da duyduklarına, duyacaklarına katlanmaları gerekir. Ümit beyin serzeniş yazısını okurken kendimi çimdiklemek zorunda kaldım. Zannedersin ki beyefendi öyle kendi halinde bir yazar, solcular onu taciz ediyor. Sen Hazirancılara, Gezicilere, solculara kafana göre küfür edeceksin, hakaret edeceksin, sonra cevabını alınca da ağlayacaksın öyle mi? Bizim Malatya’da güzel bir laf vardır kardeşim, “bokunu yiyen kepçesini taşır” derler, kusurumuza bakma.

(*) Irkçı Demir’i anlattığım iki yazı Demokratik Cumhuriyetin “Solcu” Irkçıları ve Irkçı Demir Bey’in Haziran’a Salladığı HDP Sopası

(**) Ümit Kıvanç’a teşekkür edip “ellerinden öptüğüm” Roboski yazısı : Babalar ve Oğulları

— // —

Deli Gaffar’ı takip etmek için

Twitter : @DeliGaffar

Instagram : deligaffar

Facebook : Gaffar Yakınca