Yoksa BANAP’a Mı Vereyim ?

BANAP ya da BAP, gönüllerimizin sultanı :)

BANAP ya da BAP, gönüllerimizin sultanı :)

Tabii ki oyumdan söz ediyorum:) Bir oy deyip geçmeyin, ne kadar önemli olduğunu biliyorsunuz. Bilmiyorsanız da üç aydır HDP’li beyaz arkadaşlarımızın engin matematik bilgileriyle bizlere gösterdiği, bir türlü anlayamayan biz gerizekalılara, kendi tabirleriyle diyecek olursam “Bilale anlatır gibi” anlattıkları hesaplardan, formüllerden falan öğrenmiş olmanız gerekir. 200 oy deyip geçme birader, o iki yüz oy, ki biri de sensin, HDP’ye gitmezse eğer, Selo başgan barajın altında kalır, o barajın altında kalırsa, Tayyip başkan olur, memleket felakete döner…. Sanırsın ki Tayyip bey şu anda Halkalı gümrüğünde muhafaza memuru olarak çalışıyor, HDP barajı aşamazsa devletin başına geçecek!…

İşte böyle böyle komikliklerle bir seçim dönemine daha giriyor güzel memleketimiz. Biz diyoruz, bu seçim işini ciddiye almayın, seçimler bir sebep değil sonuçtur, oy kullanarak memleketi değiştiremezsiniz, ipleri elinde tutan çakallar işlerine gelmeyen kimsenin barajı geçmesine izin vermezler, barajı geçiyorsa mutlaka işlerine geliyordur falan diye ama yarım akıllı olduğumuzdan bizi ciddiye alan yok. Canınız sağolsun, ülkeyi üç yüz yıldır sizin gibi akıllılar yönetiyor, bu kafayla bugüne dek ne gördüyseniz bundan sonra da onu görürsünüz, hatta bakın Selo başgan gibi şöyle allahlı falan konuşayım : allah sonunuzu hayretsin inşallah.

Efendim, ben seçimi ciddiye almayın o kadar diyorum ya, aslına bakarsanız en kalantor burjuva siyasetçileri de gerçekte pek ciddiye almıyor. Biliyorlar nasılsa bu itiş kakışın sonunda kazanan her zaman kendi sınıflarından biri olacak. Ne olacağıdı yiğenim? Hasançelebi’den çoban Muharrem bakan, başbakan, vekil falan olacak değil ya, bu yağlı beylerden biri çıkacak.. Nasılsa her türlüsü var, yağlı bey deyince aklınıza ağzında puro elinde viski bardağı godamanlar geliyorsa yanılıyorsunuz. Bu yağlı beylerin, hadi cinsiyetçilik yapmayalım, aynı zamanda hanımların, her türlüsü olur, şimdi yeni moda ya hani, alevisi olur, kürdü olur, türkü olur, çerkezi olur, şarkıcısı, türkücüsü, sanatçısı sepetçisi olur, eski solcusu olur, yancısı olur, kolcusu olur, öncüsü olur, ardçısı olur.. olur ha olur.. Ama asla işçisi olmaz, emekçisi, yoksulu, işsizi olmaz, çiftçisi, rençberi, yarıcısı olmaz… olamaz… Kim çıkacak yahu meclise? Tayyip beyle Selahattin bey arasındaki fark bir parmak mesafesi değil midir? Yok, bunları sormayın, yeni tür solcular sizi linç ederler !

Dolayısıyla aslında bize siyaset diye yutturulan bu beylerin birbirileriyle atışmaları, tutuşmaları, itişmeleri, gerdan kırmaları falandır. Küfürleşmeleri sarmaş dolaş olmalar, itiş kakışları gevrek esprilerle kucaklaşmalar falan izler… Bazı “hoş” ve “esprili” siyasetçilerde bu yanar dönerlik zirve yapar. Misal, bakın Sırrı Süreya gibi hepimizin hoşuna giden adamlar aslında bu vıcıklığın içine en çok batmış olanlardır. İşleri memleket yönetmek, muhalefet etmek, hak savunmak olan adamlar, bu hususlarda eyyamcılığın ötesine geçemedikleri için yaptıkları iyi esprilerle anılırlar, takdir toplarlar.

Ancak şimdiki eyyamcılar ne yaparlarsa yapsınlar geçmişin Demirel gibi, Bölükbaşı gibi,  Özal gibi “büyük” siyasetçilerinin eline su bile dökemezler. Bir kez arada ciddi bir eğitim ve görgü farkı vardır. Daha önemlisi geçmişte siyaset alanı daha karmaşık, seçmen de -hiç kusuruma bakmayın- bugünküne göre çok daha akıllıdır. Ya da şöyle diyelim, seçmenin aklını alacak bu denli gelişmiş bir medya ve iletişim aygıtı yoktur.

Siyasetin bir oyun olduğunu en iyi kavrayan ve bu oyunu da çok güzel oynayan kişilerin başında şüphesiz Süleyman Demirel gelir. Siyasi tarihimiz Demirel’in esprilerinden, küçük numaralarından, dümenlerinden geçilmez. Burnu boktan çıkmayan bir millet olmamızda bunun etkisi nedir, varın o kısmını siz hesap edin, ben de size sevimli bir Demirel vakası nakledeyim.

Türkiye sağının çok eski bir geleneği vardır: en doğru seçim sistemi onların kazanacağı sistemdir. İşte bu geleneğe binaen 1986 yılında yapılan ara seçimlerden önce ANAP seçim kanununda bazı değişiklikler yaptı. Ancak farkına varmadıkları bir boşluk yüzünden kendi kendilerini vurdular. Yeni yasayla bir gün önce kurulan bir parti bile seçime girebiliyordu. Son anda kurularak seçime giren üç dört partiden biri de Büyük Anadolu Partisi, yani BANAP’tı.

AP’nin devamı olan DYP seçimlere giriyordu ancak Demirel hala yasaklıydı. Özal’ı eritmenin yollarına bakan Sülo, bu yasa fırsatını kaçırmamış Hüsamettin Cindoruk’un yakın arkadaşı Kemal Bekman’a da BANAP’ı kurdurmuştu. Partinin 30 kurucu üyesi dışında üyesi yoktu, kasası bomboştu, adresi Bekman’ın şahsi ofisiydi. İsim ANAP’a benzesin diye BANAP yapılmakla kalmamış, amblem de birebir ANAP’ın amblemi olarak seçilmişti. Anlatıldığına göre, partinin bir tek bayrağı varmış, bir THY bayrağının üzerine kağıttan ANAP amblemi yapıştırılarak elde edilen bu bayrak genel başkan Bekman’ın masasında duruyormuş.

Tabi ANAP hemen YSK’ya başvurdu, bunun üzerine BANAP kısaltmasını BAP olarak değiştirdi. Amblemdeki değişiklik ise ANAPlılara “keşke eskisi gibi kalsaydı” dedirtecek türdendi. Partinin amblemi davulu delen bir jaguar olarak değiştirildi. Davul, Özal’ın kızı Zeynep Özal’ın davulcu eşi Asım Ekrene gönderme yapıyordu, jaguar da Zeynep-Asım çiftine tüccar Berberoğlu ailesi tarafından “hediye edilen” jaguar marka otomobile.

Demirel’in bu numarayı yapmaktan maksadı TRT’de fazladan konuşma hakkı elde etmekti. Nitekim öyle oldu, BANAP TRT’deki seçim konuşmalarında Özal’a ve ANAP’a yüklendi. Ancak belki de tarihimizde ilk defa bir parti kendisine değil başka bir partiye oy istedi. BANAP’ın oy istediği parti tabii ki DYP’ydi. Gelin görün ki bu haliyle bile BANAP seçimlerde %0,54 oy aldı.

Bu pazar gidip oy kullanacağım, kim bilir belki de pusulanın üzerine bir davul bir de jaguar çizip oyumu BANAP’a veririm :)

— // —

Deli Gaffar’ı takip etmek için

Twitter : @DeliGaffar

Instagram : deligaffar

Facebook : Gaffar Yakınca