Tatsız Bir Gezi Direnişi Yazısı !

Discussione Politica -  Ignazio Schifano - İtalya (yağlıboya kanvas)

Discussione Politica –
Ignazio Schifano – İtalya (yağlıboya kanvas)

Bugün Gezi’nin yıldönümü. Kusura bakmayın, Gezi Direnişi’ne dair romantik şeyler yazamayacağım.

Evet, gördüğümüz Türkiye’nin en güzel haliydi, o muhteşem günleri özlemle ve sevgiyle anmakta hiç bir kötülük yok. Ben de onlarca yıllık uykudan uyanan bir halkın o destansı kıyamını düşündükçe ağlamamak için kendimi zor tutuyorum.

Lakin iş bununla kalmıyor…

Gezi’nin güzelliklerini anımsıyorum ama öldürülen kardeşlerimizi de unutamıyorum ! Hepsinin kanı yerdeyken bu şekilde rahat bir nefes alamıyorum.

Emri ben verdim diyen kişi bugün devletin en tepesinde hala aynı kibirle bizi itip kakmaya devam ediyor.

Bunu görmezden gelemiyorum.

Gezi’de örgütsüzdük, hala elimizde doğru düzgün, istediğimiz şekilde bizi temsil edebilecek yeterince güçlü bir örgütümüz yok.

Buna üzülmeden edemiyorum.

Kabataş yalancıları hala itibarlı gazeteciler olarak orada burada salınıyorlar, İsmet Berkan hala sokakta suratına tükürülmeden gezebiliyor. “Kadın beyancısı” iki yüzlü Çiğdem Mater hala demokrasi cakaları satabiliyor.

Polis otosundan “sakin olalım arkadaşlar” anonsu yapan Hayko Bağdat hala adam yerine konuluyor!

Onca yıl AKP’nin en yağlı destekçisi yüzsüz liberaller, Ufuk Uras’ın Turnusol’unda yazan tescilli tetikçiler, mahçup dinci DSİPliler falan bugün hala Gezi’nin sahibiymiş gibi konuşabiliyorlar.

Bunlar yokmuş gibi davranamıyorum !

Penguen medyası da onun yağlı kalemşorları da aynı yerlerden konuşmaya devam ediyorlar. Hem de misal Enver Aysever gibi tek tük namuslu adamları da safra niyetine atmış olarak, Cumhuriyet’i baştan ayağa ele geçirmiş olarak.

Bizse Haziran’da bunların ne mal olduğunu öğrenememişiz, dersimizi almamışız ki hala onları takip ediyoruz, onların yazılarını paylaşıyoruz, onların verdiği fikirleri tartışıyoruz… Kimdir bu insanlar, bunca yıl kimlere hizmet ettiler diye sormuyoruz, Gezi’den sonra bile sormuyoruz.

Bunun için herşey güllik gülistanlıkmış gibi davranamıyorum !

Eylemlere Türk bayrağıyla katılanlara hakaret edenler, aşağılayanlar, darbeci diyenler şimdi oy kapmak için Türk bayraklı mitingler düzenliyor !

Gezi’ye darbeci diyen, ölüm emrini verenleri ayakta alkışlayan bir adam, Selahattin Demirtaş “Gezicilere” kurtuluş olarak pazarlanabiliyor. Hem de yalan söylemeye devam ederek, “Kılıçdaroğlu Gezi’ye gitti mi ki ben gideyim” diye pişkinlik, arsızlık ederek….

Diyarbakır meydanında “Tayyip beyi dış güçlerin darbesinden biz kurtardık” diye mesajı okunan Apo’nun kurdurduğu HDP “Gezi’nin sahibi benim” diye her yerde afra tafra yapıyor…

Kerameti kendinden menkul “aydınlar” bize görev biçiyor :  utanıp arlanmadan, “Gezicilerin vazifesi şimdi gidip Hüda Kaya’ya Altan Tan’a Dengir Fırat’a oy vermektir” diyor…

Bunlar karşısında midem bulanmadan duramıyorum.

Hala seçimde gidip falancaya oy vererek dertlerimizin düzelebileceğini sananlarımız var, onların bu halinden dolayı ben üzülüyorum.

Dışarıdan bakınca pek ciddi görünen örgütler onca yıllık mücadelenin ve Gezi’nin sonunda çözüm diye bula bula HDP’ye oy vermeyi buluyorlar. Gezi’de güvenip yanında, arkasında yer aldığımız kimi isimler ucuz milletvekili pazarlıkları yapıyorlar, tarihi tersinden okutup bizim bilmediğimiz “kurmaca” bir Gezi yazıyorlar…

Onlara bu işten ne düşüyor bilmiyorum ama ben bunların karın ağrısından, utancından kaçamıyorum…

Gezi’nin enerjisini ehlileştirmek için, kendi çıkarlarına uygun kullanmak için denemedik formül bırakmayanlar şimdi de HDP stepnesini devreye koyuyorlar.

Bunu görmeyen, anlamayan, “ödünç oy vereceğim” diyen dostlarıma hayret etmeden, üzülmeden edemiyorum.

Bunları umutsuzluğa kapılmanız için yazmıyorum, aksine umutlanmak için hala çok sebebimiz var. Ve fakat böyle siyasi ilüzyonlarla, sahte umutlarla oyalanacak vaktimiz de yok.

Seçimdeki oyumuzdan çok daha önemli olan bir şey var. Eğer kendimizi hala “Gezici” olarak nitelendiriyorsak bu medya terörüne, bu yalan kampanyalarına kulak tıkamak zorundayız. Kafamızı sadeleştirmek ve bir an önce kendi öz örgütlenmelerimize sahip çıkmak zorundayız.

İnanıyorum ki biz kazanacağız.

— // —

Deli Gaffar’ı takip etmek için

Twitter : @DeliGaffar

Instagram : deligaffar

Facebook : Gaffar Yakınca