Aleviler : Cenazeleri Bile Çalınan Bir Halk

Beomgok-ri Üzerinde Mezarlar - Matt Borengasser (ABD) - Yağlıboya

Beomgok-ri Üzerinde Mezarlar – Matt Borengasser (ABD) – Yağlıboya

Çocukluğumdan anımsıyorum, köyde biri öldüğünde insanlar mezarına renkli çaputlar koyar, yiyecek kuru yemiş falan döker, uzun ağıtlar söylerlerdi. Büyükbabam öldüğünde böyganamın mezarın başında gırtlağından yanık sesler çıkararak saatlerce ağıtlar yakmasını unutmuyorum. Ben de ağlamıştım, hatta iyi anımsıyorum, Gümüş bile boğuk, hıçkırır gibi iniltilerle bize katılmıştı.

Sonra ortaokuldaki din dersi öğretmeninin “cenazelerde ağlanması, ağıt yakılması İslama göre yanlıştır, ölenin ardından sadece kuran okunmalıdır” dediğini anımsıyorum. Bu sözleri daha sonra pek çok insandan duydum, özellikle de katıldığım cenaze törenlerinde. Devlet eliyle desteklenen yeni tören ritüelleri o kadar yaygınlaştı ki artık neredeyse her cenaze töreninde sevdiklerinin ardından sessiz kalmaya çalışan ve bir yandan da bilmedikleri bir dilde dualar okuyan imamı dinleyen insanlar görüyorum.

Bir Alevi Şehit Cenazesi

9 Eylül 2009 tarihinde Ataköy 5. Kısım Camiinden bir şehit cenazesi kaldırıldı. Eruh’ta PKK ile çatışırken yaşamını yitiren Astsubay Başçavuş Murat Taş’ın cenazesinde devlet erkanı en üst düzeyde değilse de hazır bulunuyordu. Cenaze töreni planlanandan bir miktar geç başladı. Çünkü önce cenazenin Alibeyköy’deki cemevinden “kaçırılarak” getirilmesi gerekiyordu.

Evet, Murat Taş bir aleviydi. Ailesi, her ailenin yaptığı gibi, cenazeyi kendi adetlerine göre kaldırmak istedi. Ancak tören devam ederken Kara Kuvvetleri’nden yarbay rütbeli bir subay geldi, resmi törenin Ataköy’deki camide yapılacağını söyledi. Aile belki şaşkınlık ve acıdan, belki de cenazede fazladan bir problem yaşamamak için bu isteği kabul etti. Dedenin ve cemaatin şaşkın bakışları altında tabut ve tüm aile Ataköydeki camiye taşındı.

İhtimal, hayatı boyunca hiç camiye gidip namaz kılmamış, böyle bir inancı ve geleneği olmayan bir adamın bedeni ilk kez bir camiye giriyordu. Daha doğrusu kendisine en çok saygı duyulması gereken haliyle, yani artık cansız bir naaş olmuşken, tüm inancı hiçe sayılarak zorla camiye sokuluyordu.

Büyük olasılıkla ailesi de benzer bir durumdaydı. Anası, babası ve karısı o güne dek hiç içinde yer almadıkları, yadırgı bir ritüelin parçası olmak zorundaydılar. 2,5 yaşındaki oğlu babasıyla son ilişkisini başka bir toplumun başka bir inancın sembolleri üzerinden yaşıyordu, böyle anımsayacaktı.

Yaşamımızın Anlamı Olarak Ölülerimiz

Evlilik ve ölüm bir bakıma, insan yaşamının en dramatik noktalarıdır. Düğün insanın toplumla ilişkisinin en kritik şöleniyse eğer, cenaze de onun doğayla bağlantısını gösteren en temel törendir. Bunun için bir halkın kültürü en önce cenazelerinde ve düğünlerinde yaşar. Ölülerini adetlerine göre kaldıramayan, kızlarını oğlanlarını göreneklerine göre evlendiremeyen bir halk yaşayamaz.

Toplumların cenaze adetleri şüphesiz bir işlevsellik de içerir. En önce, ölen kişinin ruhunun huzur bulması, öteki dünyada ya da ikinci yaşamında daha mutlu olması için dualar okunur, bir şeyler söylenir. Cenaze töreninin ikinci önemli işlevi geride kalanların acılarını yatıştırmaktır. Kaybedilen bir evlat, eş, anne ya da baba için ağlamak onun ruhuyla geride kalan arasında kurulan özel bir iletişimdir. O güne dek konuşarak anlaşan iki insan ilk kez görünmez bir hatla, kalpten kalbe konuşmaktadır. Bundan sonra aynı hat her mezar ziyaretinde ya da ölen kişinin adı her anıldığında devreye girecek, kalanlarda onu içlerinde hala yaşattıklarına dair buruk, ama sevgi ve umut dolu bir his yaratacaktır.

İşte bu sebeple, bir ailenin sevdiği kişiyi inandığı gibi uğurlamasını engellemek, yaşamlarından son derece önemli bir işlevi söküp almak, onların belki de en masun sığınaklarından birine tecavüz etmek demektir.

Ne Diri, Ne Ölü Ne De Şehit Kurtulur Bu Zulümden

Şehitlik tüm devletlerin en çok önem atfettiği sıfatladan biridir. Devletin ve düzenin devamı, ülkenin topraklarının korunması gibi kutsal addedilen bir görevi yaparken ölenler en üst düzeyde taltif edilerek onlara “şehit” denir. Dolayısıyla şehit cenazesine bir tür kudsiyet atfedilir ve herhangi bir cenazeden çok daha fazla saygı gösterilir. Astsubay Murat Taş, er Özkan Ateşli ve benzeri pek çok alevinin cenazesindense asgari saygı esirgenmiştir, üstelik “şehit” olmalarına rağmen.

Demek ki devletin egemen kılmaya çalıştığı bir din anlayışı vardır. Açık ki bu, sunni İslamdan başka bir şey değildir. Tüm ritüeller, tüm saygı eylemleri bu inanç biçimi üzerine kurulmaktadır. Oysa öte yanda misal Ermeni ya da Rum bir vatandaş için düzenlenen bir törende cenaze camiye kaçırılmamaktadır. Burası hayli ilginç, düzen, bu haliyle, Hristiyan ve Yahudilere gösterdiği saygıyı Alevilere çok görmektedir.

Tuhaf geliyor değil mi? Bunun iki sebebi vardır : birincisi Aleviler islamcılığın yayılmasının önünde belki de en büyük engeli oluşturmaktadırlar, bunun için her anlamda baskı ve zulümle yüzyüzedirler. İkinci ve zannımca çok daha önemli olan sebepse düşman kardeşlerin geleneksel halk inanışları karşısındaki binlerce yıllık ittifakıdır. Kadim halk inanışları Ortadoğu kökenli monolitik dinlerin en eski düşmanıdır. Bakın misal, Suriye’de İslamcı çeteler en çok Alevilerin kanına girmiştir. Öldürülen ve sürülen Alevilerin sayısı milyonla ifade edilmektedir. Ancak bu insanlar küçük bir Ermeni kilisesi ya da bir sünni Kürt kasabası kadar ilgi çekememektedir.

Türkiye devleti de “semavi” diye tabir ettiği ve aslında  kendi resmi dininin kardeşi olan inançlara gösterdiği saygıyı Alevi inancına göstermemektedir. Aleviliğin birazcık itibar bulduğu tek çerçeve onun İslam içinde tanımlandığı alandır. Oysa Alevilik bundan çok daha fazlasını, bir inancın ötesinde, coğrafyamızın belki de en yaygın halk kültürünü oluşturmaktadır.

Dedelerinin mezar taşlarını okuyamamaktan şikayet eden insanların dünyanın en kadim halklarından birine karşı bu saygısızlıkları, onun evlatlarının cenazelerine, mezarlarına, yasına ve töresine karşı bu hakaretamiz tavırları gerçekten ibretliktir.

— // —

Deli Gaffar’ı takip etmek için

Twitter : @DeliGaffar

Instagram : deligaffar

Facebook : Gaffar Yakınca