İslamın Bir Mağduriyet Komplosu Olarak Kullanımı

Sonradan baştan aşağı yalan olduğunu öğrendiğimiz senaryo "bacımızı" ağlatıyor !

Sonradan baştan aşağı yalan olduğunu öğrendiğimiz senaryo “bacımızı” ağlatıyor !

Malumunuz, mağduriyet kavramı AKP’nin siyasi oyunlarında çok önemli bir yere sahip. 12 yıldır iktidarda olan, ülkenin istisnasız her kurumunu, sermayesini, medyasını avcunun içinde tutan, canı çektiğinde zorbalıkta sınır tanımayan bir örgütün hala mağduriyet rolü oynamakta ısrar etmesinin ilk sebebi bu rolün pratik olarak işe yaraması, halkın bir kesimi açısından AKP’yi desteklemek için rasyonel bir gerekçe sunmasıdır. Daha az fark edilen -ve zannımca daha önemli olan- ikinci sebepse bu adamların en iyi bildikleri rolün mağduriyet rolü olmasıdır. Çoğunlukla özel bir plan yapmadan, kendiliğinden ortaya bir laf atmakta, sonra gelen tepkiler ne olursa olsun aynı yönde ısrar edip tuhaf bir “mağdur ama egemen” siyasetçi figürü inşa etmektedirler. Hep aynı ezik ses tonu ve fakat hep aynı buyurgan dil.. Bu ikisi birbirine tezat gibi görünse de aslında birbirini tamamlayan öğelerdir.

Evet, en iyi bildikleri şey mağduriyettir. Çünkü müslümanlık bunların kafasında bir mağduriyet olarak kurgulanmış ve önemli miktarda insana da bu şekilde pazarlanmıştır. Aslında her din bir tür mağduriyet söylemi üzerine kurulur. Musa Firavun’un zulmünü görmüş, ondan kaçmış, sürgün olmuştur. İsa Mesih büyük acılar çekmiş ve insanlık için can vermiştir. Muhammed müşriklerin ve kafirlerin zulmüne, yahudilerin oyunlarına direnmiştir. Dinler inananlara peygamberin ya da sahabelerin/azizlerin çektiği büyük acıları örnek göstererek onların da bugün bazı acılara katlanmalarını vazederler. “Bizim bu sıkıntılarımız nedir ki o mübarek insanların çektiklerinin yanında” derler. Bu mantık, örneğin yoksullar açısından çok işlevseldir. Çünkü yoksulluk başlı başına bir sorundur ve niye bazıları zengin de biz yoksuluz diye tanrıya isyan etmenizin önüne bu düşünce geçer. Dünya imtihan dünyasıdır, sen servet dağılımında mağdur edilmişsindir, fakat peygamberin acıları yanında senin acın bir hiç kalır, iyi bir mümin olursan öteki dünyada bu mağduriyetin giderilecektir.

Tamam, yoksulların en az bir mağduriyeti ve bundan kaynaklanan bir dolu başka mağduriyeti var, tanrıyla ilişkilerini de bunun üzerinden inşa edip tatmin olabilirler. Peki ya yoksul değilseniz? Üzülmeyin, din size her türlü “mağdur olma” (ve peygambere yaklaşma) fırsatını sunacaktır. Bir defa inanmak haram olan şeylerden uzak durmaktır. Bu haram olan şeyler nedense hep “dünya nimetleri” ya da “dünyevi zevkler” olarak tarif edilir. Yani aslında herkesin yediği içtiği istifade ettiği şu güzel dünyanın güzel nimetlerinden din için uzak durmaktasınızdır. Üstelik tüm bu nimetleri alacak paranız olmasına rağmen. Alın size mağduriyetin daniskası! Ortada gerçek bir mağduriyet kalmadığı için zenginler açısından islam aslında bir tür mağduriyet komplosudur. Genellikle yoksullara ve bizde olduğu gibi, kendilerinden olmayan herkese kurdukları bir komplo.

İslamcıların zihnindeki din, ananızın babanızın inandığı dine pek benzemez. Bunlar hem cennete gitmek için dünya nimetleri dedikleri şeylerden vazgeçmişlerdir, hem de “ya neden biz yiyemezken siz yiyorsunuz” diye ağlarlar. Bir tür organize haset haliyle paralize olmuş durumdadırlar. O denli şiddetli bir hasettir ki bu, başlı başına bir kötülük dinamosu gibi çalışır, sürekli olarak düşmanlık üretir. Sizin sahip olduğunuz tüm özgürlüklere düşmandırlar. Yani o “dinde zorlama yoktur herkes istediği gibi yaşasın” lafı kuyruklu kulaklı ve hatta toynaklı bir yalandır. Misal Ramazan’da sen istediğini ye ama ben burada karşına geçip “niye yiyosun yeaaa..” diye ağlayacağım, hatta basbas bağıracağım, hatta bu ahlaksızlıktır iffetsizliktir diyeceğim hatta sana küfür edeceğim ve hatta fırsatını bulunca seni döveceğim ya da kafanı keseceğim, ama dinde zorlama yok, istersen inanmayabilirsin! İşte normal insanların özgürce attığı her adıma yönelik bu mutlak kötülük hissini siyaseten verimli hale getirmenin formülü de bu adamların sık sık başvurduğu gibi mağduriyet komplosu tezgahlamaktır.

İslamcı İktidarın Komplo Tekniği

Mağduriyet komplosu temelde kendini gizlemek ve karşısındakini olmadığı bir şey gibi göstermek üzerine kuruludur. Şöyle örnek vereyim, Aysun Kayacı adlı manken “benim oyumla çobanın oyu bir olur mu” demiştir. Hüseyin Çelik gibi “tertemiz” bir şahsiyet, Şamil Tayyar gibi Burhan Kuzu gibi Egemen Bağış gibi “kişilik” abideleri bu lafı derhal “şiddetle kınarlar”, kabul edilemez, bu nasıl laf, her vatandaş eşittir, cart curt.. Duyan da zanneder ki Paris Komünü’nün sözcüleri kraliçeye karşı konuşuyor! Ancak bununla da kalmazlar, misal, son birkaç yılda zeka düzeylerini görmüş olduğumuz AKP gençlik kolları belki on tane çoban eylemi patlatır. Kefen giydikleri gibi çoban kepeneği giyip ortalıkta dolaşırlar. Türkiye gibi devasa bir ülkeyi yöneten parti akıl almaz bir biçimde, etkisi sıfıra yakın bir manken kadına karşı kampanya örgütlemektedir. İlk bakışta şaşırtıcıdır ama bir mağduriyet komplosu olarak işlevseldir. Çünkü Kayacı’ya yapılan her salvo aslında “laik vesayetçi rejime ve onu temsil eden yaşam biçimine” yöneliktir, bu öyle verimli bir oyundur ki islamcılar çalmakta, beyaz türklerden bir şekilde intikam almak isteyen herkes alkışlarla eşlik etmektedir. Anımsarsanız bu iş öyle bir hal almıştı ki sonunda CHP “biz de Kayacı’yı kınıyoruz” diye açıklama yapmak zorunda kalmıştı. Çünkü gerçekten de AKP tarafından yaratılan hava Kayacı’nın cehape zihniyetini ve cehape zihniyetinin de kendilerinden olmayan herkesi temsil ettiği yönündeydi. Oysa gerçekte ne Kayacı bunları temsil etmekteydi ne de AKP gariban çobanlar tarafından kurulmuş bir partiydi. Ama mağduriyet gerçekten harikaydı!

Üşenmedim araştırdım, gördüm ki yakın tarihimizde mesleği çoban olan sadece bir milletvekili adayı olmuş. 2011 seçimlerinde Bolu’dan TKP’nin üçüncü sıra adayı olan Mehmet Yaşar bir çobanmış. Ne tuhaf değil mi, hayatında çoban kavramını aşağılamaktan öte kullanmayan AKP’nin genç tosunları ve onlarla üç aşağı beş yukarı aynı kafada olan bir kadın kavga ediyorlar ama arada biz heba oluyoruz. İşte AKP’nin bu tür oyunlarının tutması hepsinin bir büyük mağduriyete dayanıyor olmasıdır, o mağduriyet müslüman olmaktır. Müslümanlar dünya nimetlerinden istifade edemeyen, Aysun Kayacı gibi “açık saçık” özgürce giyinemeyen, hep mütevazı hep kanaatkar olmak zorunda kalan mağdurlardır, tıpkı zavallı çobanlar gibi, ama üstelik bir de zengin olmalarına rağmen! Oysa diğer tarafta solcular, sosyal demokratlar, müslüman olmayanlar, mankenler, artistler, hakimler, zengin burjuvalar, konsoloslar falan vardır… Aysun Kayacı’yla Haziran isyancısı bir kadının belki de tek benzerliği aynı biçimde giyiniyor olmasıdır, oysa zihniyet olarak Sümeyye benzeri biriyle çok daha yakındırlar. Ama islamın tanımladığı hayat, öyle primitif düzeyde yasaklarla inşa edilmiştir ki misal, onlar gibi giyinememek müslümanların mağduriyetini oluşturur. Ve bu mağduriyet küçük bir hokkabazlıkla siyasi bir aygıta dönüştürülür. İşte tam da bu, bir mağduriyet  komplosu olarak müslümanlığın çehresidir.

AKP Reklam Filmi, Bir Mağduriyet Karikatürü

AKP’nin son reklam filmi artık sömürülmekten lime lime olmuş büyük ve temel bir mağduriyet destanının karikatürleşmiş halidir. Mağdurumuz tipik olarak türbanlı genç bir kadındır, aslında her haliyle “beyaz” olan, dolayısıyla tüm Dünya nimetlerinden yararlanma hakkını “a priori” haiz olan bu kadın sırf inancı sebebiyle bu nimetlerin en önemlilerinden birinden, eğitim hakkından mahrum kalmıştır. İmam okulundan mezun olmuştur, tıp fakültesini kazanmıştır, “imanlı” ve başarılıdır, bu veriler mağduriyetin şiddetini iki kat arttırmaktadır. Maddi hataları, kör göze parmak yalanları bir kenara iterek görüntüyü biraz iredelemeye çalışalım.

AKP’ye göre kadının mağduriyet sebebi inancıdır. Oysa saltık olarak türban inancın kendisi değil onun bir varyantının sembolüdür. Dolayısı ile İslamcıların iddia ettiği gibi “tartışılmaz” değildir. Dünyada başına türban takmayan müslüman kadınların sayısı hiç de az değildir ve bu kadınlar türbanlı dindaşlarından çok daha fazla ayrımcılığa maruz kalırlar. Türkiye’de de türbansız olduğu için, mini etek ya da pantolon giydiği için, bikini giydiği için, kahkaha attığı için ve hatta hamileyken insan içine çıktığı için aşağılanan, bırakın eğitim hakkını yaşam hakkı elinden alınan kadınlar vardır ve sayıları türbanlı olduğu için ayrımcılığa maruz kalanlardan kat be kat fazladır. Oysa reklam filminin ilk bakışta fark edilmeyen bir çıktısı diğerlerinin, yani üniversite okuyabilmiş olan diğer kadınların çalışmaları ve akılları ile değil “iffetsizlikleri” sayesinde başarılı oldukları mesajını vermesidir.

Demek ki islamcıların peşine düştüğü özgürlük kadının özgürlüğü değil bizatihi türbanın kendisinin, yani bir kumaşın özgürlüğüdür. Bir süre önce Akit gazetesi bir şarkıcıyı öpen türbanlı kızları haber yaparak “başörtüsü zulmü bitti başörtüsüne zulüm başladı, başörtüsü utanıyor” diye yazmıştı. İşte islamcıların üzerine mağdruiyet komplosu ördükleri özgürlük düşüncesi budur.

Komplo Neden Tutuyor?

Komplo halka karşı yapılmaktadır ve pek çok örnekte tutmaktadır. Ancak komplonun tutmasını sağlayan islamcıların gücü değil muhataplarının yani bizlerin yukarıdaki gibi çok sade bazı soruları sormamalarıdır. Soramazlar, soramayız çünkü zihinlerimiz dumura uğramıştır. Türban denilince yarattığı ilk çağrışım onun bir özgürlük sorunu olduğudur. İşte bu kısmı başaransa İslamcılar değil onların vurucu müfrezesi gibi çalışan liberallerdir. Televizyonların, gazetelerin köşelerini tutmuş sözde özgürlükçülerdir. Ve yine aynı sebepten dolayı bu tip dümenleri yutmayacak, bu komplolara meze olmayacak olanlar sadece gençlerdir, daha açık söyleyelim zihinleri son yirmi yılın liberal saçmalıklarıyla kirlenmemiş olanlardır. “Nasıl oldu da 90 doğumlular Gezi isyanını yarattılar” sorusunun önemli yanıtlardından biri de budur. Halkın ve okumuşların önemli bir bölümünün zihni liberal gazeteci ve akademisyenler tarafından islamcı komplonun tutabileceği şekilde iğdiş edilmiştir. Gazete okumayan, TV’de diziden başka birşey izlemeyen bu gençlerse bizlerden çok daha temiz durumdadırlar.

— // —

Deli Gaffar’ı takip etmek için

Twitter : @DeliGaffar

Instagram : deligaffar

Facebook : Gaffar Yakınca