Ah Menekşe, Ah Kalbimiz !

Ah Menekşe, ah kalbimiz !

Ah Menekşe, ah kalbimiz !

Gurbetliğin, yolculuğun en pis tarafı bu galiba. Herşeyi geriden takip ediyorsun, tüm haberler geç geliyor, en tez gelen haber bile, ölüm bile.

Çok kötü bir havadis aldığımda, sol bacağım tamamen uyuşuyor, yüzüm karıncalanıyor, sanki tüm beynim bir su olup gözlerime doluyor. Sulugözlü biriyim, çabuk ağlarım. Ama biliyorsunuz, en kötü haberler ağlayamadığınız haberlerdir.

Şimdi Menekşe’nin en sevdiği ülkelerden, en sevdiği şehirlerden, en sevdiği meydanlardan birindeyim ve ağlayamıyorum bile. Belki şurada iki sokak ötede bana anlattığı arkadaşlarından biri duruyor, dükkancı bir Türkten söz etmişti, solcu çocuklardan, hemen şuracıktalar belki…

Ama Menekşe yok. Öldü… Ah ölüm, ne kötüsün, ne kaba, ne zalimsin, ne kadar kalleşsin… 

İlk kez bir çay ocağında gördük birbirimizi. Her yer nasıl kalabalıktı. Biz nasıl neşeliydik, nasıl yalnızdık, nasıl doluyduk…

Kadıköy’de bir köşkün çatısında içiyoruz, Yeldeğirmeni’nde bir evde ağlamaklıyız, Hisar’da kavga ediyoruz, Kuzguncuk’ta elimizde çay bardakları, “nasıl kurtulacak bu memleket”, “biz nasıl kurtulacağız”… edebiyat iyidir, sanat iyidir, ya da en iyisi, dans etmektir…

İki elim kanda olsa 1 Mayıs’a yetişir gelirim, ve dünya başıma yıkılsa, orada Menekşe’yi bulurum. Çünkü ben yarım akıllıyım, lafımı sözümü bilmem, Menekşe beni anlar, ne desem dinler, benimle güler.. daha iyisi, mutlaka onun da anlatacak bir şeyleri vardır. Bir kitap okudu, yeni bir dans öğrendi, tiyatro yapıyor, aşık olmuş… Ah Menekşe, ah, yeryüzünün güzel çiçeği…

En son nerede gördüm seni? Sana en çok yakışan yerde… O muhteşem ayaklanmanın en civcivli yerinde.. Yorgunluktan ve gazdan bitmiş halde geri dönüyordum, kıyıdan bir yerden, birileri kaçtığımı görüp de kınamasın diye. Kafanda yıldızlı bir bere, ortadan ortadan gidiyordun barikata doğru, aynı anda gördük galiba birbirimizi… Tüm yangın yeri, tüm o zalim terör bir anda yok oldu, hep yaptığımız gibi Menekşe, gözlerimizin içine bakarak konuştuk birbirimizle, bir dakika mı yoksa bir kaç saat mi… En son öyle dedim sana değil mi, “hiç yaşlanmadın Menekşe”, ah ölüm koymadı, yaşlanmadın işte…

Dönmüş de beraber direnmiştik sonra, sen olunca daha kolaydı. Hep öyle oldu, beraber slogan attık, beraber direndik, beraber kaçtık, beraber saklandık…  Güldük, kızdık, eğlendik, ağladık… Çorum’dan İstanbul’a bu toprağın kadınıydın, yüreğimizin en güzel yerinde açan, en nadide çiçeğimizdin…

Ah Menekşe, kanadı kırılmış böceklerin dostu Menekşe… Canım arkadaşım, güzel arkadaşım..

Burada karalar, burada yas, burada gözyaşları var, ama biliyorum öte taraftakiler birbirlerine “gözün aydın” diyorlar… Cenneti bile daha keyifli daha sevimli kılacaksın.. Bunu biliyorum..  Güle güle, en son telefonda söylediğimi anımsa, “unutma kalbim seninle”… 

Ah Menekşe… ah kalbimiz !

— // —

Yalan Dünya.. Dinlemek isterseniz eğer, Menekşe’mizin en sevdiği türkülerden biridir….

— // —

Deli Gaffar’ın Notları tamamen bağımsız bir kişisel blogtur. Hiç bir siyasi grup, medya kuruluşu ya da şirketin desteği olmadan yayın yapar.

Deli Gaffar’ı takip etmek için

Twitter : @DeliGaffar

Instagram : deligaffar

Facebook : Gaffar Yakınca