Yaşar Kemal ve Solun Seçim Rotası

yasarkemal01Büyük yazarlar kuşağının bir üyesi daha aramızdan ayrıldı. Yaşar Kemal’i büyük yapan iyi bir yazar olması değildi. Ben bu işlerden anlamam misal belki Orhan Pamuk da çok iyi bir yazardır, başkaları da… ama büyük olmak için yazarlıktan başka bir şey yapmak gerekir… İşte o başka bir şeylerden birini paylaşıyorum sizinle, Yaşar Kemal’in 1963 seçimlerinden önce Türkiye İşçi Partisi adına yaptığı radyo konuşmasını.

Şu sıralar HDP’liler kendilerine yamanmayan, sosyalist bir seçenek örgütlemeye çalışan Hazirancılara demediklerini bırakmıyorlar. Türkiye İşçi Partisi’nin 1963 seçim başarısı bu baskılara, aşağılama ve hakaretlere en güzel yanıttır. Türkiye halkı ilk kez o seçimlerde kendini temsil eden sosyalist bir siyasi yapıyla tanışmış ve ona güvenini göstermiştir. Hem bu başarı hem de bunun arkasından gelen başarısızlıklar bizim için ibretlik bir tarih oluşturuyor. Yaşar Kemal’in 1963 tarihli radyo konuşması bugün solculara HDP’ye kuyrukçu olmaktan başka bir şey vaz etmeyenlere sağlam bir karşılık niteliğindedir. Ben özel bir şey yazmayacağım aşağıdaki metin herşeyi enine boyuna izah ediyor. Ruhun şad olsun Yaşar Kemal, huzur içinde uyu…

Konuşmanın tam metni : 

İşçiler !
Köylüler !
Aydınlar !
Ve bilcümle Türk halkım sözüm sizedir !

Beni dinleyin; On dört yıl toprağa yalınayak basmış ve köyünden ilk okur-yazar olarak karşınıza gelebilmiş, o da tesadüfen gelebilmiş bir köylüyü dinleyin. Dünyanın en bereketli topraklarından birisi olan, Çukurova toprağı üstünde yaşayan benim ailem yarıcıydı. Biz eker, biçer, biz toplar, ürünün üçte ikisini toprak sahibi ağaya verirdik. Bu bereketli topraklar üzerinde inanılmaz bir yoksulluk içindeydik. Şimdi düşünüyorum da bu büyük bir haksızlıktır. Böyle bir toprak üstünde insanların bu kadar yoksulluğa düşmesi ayıptır, utanç vericidir.

Şimdi şurada, karşınızda Türkiye İşçi Partisi adına konuşabiliyorsam, bu bir halk çocuğu için gerçekten bir tesadüftür. Benim gibi yoksul halk çocuklarının doğduğu topraklarda çocukların çoğu daha doğarken ölürler. Bir çoğu da daha okul çağına gelmeden trahomdan, sıtmadan, veremden kırılırlar. Benim gibi yoksul halk çocuklarının yaşadığı topraklarda ne hasta yatağı, ne de ilaç bulunur. Biz yoksul halk çocukları bunun için tesadüfen yaşarız. Bunun için tesadüfen okuruz. Ve bunun için burada tesadüfen konuşabiliriz.

Bugün ilkokul çağındaki çocukların yarısına yakını ilk okul bulamıyor. Talihleri yardım eder de ilkokulu bulabilirlerse, bu ilk okulu da bitirebilirlerse, orta okullara, liselere, sanat okullarına, yüksek okullara giremezler. Örneğin 100 çocuktan sadece 9 liseye gidebiliyor. Bu sayıyı şunun için veriyorum ki, Türkiye’nin eğitim durumu bir faciadır. Demek oluyor ki, binlerce, yüzbinlerce Türk çocuğu şu yaşanası dünyada ne olup bittiğini bilmeden korkunç bir karanlıkta ömürlerini tamamlıyorlar. 30 milyon Anadolu insanının okumaktan, aydınlıktan mahrum ve sonsuz bir karanlık içinde… Her güzel, her iyi şeyden ve bütün dünya nimetlerinden mahrum… Bu ağlanası, bu acı, bu insanlığa yakışmaz bir haldir.

Size yine tekrar ediyorum! Şu karşınızda bulunan ben bir tesadüf eseri olaraktan karşınızda bulunuyorum. Ve bunun acısını ağu gibi yüreğimin özüne çökmüş duyuyorum. Benim hayatım tesadüf olmasa, şimdi 25 milyonun bulunduğu kurşun geçmez karanlığın içinde debelenip duracaktım.

Türkiye İşçi Partisi’nin sesinin buradan yükselmesiyledir ki, yoksul Türk halkının derdi dile geldi. Bundan önceki yıllarda konuşanların çoğu yalnız kendi dertlerini, kendi menfaatlerini dile getirdiler. Bizim bu işte sayımız-suyumuz yok. Biz sadece Türk emekçisinin kutsal alın teri adına konuşuyoruz. Biz, geri kalmış, halkı ezilmiş, emekçisi iliklerine kadar sömürülmüş bir ülkenin insanlarıyız. Halkımızın bu baş belası yoksulluğu, bu utanılacak macerası yüzyıllardır sürüp gelir. Bundan böyle artık buna paydos diyeceğiz. “El mi yaman, bey mi yaman” demiş atalar. Halkımızın oylarıyla, elin, beylerden yaman olduğunu göreceğiz. Biz emekçi Türk halkı, yangınlardan, hastalıklardan ve ölümden ve zulümden ve kırgınlardan geriye kalmış bir halkız. Bizi yılla yılı adam yerine koymadılar. Bizi yüzlerce yıl derimize kadar soydular. Bu yurdu kanımızla, canımızla, yıllar yılı koruyan biziz. Bu yurdu onarabildiği kadar bizim emeklerimiz onardı. Şu yurtta ne varsa, gözümüz neyi görüyorsa, onlar bizim kolumuzun gücü, gözümüzün nurudur. Evet, bu yurtta ne varsa, biziz. Ve bizim eserimiz. Ve bizim alın terimiz. Bu yurtta senin insanca çalışma ve insanca yaşaman ve Türkiye’yi cennet bir vatan yapman senin oylarınla, senin ellerinle olacaktır.

İşçiler,
Köylüler,
Aydınlar,
Ve bilcümle emekçi Türk halkı,
Sözüm sizedir!

Biz Türkiye İşçi Partililer, bugünkü Anayasa’mızın tastamam uygulanmasını isteyerek halkımızın menfaatlerini korumak için memleketimizi dünyanın en medeni memleketlerinin seviyesine çıkarabilmek için tarihimizin ikinci büyük Kurtuluş Savaşına başlamış bulunuyoruz. Halkımızı uyarıp onunla elele vereceğiz. Ve onun oylarıyla bu ikinci savaşı da kazanacağız.

Bundan epeyce önceleri ülkemize demokrasi diye acaip bir nesne getirildi. Bu demokrasi denilen şey, halk için ve halkın faydasına işlemedi. Oysa ki, demokrasi bir bütündür. Demokrasi aslında, insanı insanlığına kavuşturan bir düzendir. Demokrasi insanı insanlığına yabancı kılan bütün engellerin, ekonomik, sosyal, politik bütün engellerin kaldırılması için gerekli ortamı yaratan bir düzendir.

Biz diyoruz ki, senin oylarınla kabul edilen bu anayasayı, gerçek bir demokratik düzeni, seninle elele vererek biz uygulayacağız. Bu bizim amacımız, bu sizim asli ödevimizdir.

Bu anayasa bize eşitlik getiriyor. Bu Anayasayı, canımızı dişimize takıp sonuna kadar savunacağız. Yeni Anayasamız eşitsizliğe, adaletsizliğe ve sömürücülüğe karşıdır. Anayasamız diyor ki, bir yanda 70 köyü olan bir ağa, bir yanda bir mezarlık topraktan bile yoksun köylü olmaz diyor. Bu Anayasaya göre, işçi günün 24 saatinin 12 saatinde çalıştırılıp, üstelik de aç bırakılamaz diyor. Bu Anayasa diyor ki, halk çocukları okusunlar, herkes dilediği gibi düşünsün, herkes dilediğini dilediği gibi söylesin. Herkesin işi gücü olsun. Herkes eşit olsun. Herkes hastalandığı zaman ilaç bulsun, doktor bulsun diyor.

İşte bu güzelim Anayasanın aydınlığı içinde, Türkiye İşçi Partisini Türk işçileri, ırgatları, bilumum Türk emekçileri kurdular. Bu parti ezilen Türk halkının partisidir. Ve bu ezilen Türk halkı ellerini emekten yana olan Türk halkına uzatıyor. Ve Aydınlarımız emekçi halkımızla bir olup kader birliği ediyorlar.

İşçiler,
Köylüler,
Ve bilcümle emekçiler!

Demokrasinin başlıca prensipleri eşitlik ve hürriyettir. Ve de bütün dünyada demokrasi, yani eşitliği, yani hürriyeti ve adaleti, yalnız ve yalnız emekçi halk yığınları savunmuşlardır. Emekçilerin savunulmasında fayda görmedikleri yalan demokrasiler er-geç yıkılmağa mahkum olmuşlardır.
Biz Türkiye İşçi Partisinin adamları,biz fabrika, biz maden, biz toprak işçileri, biz köylüler, biz küçük esnaf, biz emekten yana aydınlar, demokrasiyi savunduğumuz zaman, demokrasi işte o zaman demokrasi olacaktır. Biz demokrasiyi savunduğumuz zaman kimse onu kimse yıkamayacaktır. Ama biz demokrasiyi, gerçek demokrasiyi savunuruz. Bizler demokrasiyi, 70 köyü olan ağaların, köylerindeki ırgatları kul edip köle gibi sömürsünler diye savunmayız. Biz demokrasiyi, fabrika sahipleri, işçileri bir alet gibi alıp, eskiyince çöplüğe atsınlar diye savunmayız. Bizler demokrasiyi, küçük bir azınlığın insanlarımızı bir ekmeğe zincirleyip, enselerinde yıllarca ateş yaksınlar diye savunmayız. Bizler demokrasiyi, herkese toprak verildiği zaman, sosyal adalet kurulsun diye savunuruz.

Dünyadaki köklü demokrasiler, yalnız emekçilerin ellerinde yükselmiştir. Emekçinin katılmadığı demokrasi boş kovan olur.

Efendiler!

Türk tarihinde ilk olaraktır ki, Türk emekçisi kafasıyla, koluyla ve gönlüyle memleket idaresine katılıyor. Bu herkes için ele geçmez bir tarihtir. Türkiye İşçi Partisi sayesinde, büyük halk yığınlarının katılmasıyla özlediğimiz demokrasi gerçekten kurulacaktır. Türkiye İşçi Partisi, Türk demokrasisinin en büyük teminatıdır. Anayasayı çiğnemeyi göze almadan, Türkiye İşçi Partisinin kılına kimsecikler dokunamayacaktır.

Yurdumuz için biricik umudumuz,sonsuz umudumuz, Türkiye İşçi Partisinin gelişmesinde, büyümesindedir.

Bir düşünün, bir düşünün ki, otuz milyon emek hiç kimsenin değil, sömürücünün değil,yalnız Türkiye’nin kalkınmasının emrinde. Azıcık durup da bunu bir düşünün hele… Birkaç yılda Türkiye ne hale gelebilir…

İşçiler,
Köylüler,
Aydınlar ve bilcümle emekçi Türk halkı!

Sizi İşçi Partisine, demokrasimizin garantisi olan, tarihimizde ilk olarak haklarını almak için mücadeleye atılan bu büyük kuruluşa katılmaya çağırıyorum.

Biz Türkiye İşçi Partisi, sömürülen %99’u %1’in elinden kurtarıp Türkiye’yi yücelteceğiz.

70 köyü olan ağaya ekebileceği kadar toprak bırakıp gerisini bu memleketin gerçek sahipleri köylülere vereceğiz. Atatürk’ün dediği gibi, köylü ağanın köylülüğünden kurtulup, kendi kendisinin efendisi olacaktır.

İşçiler,
Köylüler,
Aydınlar ve bilcümle emekçi kardeşlerim!

Sözüm sizedir. Türkiye’nin kurtulmasını istiyorsan, yükselmesini istiyorsan, tarihimizin ilk emekçi kuruluşu olan Türkiye İşçi Partisi ile birlikte olalım.”

— // —

Deli Gaffar’ın Notları tamamen bağımsız bir kişisel blogtur. Hiç bir sosyal grup, medya kuruluşu ya da şirketin desteği olmadan yayın yapar.

Deli Gaffar’ı takip etmek için

Twitter : @DeliGaffar

Instagram : deligaffar

Facebook : Gaffar Yakınca