Nazlı Ilıcak ve HDP : Çarşı İtiynen Ava Gedilmez (*)

Nazlı Hanım, yakın bir arkdaşıyla anlamını kavrayamadığımız bir performans daha icra ederken !

Nazlı Hanım, yakın bir arkadaşıyla anlamını kavrayamadığımız bir performans daha icra ederken !

Yılın ilk büyük çıkışı Nazlı Ilıcak’tan geldi: hanımefendi HDP’yi destekleyesiymiş. Televizyonum falan olmadığı için böyle önemli şahsiyetlerden uzak kalıyorum. Uzun süredir izlememiştim Nazlı hanımın peformanslarını. Benim aklımda kalan eski halleri.

Nazlı hanım eski usül Türkiye sağcısının damıtılmış hali gibidir. Her kabın insanıdır da, misal bir Mehmet Barlas kadar temkinli değildir. Yani Hollanda’nın bilgisayarlı tıp laboratuvarlarında bir analize tabi tutsanız içinde eser miktarda ilke ve vicdanla karşılaşabilirsiniz. Şüpheniz olmasın, Mehmet Barlas’tan aldığınız numune “error” verecektir, kotuğunuzun altına alıp “malzeme mukavemet” laboratuvarına yüzey gerilimi ölçmeye yollanabilirsiniz.

Biz Nazlı hanıma dönelim, diğerleri kadar akıllı değildir ve ihtimal biraz daha duygusaldır ki bazen kendini kaptırıp sert angajmanlara girer. Adalet Partisi ve Demirel’den Fazilet’e doğru çıkışı kabaca bir on yılını almıştır. Türkiye fırıldaklık standartlarına göre hayli uzun bir süredir bu. Bakın mesela Ertuğrul’a, onun yeni rota belirlemesi en çok bir yılını alır. İşte bu derin angajmanlar yüzünden Nazlı hanımda üç kukla tiyatrosuna yetecek malzeme vardır. Benim aklımda en çok Demirel’e Kemal Ilıcak’ı şikayet eden bir mektup yazmasıyla AKP’nin ilk yıllarında Corç Buş’la fotoğraf çektirme performansı kalmış. Ben anlatmayacağım, bakarsanız bulursunuz internette falan, Nazlı Hanım’ın diplomatik resepsiyonu mezuniyet törenine çevirme başarısı dillere destandır. Bak yazarken aklıma geldi, bir de Fransız türbanıyla televizyona çıkıp Mehmet Barlas’la karşılıklı “yaaa ya, yaa.. hmm, yaa” dedikleri bir gösterileri vardı, insana “okumuşu buysa kalanı nasıldır acaba” dedirten türden..

Kalanı nasıldır? Evet Nazlı hanımgillerin kerameti kendilerinde değil işte bu kalan kısımda gizlidir. Vakit’in, Türkiye’nin, Yeni Şafak’ın imamdan bozma memurlarının yanında parlayan bir ışık gibidirler, ya da Sabah’ın Star’ın Akşam’ın çapsız “ortadan ortadan yazarlarıyla” mukayese edilince tefekkür insanı sayılabilirler. Şaka yapmıyorum, misal, Sabah’ın en önemli “ekönömi” yazarı Dam Dö Siyon’un, Lozan Üniversitesi’nin kapısından geçemez, ama Nazlı Hanım eğitimin en alasını hem mektepten hem aileden almıştır. Dolayısı ile genetik ve sosyal anlamda her devrin adamı olacak avantajları zaten cebindedir.

Cemaatle AKP ganimet kavgasına tutuşunca, Nazlı Hanım ilginç bir şekilde cemaatin tarafında yer aldı. Şu bakımdan ilginç diyorum, daha düne kadar cemaatin kıçını öpen ne kadar liberal zevat varsa tam gaz AKP’ye meylederken onun öbür tarafı seçmesi dikkate şayandır. Üstelik her fikri olduğu gibi bu fikri de imanla savunuyor. Nazlı Hanım’ın bir özelliği de budur, normal IQ ve eğitim düzeyinde bir insanın devrelerini yakacak denli saçma bir fikri bile sanki dünyanın tek gerçeğini bulmuşçasına savunabilecek bir polemikçidir. Bu noktada bizim emin olabileceğimiz tek şey var : içeriğini bilemeyiz ama mutlaka cemaatle bir pazarlık yapmışlardır. Arsa fırsatçılığından bugünlere uzanan bir kariyer bu işleri asla boş geçmez. Geçerken belirteyim, AKP’nin en tepelerindeki önemli zatları bu denli iyi analiz edebilmesi de bundandır, büyük hokkabazlarla aynı familyadan gelir, ruh kardeşidir.

Tam kavga kızışırken birden “benim oyum HDP’ye” deyiverdi. Şimdi hanımefendi bu lafı neyi hesap ederek söyledi bilemiyoruz, ancak demokrasiyi, hukuku, eşitliği falan pek takmadığını biliyoruz. Nazlı Hanım’ın bugüne dek sadakatle hizmet ettiği, değişmeyen tek kıblesi Türkiye sermaye sınıfı olmuştur. Demokrasi falan dediği de işte bu patronların özgürce sağı solu ısırabilmeleridir. Böylesi bir imanın HDP’yle ne ilgisi olabilir? Bu kısmını bilemeyiz hatta belki Nazlı Ilıcak gibi birinin HDP’yi desteklemesi HDP’ye oy falan da getirebilir, bunu da bilemeyiz. Ancak şu kadarını diyeyim, HDP’lilerin yerinde olsam kıllanır, döner kendime bir bakardım “nerede hata yapıyoruz da Nazlı hanım bizi destekliyor” diye.

Yeni rejimin destekçilerinden Sezen Aksu Ali İsmail’e şarkı yazıp okumaya kalkınca Hazirancıların haklı tepkisiyle karşılaşmıştı. O tepkilere cevap Fatih Altaylı’dan gelmişti, “Sezen’in kıymetini bilin aptallar” diye bize küfür etmişti. O zaman Sezen Aksu’ya şöyle yazmıştım : “hepimizde iyi kötü bir hatıran var, değerin var, biz sana küfür etmeye kıyamayız, ama Fatih Altaylı gibi bir köseleden iltifat almak insanı bizim hakaretimize maruz kalmaktan daha beter bir konuma düşürür” İşte burada da durum budur, Nazlı Ilıcak’tan gelen iltifat benim nazarımda bir tür küfürdür.

HDP’li arkadaşlara dostça bir tavsiyeyle bitireyim. Sizin alkışçı Selo başgan açılım halinde olduğu için Genç Siviller dahil her çağırana koşa koşa gidiyor, aman bu Nazlı hanımgilleri başkalarıyla karıştırmasın. Bizim Malatya Gündüzbey’de bir söz vardır, “çarşı itiynen ava gedilmez” derler.

Kalın sağlıcakla…

(*) RED Dergisi’nin Şubat 2015 sayısında yayınlanan yazıdır.

— // —

Deli Gaffar’ı takip etmek için

Twitter : @DeliGaffar

Instagram : deligaffar

Facebook : Gaffar Yakınca