Sen O Muhitin Kadını Değilsin Nuray Hanım !

Eller, kollar, sert bakışlar, dik sözler...

Eller, kollar, sert bakışlar, dik sözler…

Nuray Mert’in bende uyandırdığı duygu nefret etmekle bağrına basmak arası gidip gelen fevkalade dalgalı bir haldir. Yalan yok, AKP’cileri alkışladığı, İslamcılarla can ciğer kuzu sarma olduğu zamanlarda da kendisine karşı süreğen bir olumsuz duygu geliştiremedim. Belki o sert sert konuşma tarzı, “ben biliyorum lan işte ne bikbik ötüyorsunuz” der gibi elini kolunu sallaması falan… Evet itiraf ediyorum, biraz etkilenmiş olabilirim :)

Her neyse, Nuray Hanım’ın şöhreti, değişen Türkiye’nin “liberalleşen”, “özgürleşen” ortamında yakaladığını biliyoruz. Bunda doktorasını “ceberrut” Cumhuriyet’in laiklik fikri üzerine yapmış bir Boğaziçili olmasının etkisi mutlaka vardır. Cumhuriyet’in kuruluş yılları, Türk modernleşmesi, bir yanda Türk ulusal kimliği inşa edilirken diğer yanda dinin toplum yaşamının dışında itilmesi. Başka bir açıdan bakarsak, zulme uğrayan hocaefendiler, şıhlar, müritler de görebiliriz, İskilipli Atıf gibi İslam şehitleri falan da bulabiliriz… İyi menbağ değil mi? Memleketi esir alan İslamcılar için iyiden de öte, ye ye bitmez bir sofra… hem de Boğaziçili’den, kelepir!

İlginç bir kariyer çizgisi, herhangi biri değilsiniz, memleketin en “laybırıl” en solcu simalarını yetiştiren bir mektepte okumakla kalmamış aynı zamanda oradan akademikliğe de geçmişsiniz, bilginize, donanımınıza ve zekanıza diyecek yok, kalem oynattığınız her konuda dergiler, gazeteler size sonuna kadar açık.  Siz yeter ki yazın, sadece laybırıl fırıldaklığın kalesi Birikim değil, Türkiye gericiliğinin amiral gemisi Türkiye Günlüğü, cemaatin gazeteleri, havuzun gülleri ve hatta foseptik çukuru Akit bile hazır bekliyor yayınlamak için. Yazmayıp da konuşacak mısınız? Meraklanmayın, hokkabaz NTV’den penguenci CNN’den tutun cemaatin Samanyolu’na hırsız şebekesinin ilk göz ağrısı Kanal 7’ye kadar hepsi emrinize amade. Siz yeter ki cumuhuriyetin zavallı müslümanlara ne zulümler ettiğine dair değerli görüşlerinizi bizden esirgemeyin.

AKP kurucusu Ayşe Böhürler’in şirketiyle ortaklaşa TRT’ye program yapıyorsunuz, programın adı da: “Nuray Mert’le Ortadoğu..” Yani her fırsatta otoriter yönetimleri, ceberrut rejimleri, cehape zihniyetini falan eleştiren bir kişi olarak öyle yüksek bir bilgi, donanım ve karizmaya sahip olduğunuzu düşünüyorsunuz ki ancak “falanca konuyu bir tek ben bilirimci” türünde bir kurgu  içinize siniyor! Bravo, bu ego, bu karizma, bu kudret ancak demokrasi aşığı bir neo-solcu-laybırıl’dan çıkabilirdi, çıkmış da zaten!

Nuray hanımın her yazısında en az üç dört kez açık ya da gizli özne olarak “ben” geçiyor. Ben şöyle düşünüyorum, ben böyle diyorum, bence budur, bence ve kesinlikle ve mutlaka… Misal, asla “bana kalırsa” demiyor, “sanırım” demiyor.. o kadar kesin ve mutlak bir bilgiyle donanmış ki sadece bilgisini bize “bahşediyor.” Eksik olmasın, o bilgiyi aynı zamanda “Erdoğan’a haksızlık ediliyor”“AKP bir demokrasi kazanımıdır”, “Evrim teorisi zulümdür, bilim zorbalıktır”, “temel derdimiz vesayettir” falan demek için de kullanıyor. Yine eksik olmasın, sağolsun!

Gel gör ki devir değişti, en laybırıl tivi şovları, en dönüşümcü gazeteler de değişti. Nuray hanımın dinci dostları islamcı diktatörlüğün nimetlerini hüp hüp hüpletirken Nuray hanıma gazetelerden tivilerden kovulmak, önce ben kulunuz yarım akıllı Gaffar gibi internetlerden yazıp çizmek, sonra da gidip bir zamanlar küfür ettiği Cumhuriyet’e “çökmek” kaldı. Ben çökmek diyorum ya, onun eski yazdıklarına bakılırsa buna basbayağı “düşmek” dememiz gerekir sanırım.

Kendisine soracak olursanız bunun sebebi her zaman doğruyu savumuş olması. Mantığı da şöyle kuruyor herhalde : Doğru nedir? Ben neyi savunuyorsam odur! Yazı yazmış “kandırıldık ama iyi kandık” diye, diyor ki “Kemalistler gibi darbeciliğe akıl yatırmayı, otoriterliğe savrulmayı reddettik. Hem kandırılmak, kandırmaktan tabii ki iyidir. Umut, ahlaki duruş sergileyebilme imkanındadır, tersinde değil.” Bu hesapla adım adım gelen islamcı faşizme direnen bizler kemalist, vesayetçi ve dahi ahlaksız oluyoruz, o faşizm ayan beyan geldikten sonra bile hala ahlaksız olmaya devam ediyoruz; Nuray Hanımgiller, sadece akıllı, bilgili falan felon olmakla kalmıyor aynı zamanda en bir ahlaklı da oluyorlar.

İyi cesaret, iyi yürek vallahi!  Onun yerinde olsam tezgaha geldiğimi kabul eder ve fakat utancımdan özür bile dileyemezdim. Çekinirdim, utanırdım, arlanırdım, birileri çıkıp da “yav arkadaş siz entelektüel hazların doruğuna ulaşacaksınız diye memleketi islamcı bir diktatörlüğün kucağına ittiniz, her gün halkına söven, döven, kadını aşağılayan, dinci olmayan bite bile kin güden bir düzenin harcına kum taşıdınız, bunu da utanmadan demokrasi diye pazarladınız, artık haya edin, hicap duyun ve defolun gidin, gölge etmeyin..” diyecek diye.. Ama Nuray Hanım ileri bir entelektüelimiz, hiç korkmuyor, onun her zaman söyleyecek sözü vardır, o asla yanılmamıştır, yanılmayacaktır… Bizim gibi koyunların, yarım akıllıların sözünün ne önemi olabilir ki!

Nuray Mert, bilimsellik adına, objektiflik adına, serbesti adına kendini zalimlere paspas eden talihsiz Türkiye aydının tipik bir örneğidir. Müzeliktir. Talihsiz sözcüğünü özellikle kullanıyorum. On yıllık “opinyon meykır”lık macerası ve sonunda geldiği nokta en iyi böyle nitelenebilir. İslamcı faşizmin Türkiye’sinde artık bu tip “faydalı aparatlara” yer olmadığı için çekmeceye kaldırılmıştır. İşin kötüsü, o muhteşem kibir, o dağlara taşlara ego başkasının da onu kucaklamasına en büyük engeldir.

Oysa misal Nuray Hanım o havada salladığı parmağı birazcık aşağı indirse, “yav benim de arada hata yaptığım falan oluyor” dese, diyebilse… O muhitten zaten kovulmuş, bizim muhiti bu kadar aşağılamasa, horlamasa…

Nasıl? Evet, akıldan noksanım ya biraz, bazen olmayacak hayaller kuruyorum işte böyle :)

— // —

Deli Gaffar’ın Notları tamamen bağımsız bir kişisel blogtur. Hiçbir siyasi grup, medya kuruluşu ya da şirketin desteği olmadan yayın yapar.

Deli Gaffar’ı takip etmek için
Twitter : @DeliGaffar
Facebook  Gaffar Yakınca sayfası
Instagram :  deligaffar