Kitapları Kurtarmak, Aklı ve Vicdanı Kurtarmak… 

Kitapları kurtarırken.. (Foto : ITAR-TASS)

Kitapları kurtarırken.. (Foto : ITAR-TASS)

Ukrayna’nın Lugansk bölgesinde Nikolaevka kasabası. Ukrayna hava kuvvetleri tarafından bombalanan bir sivil yerleşim yeri. Geçtiğimiz yıl tam altı kez hava bombardımanına maruz kaldı ve yerle bir oldu. Bu bombalamalar sırasında 15 bin nüfuslu kasabada yüzlerce sivilin yaşamını yitirdiği tahmin ediliyor.

Fotoğraf karesindeki genç adamın yüzündeki çaresiz hüzne bakın. “Faşist keskin nişancılar itfaiyecileri de vuruyor, itfaiye korkudan gelemedi, evimi söndüremediğim için eşyalarımı kurtarmaya çalıştım” diyor. Eşya deyince aklına ilk gelenin kitapları olması ne kadar güzel, ne kadar kederli, ne acı… Ama, İslamcı barbarların kitapları yaktığı bir devirde bir o kadar da anlamlı.

Bir lokma ekmek, bir çul, bir hırkayla şatafatlı saraylar ve Karun sofraları arasında gerçekte pek bir fark yoktur. Her iki sofrada da karnınız doyar, her iki yatakta da kıvrılır yatarsınız. Yediğiyle, içtiğiyle, gezip tozduğuyla, parasıyla mülküyle bir şey olabileceğini sananlar ya kof cahillerdir ya da haysiyetini yitirmiş alçaklar. O saraylar, o saltanatlar yüz kat göğe erse de içindeki cüceler hep cüce kalırlar.

İnsanı yüceltense aklının özgürlüğü  ve vicdanının kuvvetidir. Aklımızı ve vicdanımızı özgür kılan her ne ise bizi yaşatan da odur işte. Tam da bunun için Nikolaevka’daki adam önce kitaplarını kurtarmaktadır. Ardında belki bir ömürlük birikimini, herşeyini küllere terk ederken, hayatta kalmanın bir anlamı olarak kitaplarını….

Büyük abilere, şeflere, başkan babalara ya da türlü türlü tanrılara inanmanın, onların üstün iradesine teslim olmanın reklam edildiği bir çağdayız. Karanlığın en kara yerindeyiz. Ama umutlu olmak için de çok sebebimiz var, çünkü birincisi, karanlığın kesifliği onun ateş böceklerinden bile korkmasına yol açar. Tarih göstermiştir, bazen bir küçük ışık bile onun kudretini, zulmünü yıkmaya yeter. Daha da önemlisi, insanız; ve insan olmak, iyi kötü bir sürü şeyin yanında, şu resimdeki kırılacak dal gibi incecik adamın direnci ve dirayetine de sahip olmak demektir.

Kitaplarımızı, ruhumuzu ve aklımızı bu karanlık çağdan, bu yangın yerinden kurtaracağız… İnanıyorum ki biz kazanacağız!

— // —

Meraklısına not : İslamcıları kollamak için yalandan öykülerle Beşar Esad yönetimine yüklenen Batılılar bir buçuk yıldır Ukrayna devletinin kendi halkını bombalamasını görmüyor. Zeytinyağı gibi üste çıkıp Rus işgal senaryoları uyduruyorlar. Ukrayna yönetimini “renkli devrimle” ele geçiren faşist çeteler orduya katliamlarında eşlik ediyor. Ukrayna ordu birliklerinin tanklarına uçaklarına gamalı haçlar çiziliyor. BM Genel kuruluna sunulan “nazizmin kınanması” önergesine sadece üç ülke hayır oyu veriyor : ABD, Kanada ve Ukrayna. Tüm Avrupa ve Türkiye çekimser kalıyor. Batının ikiyüzlülüğü falan diye hep söylüyorum ya, işte bir başka örneği de burada, Donetsk ve Lugansk’tadır.

CNN, BBC, DW ve diğer itibarlı yalan makinelerinin Suriye’deki kimyasal saldırı haberlerini anımsayın. İslamcı çeteler Türkiye’den aldıkları kimyasal silahları Suriye halkına karşı kullanıyor, sonra yarısı uydurma görüntülerle bu yalan makineleri devreye giriyor. Bizdeki penguenci, havuzcu paçavraları saymıyorum bile. Herşey ortaya çıktı, bu işleri kimlerin tezgahladığı ayan beyan meydanda ama Batının o meşhur özgür basınından çıt yok. Tıpkı faşist Ukrayna hükümetinin kendi halkını katletmesine ses çıkarmadıkları gibi. Kapitalist Batı insan canına, insan haysiyetine önem vermiyor. Onların tek ilkeleri var : kendi çıkarları, petrol, dolarlar, banka hisseleri ve fonlar…

— // —

Deli Gaffar’ı takip etmek için

Twitter : @DeliGaffar

Instagram : deligaffar

Facebook : Gaffar Yakınca