Faşizme Karşı Yoğurt Kovası !

İçi İsveçli, dışı Yunanlı, kendisi Türk :)

İçi İsveçli, dışı Yunanlı, kendisi Türk :)

Yemeli içmeli layf-stayllı yazılar da yazacağım artık. Biraz aklım noksan diye geri mi kalayım, millet yediği suşiden devrim teorisi çıkarıyor, çok kurcalarsam ben de bir şeyler bulurum herhalde.

2008 yılıydı zannederim, İsveç’te küçük bir süt ürünleri firmasında çalışan bir arkadaşım var, adı Per, “lan karakafa” dedi “Türk yoğurdu çıkarıyor bizim firma bir test eder misin?” Arkadaş hatırı için “surströmming” bile yemişiz, yoğurt mu yemeyeceğiz, “olur tabi” dedim.(*)

İsveç’te satılan yoğurtlar bizimkilere benzemez, cıvık, sulu, yağsız yüzsüz şeylerdir. İşte bizim Per efendinin firması da gerçek Türk yoğurdu yapıp pazar büyütmeye karar vermiş. Biz de yardım edeceğiz ya, ertesi akşam bu elinde bir kaç küçük kutuyla çıkıp geldi. Beyaz plastik kutular, üzerlerinde de bir şey yazmıyor. Ama içindeki bunların yeni bomba ürünü “Türk Yoğurdu”.

Aldım bir iki kaşık, ulan hıyarsız cacıktan hallice, cıvık İsveç yoğurduyla aynı, “Per, bunun diğer yoğurtlardan farkı ne”  diye sordum saf saf. “Fark etmedin mi yağlı bu” dedi.

Yavrum tamam yağlı olmasına yağlı da yağını artırınca Türk yoğurdu olmuyor ki bu meret, kafadan yanlış anlamışsınız olayı siz, baştan diyeydiniz bizim teyzelerden birine sorardık. Neyse, bunları demedim tabi, mırın kırın ettim, ama çocuğun da işi bu, yanlış bilgi versem olmayacak, “valla Per dürüst olmak gerekirse bu pek olmamış” dedim. “Tamam senin sevdiğin gibi Türk yoğurdu olmamış, peki market rafında diğerlerinin yanında dursa bunu tercih etmez misin” dedi. Yav arkadaş hepsi birbirinden cıvık, üstüne bir de buna fazladan yağ basmışlar ne diye alayım… Ama bunu da diyemedim, utandığımdan, “tabii ki bunu tercih ederim” dedim.

Çocuk sütçünün bilgi işlem bölümünden pazarlamasına geçmeyi kafaya koymuş galiba, “dur” dedi “daha bitmedi, şimdi şununla kıyasla bakalım” Küt diye önüme başka bir kova koydu. Rakip firmanın çıkardığı bir ürünmüş. Üstünde İsveççe Türk yoğurdu yazıyor. Bir de Türk köylüsünü temsilen bir amcanın fotoğrafı var. Neyse efendim, ben bunu da yedim, aynı cacığın suyu tabii ki, kıyasladım falan. Per de çok teşekkür etti, yoğurtçu bir Türk olarak mini araştırmaya katıldığım için. Bir de küçük ek yaptım verdiğim bilgilere : “benden duymuş olmayın, bu sizin rakibin kutusunda resmi olan amca var ya, o kesinlikle Türk değil, ya Makedon ya Arnavut gibi bir şey” dedim. Per çok şaşırdı söylediğime ama apaçık ortadaydı işte, mümkünü yok öyle bir Türk köylüsü bulamazsın.

Sadede geleyim, aradan bir iki yıl geçmişti, gazetelerde bir haber çıktı. Meğer yoğurt kutusundaki amca gerçekten de Türk değilmiş, bir Yunan köylüsüymüş. Üstelik bayağı bayağı milliyetçi, Türklerden nefret eden bir adam. Resmini Türk yoğurdu kovasında görünce küplere binmiş, “ülen Türkler benim can düşmanım beni Türk diye reklam ettiniz milllete” deyip şirkete dava açmış. Avukatları da benzer şekilde savunma yapmışlar : müvekkilimizin fotoğrafı bu şekilde izinsiz olarak yoğurt kovasına kapak yapılamaz, üstelik kendisi Türklerden hoşlanmayan bir adamken Türk diye reklam edilmektedir.

Lakin bu milliyetçi amcamız ve avukatları sonunda havalarını aldılar. Çünkü İsveç (ve Avrupa) yasalarına göre telif hakkı fotoğrafı çeken kişiye aittir, fotoğraf malzemesi olan kişiler telif iddiasında bulunamazlar. Zaten yoğurdu üreten firma da kibarca “bize ne kardeşim parasını verdik aldık, üstüne “dombili yoğurdu” yazmadık ki hakaret olsun” der.

Kaderin oyununa bakın ki bu Türk düşmanı milliyetçi amcamız artık İsveç’in en çok tanınan Türk simaı haline gelmiştir. Efendim, demek ki neymiş, ırkçılık, ayrımcılık gibi şeyler bir anda kendi kendimize kapak olabilirmiş, dikkatli olmalıymışız.

Buyrun, şimdi yoğurt üzerinden ırkçılık/ayrımcılık karşıtı ilk yazıyı yazmış olduğu için Gaffar kulunuzu alkışlayabilirsiniz. :)

 

Konuya ilişkin bir haber bağlantısı : http://sverigesradio.se/…ogramid=91&artikel=3615103

(*) Bu surströmming denen şey çürümüş ringa balığıdır, o kadar kötü kokar ki bazı binalarda yenilmesi yasaklanmıştır. Çürümüş ringayla nasıl halk devrimine yürünür onu da bir başka yazıda anlatacağım.