Gözyaşı Kalmadı, Hıçkırık Kalmadı, Takat Kalmadı…

Gözyaşı kalmadı, hıçkırık kalmadı, takat kalmadı... Öyle ise yaşasın umut, yaşasın kavga!

Gözyaşı kalmadı, hıçkırık kalmadı, takat kalmadı… Öyle ise yaşasın umut, yaşasın kavga!

Ölmek, tesadüfen ve pispisine, ölmek zenginlerin sofraları şenlesin, büyük şefler daha da büyüsün diye.. Madende, inşaatta, okul yolunda, koyun güderken, gösteride, yürüyüşte, cemevi bahçesinde, ağaç gölgesinde… bir rakama dönüşmek, 301 olmak, 18 olmak, 46 olmak, 7 olmak, 5 olmak…

İnsanın darı tanesinden ucuz olduğu yerdir Türkiye. Gencecik evlatlarından esirgediği sevgiyi, şefkati, kucağında büyüttüğü katillere, hırsızlara sunan ülkedir.

Toprak eşeleyen analar babalar, üç öğünü ikiye inmiş milyonlarca insan, ayak çıplak baş kabak çocuklar, gelinliği kana kesmiş kadınlar, sevdiğinin elini bile tutmaya korkan gençler…  Polis baskınları, gaz fişekleri, sorgusuz sualsiz müebbetler… Ve insanların kan ve kemikleri üstüne yükselen o dev plazalar, rezidanslar, başkanlık sarayları..

Sahi, bu devlet niye var? Her köşe başında vergisini, cezasını, haracını alan, alan, alan… hep alan.. İş vermeye gelince, sadece ölüm, zulüm, işkence ve açlık veren bu devlet niye var? Diyeyim mi niye var, emeğimizi, paramızı, elimizde kalan üç beş tane ağacımızı, kedimizi köpeğimizi, havamızı, suyumuzu, soframızda ekmeğimizi, tuzumuzu, yetmedi canımızı kanımızı almak, onu hokus pokuslarla zengin amcaların cebine para olarak akıtmak için var. Büyük tiranı daha büyük, onun haysiyetsiz yağcılarını daha yağlı ve patronları daha zengin yapmak için var.

Bu manzaralar karikatür değil gerçek, işçiler ölür, onların ölümü misal, Bay Ağaoğlu’nun sevgilisiyle bir şampanya patlatmasıdır.

Öğrenciler ölür, onların ölümü beyefendilerin daha dik, daha heybetli yürümesidir.

Analar ölür, onların ölümü hanımefendinin falanca marka kumaştan türbanı, apartman topuk papucudur.

Çocuklar ölür, onların ölümü yatak odalarındaki para sayma makineleridir, ayakkabı kutularıdır.

Madenciler ölür, canlı canlı toprağa gömülür, onların ölümü beyefendilerin zırhlı mersedesleridir, şatafatlı iftar sofralarıdır, sıçmaya oturdukları milyon liralık kuburlarıdır…

Canımızın değeri budur, cesedimizin değeri ise bu kadar bile yoktur. Ölen öldüğü yerde şehit ilan edilir. Kan parası, devlet yardımı falan filan… Nasılsa insanlar aç, nasılsa insanlar muhtaç.. can dediğin nedir ki söz konusu müslüman efendilerimize hizmet olunca, parası alınır, darasıyla falan komple teslim edilir…

Sonra da sefaletin, kırılmışlığın, cehaletin, haksızlığın ve ölümün kol gezdiği bu ülkeyi bize “büyük Türkiye” diye yutturmaya kalkarlar, öyle mi? Öyle değil, öyle olmaz, öyle yürümez… Çünkü bu zulümler, bu adaletsizlik bizde gözyaşı, bizde hıçkırık, biz de takat bırakmadı. Sırtımızdaki bu sülükler de onları kollayan bu devlet de bize yüktür, zuldür. Ya ölmeye, ağlamaya, dövünmeye devam ederiz ya da bunlardan kurtuluruz.

Peki nasıl?

Birincisi bu katil sürüsünden vicdan ve merhamet dilenmekten vazgeçmemiz gerekir. Çünkü vicdan bize yetmiyor, yetmez.. Bir kez daha diyeyim, zenginlerdeki vicdan bizdekine benzer bir şey değildir. Zenginle yoksulun, patronla orta halli vatandaşın duygusu da düşüncesi de aklı da vicdanı da farklı çalışır. Bu haysiyet fukaralarının vicdan dediği şey “atın önlerine bir kemik sussunlar” mottosundan ibarettir. Demek ki birincisi, bu efendilerden, bu semirmiş katillerden, onların maşası siyaset erbabından vicdan ya da merhamet beklemek ahmaklıktır. Meşhur şarkıda söylendiği gibi : bizi kurtaracak olan kendi ellerimizdir, kendi aklımızdır.

İkincisi, zulmü yaşatan zalimler değil ona rıza gösterenlerdir. Rıza göstermeyeceğiz. Gezi’de, Antakya’da, Edirne’de, Soma’da, Validebağ’da olduğu gibi direneceğiz, örgütleneceğiz ve en önemlisi yılgınlığa kapılmayacağız. Hiç efendilerin semirdikleri sofrayı kolayına terk ettikleri görülmüş müdür? Yine kolay olmayacak, ama hiç şüpheniz olmasın, inanın, sonunda biz kazanacağız !


Deli Gaffar’ın Notları tamamen bağımsız bir kişisel blogtur. Hiçbir siyasi grup, medya kuruluşu ya da şirketin desteği olmadan yayın yapar.

Deli Gaffar’ı takip etmek için
Twitter : @DeliGaffar
Facebook : Gaffar Yakınca
Instagram :  deligaffar