Konumuz Orospuluk. Cephe’yi mi Alırsınız, Evrensel’i mi, Yoksa Ses-Online’ı mı ?

Konu orospuluksa resim koymadan olmuyormuş :) - Amsterdam Orospuları - Angel Taurus - Kanvas, Yağlıboya

Konu orospuluksa resim koymadan olmuyormuş :) – Amsterdam Orospuları – Angel Taurus – Kanvas, Yağlıboya

Fuhuş mevzuu çok popüler. Benim yazdığım sade suya tirit yazı bile maşallah hayli ilgi çekti. Buna şaşırmamak gerekir, Cephe’nin fahişe (ya da pezevenk) cezalandırma eylemi “devrimci ahlak” kavramının da tartışılmasına yol açtı. Solcular keşke her kavramı bu kadar çok boyutlu bir biçimde tartışabilseler.

Cephe fuhuş yapan kadınlara yükleneceğine pezevengi ya da müşteriyi cezalandırsın demiştim. İsveç’te de böyledir, sadece müşteri ceza alır. Ancak özellikle İsveç’ten söz etmemiştim. Çünkü kapitalizmin hüküm sürdüğü, başarısı tartışmalı bir düzeni solculara, devrimcilere örnek olarak göstermek pek de yakışık almaz. Heyecanla bekliyordum solcular arasında ilk kim İsveç’ten söz edecek diye. Evrensel sağolsun, çok bekletmedi geldi. Başak Sopacı imzalı bir haber yapmışlar.  Başak hanım “İsveç bu yöntemle fuhuşu sonlandırdı” diyor. Dersini iyi çalışmadığı belli. Müşterilerin cezalandırılması sayesinde ciddi bir gerileme olduğu kesin ama İsveç’te fuhuş devam ediyor. Fuhuş sonlandı demek için eski Sovyet ülkelerinden, Bosna’dan ve uzak doğudan türlü kılıflarla getirilen kadın/erkek seks kölelerini görmemek, bilmemek gerekir. Cephenin fuhuşla ilgili tutumu üzerinden değerlendirme yaparken “İsveç şu yöntemle fuhuşu sıfırladı” derseniz sadece yanlış bir bilgi vermekle kalmazsınız aynı zamanda sorunun gerçek sebebi hakkında hiçbir şey bilmediğinizi de göstermiş olursunuz. Fuhuşu var eden ve besleyen şey kapitalizm koşullarıdır. Hala kapitalizmin egemen olduğu bir ülkede, o ülke “özgür” İsveç bile olsa fuhuşu yok edemezsiniz. Hatta kapitalizmin olmadığı bir ülke kursanız (misal Küba) Dünyanın geri kalanı kapitalistse ve siz yeterince güçlü ve müreffeh değilseniz yine fuhuşu sıfırlayamazsınız. Bu analiz düzeyi “solcu” Evrensel’e pek yakışmış!

Bu İsveç güzellemesinin ötesinde Evrensel’in haberinde özel olarak bir tuhaflık yok. Misal, habere konu olan kadının fotoğrafı (Cephe’nin yayınladığı fotoğraf) buzlanarak verilmiş. Evrensel’in solculuğu sorunlu olabilir ama gazetecilği hala bir Radikal düzeyine inmiş değil.

Şimdi… gelelim dananın büyüğüne. Ses-online diye bir yayın organı var. Bir kaç kez bakmışlığım vardı, bu fuhuş konusu üzerine bir yazı yayınlanınca bir kez daha görmüş oldum (ve Doğan Tarkan’ın sağlığında yazdığı yer olduğunu da anımsadım). Bu fuhuş mevzuunda Gaffar kulunuz dahil herkes bir şeyler yazdı, onlar da pas geçecek değiller ya, bir yazı yayınlamışlar. Yazının sahibi Nalan Temeltaş, Cephe’nin yaklaşımını eleştiren feminist bir perspektif ortaya koymuş. Doğrusunu isterseniz derdini gayet de güzel anlatmış, Temeltaş’a “yazmadıkları” üzerinden bazı eleştiriler getirilebilir ama yazdıkları büyük oranda doğrudur. Olaya “kadınlara el kaldıramazsınız” sadeliğinde yaklaşmış, belki çok basit ama bence çok gerekli bir vurgudur bu. Peki anormallik nerede? Yazıda değil haberin fotoğrafında. En demokrat en özgürlükçü vs olduğunu iddia eden bu Sesonline olaya konu olan kadının fotoğrafını afedersiniz “kabak gibi” yayınlamış. Savundukları kadını teşhir etmek için Cephe’yle yarışa girmişler anlaşılan. Bu basit bir hata mıdır? Bence değil, bu denli önemli bir konuda böyle vahim bir hata yapılamaz. Siz olaydaki kadının mağduriyetini merkeze alan ve bunun üzerinden devrimcilere “akıllı olun kardeşim” ayarı veren bir yazı yayınlayın ama aynı yazıda kadının yüzünü tüm detaylarıyla (ve çaresizliğiyle) gösterin. İki olasılık var demektir : ya çok yeteneksiz ve cahilsiniz ya da kötü niyetli ve iki yüzlüsünüz. Üzgünüm, ama objektif olarak görünen budur.

Cephe’nin yaklaşımını onaylamam mümkün değil. Kendini savunamayacak durumdaki herhangi bir insana yönelik şiddet (bu insan bir faşist bile olsa) benim kitabıma uymuyor. Hele bu kişi bir de fazladan kadınsa, yani sabah akşam her nevi erkek şiddetine maruz kalan cinsin bir üyesiyse bu iş daha kötü bir görünüme bürünüyor. Ancak Cephe’nin bir mazereti var, ve doğrusunu isterseniz bu yabana atılmayacak bir mazeret. Bulundukları bölgelerde çoğu zaman devlet eliyle tezgahlanan (ya da en azından kollanan) korkunç bir kirlenme var. Polisin arka çıktığı uyuşturucu ve fuhuş çetelerinden bahsediyoruz, bunlarla mücadele etmek o kadar kolay olmasa gerek. Dolayısıyla bu taraftan bakınca benim şiddet olmasın temennim biraz çiçek-böcek edebiyatı gibi kalabilir. Cepheyi yaptığı eylemin teknik biçimi üzerinden değil de devrimciliğe ve ahlaka bakış açısını yansıtan açıklamaları üzerinden eleştirmek daha doğrudur. Mesela “teşhir edilen” kadının bir muhabbet tellalı olduğu ortaya çıkmış, adam da küçük çocukları pazarlayan bir pislikmiş Bu durum hızını alamayıp salt “liberal ilkeler” üzerinden Cephe’ye dalıveren yiğitlere bir miktar kapak oldu. Ancak açıklamalarından anlaşılıyor ki bu haliyle bile fikirleri sorunludur. “Fuhuş suçtur..” diyor bildirinin bir yerinde. Gerçekten mi demek geçiyor içimden, tekrar etmiş olayım, fuhuş devletin yada kapitalizmin herhangi bir kurumuna hizmet etmekten daha büyük bir suç değildir. Ama devletler bunu bir suç olarak tanımlayabilirler, ya da belirli koşullar altında suçtur da diyebilirler. Buradan anlıyoruz ki Cephe de kendi bulunduğu bölgelerde bir iktidar perspektifine sahiptir ve bu perspektif, mücadele ettiği devletinkiyle şaşırtıcı bazı benzerlikler taşımaktadır. Zannımca bu yaklaşım devrimciliği de solculuğu da yaralar. Ancak bu bahsi çok uzatmak istemiyorum, çünkü dediğim gibi, hangi koşullar altında mücadele ettiklerini bilemiyoruz ve pek çok farklı cenahtan liberalin yaptığı gibi çok uzatılırsa bu, Cephe’nin “siz bizi bu kadar eleştirmeyi biliyorsunuz bu yiğitliğin yarısını da düzene karşı göstersenize” sözünü haklı çıkarır.

Bundan sonra bu konuda yazacak olursam işin merkezine “çalışma” yani “emek” kavramını koyarak düşünmekten ve yazmaktan yanayım. Fahişenin emeği ile başka bir işçinin emeği arasındaki fark nedir? İlk soru belki de bu olmalı. Başkalarına da önerim budur.

 

Ses Online’ın ilgili yazısına buradan ulaşabilirsiniz.

Evrensel’in ilgili yazısına buradan ulaşabilirsiniz.