İş Fıtrata Kaldıysa Asıl Kadınlara Dört Erkek Gerekiyor :)

Ali Bulaç demiş ya Allah erkeğe dört kadına üçün birini veriyor diye, islamcılara kızayım mı üzüleyim mi bilemedim. Bu adam islamcıların en önde gelen örneklerinden biridir, hatta kimilerine göre “islamcı bir aydındır”. Yani adamımız Yeni Cami’nin müezzini değil, önemli biri, gel gör ki çapsızlıkta patronuyla yarışıyor mübarek. Hal böyle olunca islamcılara ve onları ciddiye alanlara üzülmemek elde değil. Çünkü böyle pek ciddi bir gerçekmiş gibi açıkladığı ve tabii ki Allah tarafından koyulmuş olan, ve tabii ki “fıtratımızda” var olan “erkeğe dört kadına pırt” kuralı islamcı dayıların kendi kuruntularından başka bir şey değil. Fıtratımız dedikleri şey “insanın doğası”, ve o doğa bizim buradan hiç de islamcıların iddia ettiği gibi görünmüyor.

Sizi dünyadaki tek monogamik hayvanla tanıştırayım : Diplozoon Paradoxum. Yapışık olduklarından zamparalık yapamıyorlar :)

Sizi dünyadaki tek monogamik hayvanla tanıştırayım : Diplozoon Paradoxum. Yapışık olduklarından zamparalık yapamıyorlar :)

Şöyle ki, David Barash ve Judith Eve Lipton adında iki bilim insanının ta 2002’de yazdığı bir kitap var : The Myht of Monogamy : Fidelity and Infidelity in Animals and People. Türkçesi, Monogami Miti : Hayvanlarda ve İnsanlarda Sadakat ve Sadakatsizlik. Kalın bir kitap, okumakla uğraşmayın, ben size sonucu söyleyeyim : doğada monogami yani tekeşlilik yok, dolayısı ile ömür boyu sadakat diye de bir şey de yok. Ömür boyu sadakat içinde yaşayan tek canlı türü Diplozoon Paradoxum adında bir tür balık paraziti. Erkek ve dişi yaşamın en başında vücutlarını birleştirerek yapışık bir hayata devam ettikleri için aldatmaları zaten olanaksız. Aşağı yukarı 7 milimetre boyundaki bu arkadaş dışında doğada kim varsa kafasına göre takılıyor. Hatta misal kuğular bile böyle. Hani hep çift yaşar ya bunlar, kadın erkek bebekler falan.. İşte son yıllarda DNA teknikleri falan gelişince bir de bakmışlar ki yavruların %70’i başka babalardan.. Ah o kuğuları izlerken kurulan masum hayaller…:)

Demek ki neymiş, bu işin fıtratı islamcı beberuhilerin sabah akşam salladığı gibi değilmiş, fıtratta hem erkekler hem kadınlar çokeşliymiş. Üstelik, şimdi sıkı durun, en poligamik olanlar erkekler değil kadınlarmış.

Danile Bergner diye bir arkadaş What Do Women Want (Kadınlar Ne İster ) diye bir kitap yazmış. Öyle şeyler söylüyor ki bizim islamcı tayfa duysa panikten kurdeşen döker. Pek çok psikoterapistle, fizyoterapistle ve primat araştırmacısıyla görüşmeler yapmış, araştırmaları incelemiş, sonuç vahim : kadınlar eşlerine olan ilgilerini erkeklere göre çok daha çabuk kaybediyorlar. Erkeklerin eşlerine olan cinsel istekleri onlarca yıl boyunca sürerken kadınlarınki genelde 24-36 ay arasında yok oluyor. Bir de Hamburg’tan Dr. Dietrich Klussman’ın bir araştırması var ki tam üstüne tüy dikiyor. Klussman binlerce denek üzerinde yaptığı araştırmayla bulmuş ki kadınlar erkeklerine karşı cinsel isteklerini kaybetmekle kalmıyorlar üstüne bir de şefkat ve sevgi beklentileri de azalıyor. Türkçesi herifin üstünü çiziyorlar, sonra da allah ne kısmet verirse artık :) Yani eğer islamcı dingoların fıtrat mevzuunu baz alıp bir tarafa dört tane verilecekse asıl ihtiyacı olan erkekler değil kadınlar.

Ne o arkadaşlar hepinizde bir titreme, bir dudak ısırma, bir yapma yav halleri görüyorum ! Neyse korkmayın, yukarıda anlattıklarım hep fıtrat konusu. Yani insanın doğası böyle. Ama insan toplulukları artık fıtratlarına göre değil kurdukları kültürlere ve ekonomik düzenlere göre yaşıyorlar. İslamcıların ve liberallerin anlayamadıkları da bu. Bir şey insanın doğasında varsa doğru ya da gerekli olduğu anlamına gelmiyor. İnsanın toplumsal yaşamı zaten kendi doğasını aşmak üzerine kurulmuş. İnsan doğası ile kavga etmeden ama onu aşarak daha mutlu bir yaşamı tasarlayabilme gücüne sahip. Misal, zorbalık da insanın doğasında var ama bugün zorbalığın kınandığı toplumlar daha güvenli ve daha mutlular. Bugünkü toplum yapısında tekeşliliğin yaygın olmasının sebebi de insanın sadece biyolojik yönelimlerine (ya da fıtratına) uygun davranarak değil aynı zamanda ekonomik ve kültürel düzeni de dikkate alarak yaşaması. Sanırım bu konuyu daha sonra evlilik kurumu üzerinden tartışmaya devam edebiliriz.

Toplumsal düzen, kültür falan deyince içiniz biraz rahatlamış olabilir ama o kadar da gevşemeyin hemen. Dünya Kültürler Atlası’nda listelenen 560 toplumdan sadece 17’si tekeşli, kalanlar “doğaya daha uygun” yaşıyor. Şöyle de bir misal vereyim, Tibet’in Qinghai bölgesinde yaşayan Kham  toplumunda erkek kardeşler aynı kadınla evleniyorlar. İki, üç, bazen dört erkek kardeşin tek bir karısı oluyor. Yani bir kadının dört erkeği. Bizim Bulaç efendinin hesabının tam tersi, yersen :)

 

—-

Bu yazı ilginizi çektiyse aşağıdakiler de ilginizi çekebilir :

İslam ve Kadınlar

Aşk mı Sevgi mi Sadakat mi Pazarlık mı?

Türk Kadınları mı Sevişemiyor Yoksa İşin Ucu Bamyaya mı Dayanıyor?

Bir Mağduriyet Komplosu Olarak Müslümanlık Ya Da Barınç’ın Dibi Var mı?