Resimde Kuku Tekniği : Sanat mı Porno mu ?

Tarihin kuku tekniği ile yapılan ilk resmi. Henüz adı yok !

Tarihin kuku tekniği ile yapılan ilk resmi. Henüz adı yok !

Hayatımda ilk kez gerçek bir sanat sergisine gittiğimde üniversite öğrencisiydim. Benimle aynı yaşlardaki kuzenim her nasılsa Vakko sanat galerisinin bir davetiyesini bulmuş, Vakko kim biz kim, tıfıl oğlanlarız zaten, açılışta şarap meze falan olur diye gittik. Galeri Vakko’nun meşhur İstiklal Caddesi mağazasında. Hangi sanatçı olduğunu bilmiyoruz ama resimler heykeller falan göreceğiz işte. Galerinin olduğu kata inen merdivenlerin başına geldiğimizde hayretten donakaldık. Ağzımız açık bir aşağıda galeride görünenlere bakıyoruz bir birbirimizin yüzüne. “Lan lan doğru mu görüyorum lan !” Evet doğru, hiç şüphe yok, galerinin tam ortasında boydan boya uzanmış içinde neonlar yanan, afedersiniz, kocaman bir çük heykeli var. Raflara da öyle irili ufaklı çükler dizmişler. Hepsi dik dik fallik şeyler. Biz de öyle bu işlerden anlamadığımızı çaktırmadan, “demek ki sanat böyle bir şeymiş” diyerek sessiz sessiz, arada bir çüklerden birinin önünde durup “hmm hmm” yaparak gezdik sergiyi.

Anlayacağınız bu deli kulunuzun ilk sanat deneyimi böyle biraz travmatik bir şey oldu. Artık sergilerde gördüğüm muhtelif cinsel alet-edavat karşısında o kadar şaşırmıyorum. Anladım ki sanat herşeyden önce bir özgürlük alanıdır. İnsanların en ayıp bulduğu konulara girer, bu şekilde bizlerde bazen korku, dehşet, tiksinti falan uyandırsa da en sonunda o ayıp alanların o kadar da ayıp bir halleri kalmamış olur. Yani abuk sabuk bir hareketle başlayan sinir bozucu işler biz farkına varmadan bizi de bir miktar özgürleştirmiş olurlar. Sanatın çekiciliği de o fütursuz, deli bozuk halinden ileri gelir. O ilk sergide yaşadığım çük travmasına rağmen hayatımın yarısını sergilerde müzelerde falan heba etmiş olmamın sebebi de budur biraz. Afedersiniz görmediğim abukluk terbiyesizlik kalmadı bu kadar zaman içinde, ama hala beni bile şaşırtan şeyler olabiliyor.

Milo kardeşimiz sanatını icra ederken :)

Milo kardeşimiz sanatını icra ederken :)

Köln sanat fuarı Avrupa’daki zengin fuarlardan biridir. Çok istedim ama bu yıl yolumuzu oraya düşüremedik. Oradaki arkadaşlarımdan biri  havadis verirken “tam sana göre bir şey vardı burada biz utandığımızdan izleyemedik sen olsan bir de felsefesini yapardın kesin” diye yazmış. Bakınca “abov” dedim, bu beni bile aşmış! Sanatçımızın adı Milo Moiré, kendisi İsviçreli, yaptığı performansın adı da PlopEgg. Milo hanım önce içi boya dolu yumurtaları kukusuna yerleştiriyor sonra oradan kas gücü marifetiynen tuvale fırlatıyor ve bu şekilde kendisi kukusuyla resim yapan ilk sanatçı olarak tarihe geçiyor. Aşağıda videoları var, işin sonunda çıkan resim henüz satışa çıkmadı ama Milo hanım kızımız videonun sansürsüz halini 4.99 avrodan satıyor. E tabi vatandaş da tartışıyor bu porno mudur sanat mıdır diye. Videolardan anlaşılan o ki çoğunluk “eh yani çok mükemmel bir iş diyemeyiz ama porno diye de kestirip atamayız”  havasında.

Siz ne dersiniz bilemem, ben sanatı izleyicinin üzerinde yarattığı etki üzerinden değerlendirmekten yanayım. Zaten kavramsal sanatın dünyasında neyin sanat yapıtı olup neyin olmadığı artık geçerliliğini yitirmiş bir soru gibi duruyor. İşin insanlarda yarattığı tekil tepkiler ve bir noktadan sonra bunun kollektif bir yanıta dönüşmesi onun gerçek anlamını ve yerini tayin ediyor. Mesela bu kukuyla resim yapma işinin yarattığı tepki “bu ne saçmalık”tan “radikal bir sanat edimi” noktasına kadar uzanabilir. Önemli olan tepkilerin niteliği değil varlığıdır. Ama dediğim gibi izan sahibi “insanlardan” gelen tepkileri söylüyorum, yoksa Melih Gökçek gibi kafaların tükürürüm benzeri küfürlerinden değil. Ama bakın mesela Melih bunu demekle kalmasa gidip işin ortasına tükürse ya da yapmaz ya hani mesela donunu indirip sıçsa o zaman işte sanat alanında bambaşka diyarlara yelken açarız. Siyaset alanında da birşeyleri açmış oluruz herhalde..:)

Benim bu işten anladığımsa şudur :

Herşeyden önce bu aktiviteden İsviçrelilerin ne kadar zengin insanlar olduklarını anlayabiliriz :P O kadar dertsiz tasasız kalmışlar ki artık içlerinden kukusuyla resim yapan insanlar bile çıkıyor. Bundan böyle Arapları aşağılayan “Arap yağı bol bulursa başına (ya da kıçına) çalarmış” sözü bir daha kullanılmamalıdır. Bunun yerine “İsviçreli boyayı bol bulursa…” diye başlayan sözler üretilebilir. Üstelik aşağılayıcı da olmaz.

İkinci olarak vajinanın böyle aleni ve aktif kullanımı gayet radikal hatta devrimci bir harekettir. Ayıp, mahrem vb. bulunan bir organ sergilenmenin ötesinde basbayağı bir işleve, hem de sanatsal bir işleve kavuşturulmaktadır. Bu aynı zamanda erkek egemenliğe karşı da bir tavırdır. “Göster oğlum amcalara pipini” dünyasından “yap bakalım kızım kukunla bir resim” dünyasına doğru arsızca ve gayet komik bir göndermedir.

Bir de şöyle bir şey hayal ettim : Malumunuz siyasetçilere karşı protestocuların yaygın protesto yöntemlerinden biri yumurta fırlatmadır. Milo arkadaştan rica etsek bu konularda bize bir destek çıkar mı acaba? Misal bizimkilerden biri Almanya’ya gitmiş Milo çakıyor yumurtaları bunun kafaya basın toplantısında. Tabii o muhteşem fırlatma mekanizmasıyla :)

 

Sanatçının kendi videosu :

https://www.youtube.com/watch?v=wKFZOIv5sS0

Spiegel’in haber videosu :

https://www.youtube.com/watch?v=JPSm5rd17fU

— // —

Deli Gaffar’ın Notları tamamen bağımsız bir kişisel blogtur. Hiç bir sosyal grup, medya kuruluşu ya da şirketin desteği olmadan yayın yapar.

Deli Gaffar’ı takip etmek için

Twitter : @DeliGaffar

Instagram : deligaffar

Facebook : Gaffar Yakınca