Türk Kadınları mı Sevişemiyor, Yoksa İşin Ucu Bamyaya mı Dayanıyor?

Tuğçe hanım - Kurabiyeye ışın sokma uzmanı !

Tuğçe hanım – Kurabiyeye ışın sokma uzmanı !

Yeni Türkiye’nin bize hediye ettiği son akıldane Tuğçe Işınsu adında bir kadın. Kendisi “ruhsal yaşam danışmanlığı” gibi mabattan uydurmanın 24 ayarı bir mesleği icra ediyor. Yıldızlar, fallar, kısmet nasıl açılır, kurabiyeye sevgi nasıl sokulur, erkek nasıl paketlenir gibi “yaşamsal” sorunlarımıza yanıtlar veriyor. Kadınlara çok önemli üç tavsiyesi var  : namaz kılın, masum görünün, iyi sevişin. Namaz kılmak gibi dibine kadar subjektif bir aktivite nasıl oluyor da tüm kadınlar için mutluluğun sırrı oluyor, bu über-gerizekalılığı bir yana bırakıp hanımefendinin yumurtladığı muhteşem tespite gelelim : Türk kadınları iyi sevişemiyor onun için erkekler de mecburen başka kadınlara gidiyor. Olmayan aklıma tuhaf tuhaf sorular geliyor, zavallı erkeklerimizin mecburen gittikleri o başka kadınlar Türk değiller miymiş, ya da Tuğçe hanım kaç Türk kadını ile yatmış da iyi sevişmediklerini anlamış? Bir de bu sevişmek malum işteş fiil, iki kişiyle yapılıyor, problem Türk erkeklerinde olmasın sakın? Misal, ben şahidim, nasıl bir düş dünyaları varsa artık, bamya sözcüğünü duyunca bile sinirleniyorlar. Biraz seviyesiz bir konuya gireceğim affedin, ömrümün bir kısmını jinekologlar arasında tükettim, bir vaka konuşuyorlar, ismi lazım değil ünlü bir şarkıcı vajinoplasti yaptıracakmış. O ne diye soruyorum, kuku daraltma ameliyatı diyorlar, genç bir sevgilisi varmış diye de ekliyorlar. E belki de sorun sevgilisindedir diyorum saf saf, onunki büyütülemez mi? Deli misin der gibi bakıyorlar bana, evet deliyim :)

Yıllardır yaban ellerinde en rahatsız olduğun şey nedir deseler, “memleketten bir grup turistle, bilhassa da erkek yurttaşlarımla karşılaşmak” derim.  En son Porto-Lizbon arası bir trende karşılaştığım bir gruptan saklanmak için üç saat kafam önümde gitmiştim. Tavrıma gıcık olabilirsiniz ama kızmadan önce bir dinleyin lütfen. Sınırlarımızın dışına çıkmış erkeklerimizde umumiyetle gözlediğim ruh hali “ahan da çıktık memleketten, artık bütün karılar veriyor olabilirler” şeklinde özetlenebilir. Bunun doğal sonucu gördükleri ilk Türkten tüyo alma girişimidir.  Ancak ben kulunuzun maalesef hiç pezevenklik deneyimi olmadığı için, bu her biri saygın iş güç sahibi, aile babası hemşehrilerime yardımcı olamam. İşte bunun için görmek istemiyorum, onların o acılı ve aç ve duvarı tırmalayan ve kıvrım kıvrım kıvranan hallerine dayanamıyorum, gözlerim yaşarıyor :) Her neyse, efendim işte bu “Türk kadınları sevişemiyor” dallamalığı, “ecnebi karıların hepsi veriyormuş” hödüklüğünün bir mazereti gibidir. Buradan tüm Ukraynalı kadınların orospu olduğuna, tüm Arapların ne kadar pis olduğuna, tüm Rus kadınların yaşlanınca “çok bozulduklarına”, tüm Almanların kaba, tüm İsveçlilerin soğuk, tüm Fransızların ne kadar ince vücutlu olduğuna falan varırsınız. Böyle klişeler kifayetsiz muhterisler için hayatı daha çekilir kılıyor olabilir. Tamam kendilerine bir mazeret bulmalarını anlayışla karşılıyorum, ama Tuğçe hanım gibi ona buna akıl vermeye kalkarlarsa, ağızlarının ortasına… afedersiniz yani…

İşin kötüsü bu genellemeler politik bağlama kadar uzanabiliyor. Basbayağı politik çıktılar üretiyor. Bugün Türkiye’de hala Kürtlerin “kötü” varlıklar olduğunu düşünen hayli geniş bir kesim var, Ermeniler genetik olarak hain ve alçak, Yahudiler dünyadaki tüm kötülüklerin başı… Tersinden de çalışıyor bu kafa, bugün Agos’ta okudum. Anito Toutikian adlı Beyrut’lu bir Ermeni sanatçı tehcir kurbanı olan ailesi hakkında bir mektup yazmış. Mektupta şöyle bir cümle var “ Türkler bir erkek çocuğuyla bir kurdun birleşmesinden dünyaya geldiklerine inanıyorlar”. Toutikian’a göre “Dünyadaki herkes acılarımızı anlar ama bir tek Türkler anlayamadı. Sahip oldukları yeni mülkleri ve zenginlikleri hesap etmekle meşguldüler.” Tehcir mağduru olduğu için a priori bir sempati ile yaklaştığımız bu kadın, üstelik bir de klinik psikologmuş, yüzyıl önceki hadiseye dayanarak bugün tüm Türklerin kaba ve eğitimsiz vahşiler olduğunu ima edecek cümleler kurmaktan çekinmiyor ! Maalesef Türk kadınlarının iyi sevişemediğini iddia etmekle bu tür ırkçı/ayrımcı tutumlar arasında doğrudan bir bağ var.

Falanca milletin iyi seviştiği kötü seviştiği gibi tezler osuruktan iddialardır belki ama şu tezin bir anlamı olabilir  : sevişmek en az iki kişi tarafından icra edilen bir eylem olduğuna göre ötekini anlamak için çaba sarfedenler, ön yargısız ve açık fikirli insanlar bu sevişme işinden daha iyi sonuç alabilirler. Yani, ırkçılık ayrımcılık falan sizin yataktaki performansınızı kötü etkileyebilir, aman dikkat ! :)

Miss Ronde 2014 güzelleri toplu halde. Bence gerçekten güzeller.

Miss Ronde 2014 güzelleri toplu halde. Bence gerçekten güzeller. Büyük görmek istiyorsanız çekinmeyin tıklayın :)

Allahın delisiyim işte sonuçta, nereden girip nereden çıktığıma bazen ben bile şaşırıyorum. Tatlı bir bahisle kapatalım efendim. Hani derler ya hep, Fransız kadınları çok ince vücutlu oluyorlar, hep fit kalıyorlar, Paris’te dükkanlar 42 bedenden büyük elbise satmıyor diye, işte o külliyen yalandır. Delinin önde gideni olmam hasebiyle Paris’i de Fransızları da iyi bilirim. O hep zayıf kadınlar Paris’in bir iki tane fazlaca kremalı kaymaklı kesiminde yaşayan zengin kadınlardır. Bahsedilen dükkanlar da sadece bu kadınlara ve mankenlere falan hizmet veren “haute couture” butiklerdir. İnanmadınız mı ? Deliler yalan söylemez, bakın dünyanın en önemli tombul kadın güzellik yarışması Fransa’da düzenlenir. Miss Ronde France. Bayan Yuvallak diyebiliriz yani. İtiraf edeyim,  keyifle izlediğim tek güzellik yarışmasıdır. Çünkü anarşist bir tarafı vardır, kurulu düzenin estetik saplantılarına naif bir yanıt gibidir.


Deli Gaffar’ın Notları tamamen bağımsız bir kişisel blogtur. Hiçbir siyasi grup, medya kuruluşu ya da şirketin desteği olmadan yayın yapar.

Deli Gaffar’ı takip etmek için
Twitter : @DeliGaffar
Facebook  Gaffar Yakınca sayfası
Instagram :  deligaffar