Ben Tiyatronun Zeki Çevik ve Kuklalısını Severim !

Belomonte sokağındaki kırmızı kapı. Arkasında kuklalar :)

Belomonte sokağındaki kırmızı kapı. Arkasında kuklalar :)

Sanatsever bir deliyim ama tiyatrodan hiç anlamam, uzun süre kapalı yerde durup tek bir şeye odaklanamadığım için de izleyemem. Kısa oyunları denediğim de oldu ama başka bir sorun çıktı bu sefer de : teatral davranış diye bir şey var sanırım, oyuncuysanız ne yaparsanız yapın patetik olmak zorundasınız. O insanın gözüne gözüne sokulan el kol hareketleri, isterik koşturmacalar, sıradan bir merhabayı bile kükrer gibi söyleyen insanlar.. böyle içim titriyor, ensemden aşağı bir elektrik akımı geçiyor sanki, korkmuyormuşum da titriyormuşum gibi hani :)

Ama kukla tiyatroları hakkında aynı fikre sahip değilim. Kuklalar ne yaparlarsa yapsınlar hep komik ve hafif oluyorlar. Kaba tabirle diyeyim “artizlik” yapmıyorlar. Porto’da bir kukla tiyatrosu var. Teatro de Marionetas Do Porto. 1988’den beri çalışıyor. Bir de müze açtılar kısa zaman önce, Museu das Marionetas Do Porto, yani Porto Kukla Müzesi. Birinci yıl kutlamasına gitmiştim. Nasıl bir yağmur, donuma kadar ıslandım, allahtan kremalı yeşil pastalar koymuşlar, beyaz şarap var.. bir de anladılar deli olduğumu özel ilgi gösterdiler sağolsunlar. Sergi yapmışlar, yav arkadaş hayran olmamak elde değil, bir sürü oyundaki kuklaları sahneleri falan aynen koymuşlar, uzun süre kuklalarla konuştum, biriyle aramda kavga çıkınca kibarca dışarı aldılar beni.

Teatro Dom Roberto'dan bağzı korkunç arkadaşlar :)

Teatro Dom Roberto’dan bağzı korkunç arkadaşlar :)

Portekiz’de kuklacılığın üçyüz yıllık tarihi var. 1950’lerde çok popülermiş. O zaman şehir şehir gezen kukla tiyatroları varmış, bunlara Teatro Dom Roberto deniyor. Adını Roberto Xavier De Matos’dan alıyor, Lizbonlu bir tiyatro işletmecisi. Roberto denmesinin bir sebebi de Normandiya dükü Robert’i anlatan “Şeytan Robert” oyununun bir zamanlar çok tutulmuş olmasıdır. Bir de derler ki sebebi ne olursa olsun Roberto’nun sessel dolgunluğu tiyatroda en çok kullanılan isim olmasını sağlıyor olabilir. Çünkü Dom Roberto tiyatrosu tamamı bir tek kuklacı tarafından oynatılan el/parmak kuklalarından oluşuyor. Oynatıcı şamatalı ses efektleri yapabilmek için ağzına “palheta” adında bir aparat takıyor. Aslında palheta Portekizcede pena demektir. Ama bu bildiğiniz türde bir pena değil, ortasında pamuk olan iki kat metalden oluşan bir tür sandviç gibi tuhaf bir şey. Ağzında paletha olduğu için kukla oynatıcısı pek çok sözcüğü söyleyemez, onun için içinde bol bol “R” ve “O” geçen bir sürü yarı uyduruk sözcük türetilmiştir. İşte bu Robertocular özellikle de 50’lerde 60’larda küçük ahşap karakterlerle her tür oyunu oynuyorlarmış. Senaryo da allah ne verdiyse işte, siyasete pek dokunamazsan herşeyi anlatabilirsin. Portekiz’e demokrasi 1974’te bir askeri darbeyle geldi. Ne oldu deli inekler şaşırdınız mı? Taraf ve Radikal’den başka gazete okumazsanız şaşırırsınız tabi. Askeri darbe her zaman faşizm demek değildir, bazen de Portekiz’de olduğu gibi on numara (yalan değil harbiden on numara) demokrasi getirebilir. Neyse işte 1974’ten sonra kuklacılar da siyaset konuşur olmuş, ama kuklacılığın yıldızı sönmüş tabi sinema ve TV çıkınca. İşte şimdi bu iş bir tür eski sanat gibi devam ediyor. Ama tabi son derece cağdaş ve yaratıcı yapımlarla.

Oscar'ın bahçesi. Önde ineğimiz Radical..

Oscar’ın bahçesi. Önde ineğimiz Radical..

Porto kukla tiyatrosu sadece Porto’da değil Vila Real’de, Moita’da ya da Viseu’da falan da oyun sahneliyor. Müze ise acayip güzel saçmalıklarla dolu. Neresi gerçek neresi fantezi sık sık birbirine karışıyor. Benim favori oyunum Oscar. Bu Oscar küçük bir çocuk, kendisinin bir bahçesi var. Bahçedeki hayvanlarla arkadaşlık ediyor, konuşuyor. Daha ilginci bahçedeki bitkiler de konuşabiliyor. Oscar’ın yakın arkadaşlarıysa, bir keresinde ta Ay’a kadar parende atmış olan domuz Cambalhota, bir elma reçeli fabrikası işleten kirpi Ribeiro, yağmur suyu içen inek Radical, hep yarın meyve verecek olan Portakal Ağacı, bayat yumurtayla kuluçkaya yatan tavuk Chocapic, sürekli yer değiştiren çiçekler, Kaptan Iglo ve bahçevan Joaquim. Mevsimler değişiyor ve bahçe de mevsimlerle birlikte değişmeye devam ediyor. Benim favorilerim Kirpi ve İnek. Oyun üç yaş üstü çocuklar için, benim yaşıma uyuyor yani :)

Alice hanım. Her zaman çok çekici ve etkileyici...

Alice hanım. Her zaman çok çekici ve etkileyici…

Sonra efendim, Alice Harikalar Diyarında öyküsünü kukla tiyatrosuna uyarlamışlar, bizim Karagöz gibi gölge oyunu olarak oynuyorlar. Benim için Alice her zaman iç gıcıklayıcı ve çekicidir. Gölgeyken bile :) Bir de “Nada Ou O Silêncio de Beckett” diye bir oyun var. “Hiçbir şey ya da Beckett’in sessizliği” diye çevrilebilir Türkçe’ye. Deli bozuk bir oyun, tavsiye ederim, üç kuruşluk aklınız varsa onu da alır, tam rahatlarsınız.

Müze Rua das Flores üzerinde 22 numaralı kapı. Tiyatro ise Belomonte sokağında 57 numaradaki kırmızı kapılı ev. Porto küçük yerdir kime sorsanız gösterir.

 

 

Bildiğiniz Parmak Çocuk (Tom Thumb) hikayesi. Portekizcesi Polegarzinho.

Bildiğiniz Parmak Çocuk (Tom Thumb) hikayesi. Portekizcesi Polegarzinho.

 

Benim arkadaşları da buldum. Ama en arkadakiyle aramızda tartıima çıktı. Kavga büyüyünce sergiden kibarca kovdular beni.

Benim arkadaşları da buldum. Ama en arkadakiyle aramızda tartışma çıktı. Kavga büyüyünce sergiden kibarca kovdular beni.