Aşk mı, Sevgi mi, Sadakat mi, Pazarlık mı ?

İki yıldır hergün bir mezara gidiyorum Çünkü "söz verdim".

İki yıldır hergün bir mezara gidiyorum Çünkü “söz verdim”.

İsveç gazeteleri vox-populi yayınlamayı severler. Yani vatandaş ne diyor köşeleri vardır ya, onlar işte. Zaten sordukları sorular genelde ot-bok kıvamında olduğu için aldıkları yanıtları sansürlemeleri de gerekmez, olduğu gibi koyarlar. Yalan yok, keyiflidir de bunları okumak. Ta şubatın başında görmüştüm, yazmak için sevgililer günü falan geçsin diye bekledim. Sala diye bir yer var, Enköping tarafında ufacık bir kasaba, hiç görmedim. İşte onların Sala Allehanda diye bir yerel gazeteleri varmış. Soru soruyorlar insanlara “haftasonu ne yapacaksınız” diye. Onlar da şuradan buradan yanıt veriyorlar. Genelde sade suya tirit cevaplar. Ama işte bunlardan bir tanesi beni bitirdi, 87 yaşındaki bir amcanın yanıtı. Nils amca gayet doğal bir şekilde diyor ki : “özel bir planım yok, karımı iki yıl önce kaybettim, her gün yaptığım gibi  haftasonu da onun mezarını ziyarete gideceğim.” Sala’dan bir çocuk bu haberi tivıtırda paylaşınca tüm İsveç milleti bir duygu seline kapıldı, Aftonbladet (İsveç’in Hürriyet gazetesi oluyor) Nils amcayı arayıp röportaj yapmış. Adamcağızın ağzından pek bir şey çıkmamış, karısı Mimmi’yle 59 buçuk yıl evli kalmışlar, çok mutluyduk diyor Nils emmi, “karım hayatımda bana sadece bir kez bağırdı o da  poposuna şaplak atmıştım, o zaman”. E diyorlar peki ne diye her gün mezara gidiyorsun amcacım? Valla kulunuz Gaffar’ı yıkan cevap da orada geliyor işte, “çünkü” diyor Nils “söz verdim”. Hey allahım ya, adama bak,  ölmüş karısına verdiği sözü tutmak için her gün kuru bir mezarı ziyarete gidiyor.. Suratımıza sert bir yumruk yemiş gibiyiz sevgili izleyenler, aklın, bilginin, mantığın tarafı olarak maçı alsak bile en azından bu raundu kaybettiğimiz kesin. Mimmi teyzenin sevgili “Nisse”si Nils amca öyle bir daldı ki maça duygular tarafından, biz bu tarafta hepten darmadağın olduk.

Bir nefes alıp sorularımızı orta yere koyalım : birincisi sevgi nedir ? Bu çok belalı bir soru. Akıllı filozof domtisler bile bunu tartışıyorlar. İkincisi bu sevgi denen şeyi anlamak için yanına neler koyacağız, bak misal adam sadece “söz verdim” diyor. Belki de üfürükten bir şeydir bu, söz vermek alışveriş yapmak gibi bir şey değil midir bir yandan? Sadakat, istikrar, güven heyecan.. bunlar ne kadar ilgili sevgiyle. Heeeyy bi dakka seks bile var ulan işin içinde. Hemen heveslenmeyin az pişmiş köfteler, oraya girmeyeceğim:)  Devam edelim, daha korkunç sorular var aklımda, örneğin, sevgi gerçekten gerekli mi? Ne işe yarıyor? Sevgiler tasnif edilir mi? Karşılıklı karşılıksız sert yumuşak deli akıllı falan? Nils emmi bizim kuru tarlaya koşar adım girip tozları bir havalandırdı ya bu toz duman ne zaman dağılır bilmiyorum. Sabırla tek tek gitmek lazım belki de.

Misal, insanlar aşkla sevgi karşılaştırmasını yapmayı, bunu tartışmayı pek severler ya, ben böyle yazılar okuduğumda bir mikrobiyoloji ya da genetik metni okumuş gibi oluyorum. Sözcükleri biraz seçebiliyorum, ama bunlardan derli toplu bir anlam çıkaramıyorum. Çok gösterişli laflar ediliyor genelde, ama bunlar kokusuz düğün çiçekleri gibi bir halta yaramıyorlar. Anladığım bir şey varsa o da insanların daha uzun süren şeylere daha çok kıymet verdikleri. İşte Nils’in durumu da böyle bir şey. 60 yıl beraberlermiş, Mimmi ölmüş ama bizimki hala vazgeçmiyor. Bizi sarsan şeylerden biri de bu şüphesiz. Şimdi ben desem ki yav arkadaş uzun sürmesi mi önemli derinlikli olması mı, hemen şrak şrak cevaplar yetişir : hem uzun olsun hem de derinlikli olsun! E o zaman bari şoför yanı da olsun, hem de Adapazarı’ndan geçsin ! Yok yok.. öyle olmuyor.. gerçekçi bir şekilde sormak lazım.. önemli olan boyu mu işlevi mi … aşk mı sevgi mi.. nefret mi duyarsızlık mı… duygular mı, mantık izdivacı mı… flört mü görücü usulü mü … sezen aksu mu livaneli mi…. cemal süreya mı turgut uyar mı… bu terazi çok su kaldırır. Ulan Nils Lindfors, ahan da şuraya yazıyorum, seni ince ince, detay detay kurcalamazsam bana da Deli Gaffar demesinler.