Doğan Tarkan’ın Ardından : Yaptıklarına Değdi mi Doğan Abi?

dogan_tarkanÖlünün arkasından konuşulmaz ya, susuyorum dilimi ısırıyorum ama izin vermiyorlar. Doğan Tarkan hayatını kaybetti, kimsenin ailesini yakınını sevenini falan incitmeye niyetim yok, hepsinin başı sağolsun. Ama doğruları da birinin söylemesi lazım.  Benim gördüğüm adamla bunların arkasından güzelleme yaptıkları aynı kişi midir aklım almadı.

Önce Gün Zileli Doğan Tarkan’ın ardından bir kısa yazı yazmıştı. 1960’lardaki devrimcilik günlerinden bahisle kendisini hayırla anıyor. Yazısını Doğan Tarkan, hatalarından çok, sağlam karakterli bir sosyalist, bir devrimci olarak hatırlanacaktır. Başımız sağolsun. diye bitiriyor. Gün Zileli çok saydığım birisidir. Kendisi bilmez ama, bu deli kafayla yıllardır yazdığı her şeyi okurum. Ben bu yazıyı “Gün Zileli öyle ahlaklı bir adam ki Doğan Tarkan’ı bile hiç hak etmediği bir saygı ile anıyor” diye yorumladım. Bir şey de yazmaya kalkmadım. Arkadaşları dostları da hep övgüler yazmış, onlara da bir diyeceğim yok. Ama Oral Çalışlar’ın yazdığı şu cümleyi görünce “yeter artık” dedim : “Doğan kararlı ve tutarlı bir devrimci olarak hayata veda etti”. Böyle diyor Bay Çalışlar. Bu adam birine iyi diyorsa orada kesin bir bit yeniği vardır. Öyle ki Çalışlar “Deli Gaffar iyidir” dese kendimden şüphe eder ağzımı burnumu kırarım. Benim öyle devrimcilik falan gibi bir iddiam yok ama bu işlerin ölçülmesi değerlendirilmesi bu itibarsız tüccara kaldıysa vah ki ne vah! Oral abi hayatını köpeksiz köyde değneksiz gezerek kazanmış ya, attıkça atıyor. Şimdi dur bakalım, köyün köpeği yoksa da bir delisi de mi yok arkadaş?

Diyeceksiniz ki bu delinin Doğan Tarkan’la alıp veremediği ne? Önce şunu diyeyim, kendisini tanıyalı bir kaç yıl oldu. Geçmişte ne büyük bir devrimciymiş falan bunları bilmiyorum. Zaten bu solcu abilerin geçmişte ne kadar badem gözlü olduklarıyla değil bugün ne yaptıklarıyla ilgileniyorum. Bilmeyenler için söyleyeyim, Doğan Tarkan DSİP (Devrimci Sosyalist İşçi Partisi) adında kendini “Troçkist” olarak niteleyen bir partinin eski genel başkanı ve en önemli fikir adamıdır. Troçkistler, Stalinistler, revizyonistler, Avröpa solcuları, Maocular, Bakuninciler.. Say say sonu gelmez. Bunların birbirleriyle kavgaları da it osururuğu gibi mıy mıy bitmez bir şeydir. Ben anlamam ilgilenmem de. Hele Gezi’de özgürlük için ayağa kalktıktan sonra bize kimse yüz elliyıl öncenin davalarını anlatamaz. O bakımdan bu troçkistlik konusunu geçiyorum, bence ne iyi bir anlamı var ne de kötü bir anlamı, soy sop bildirimi gibi bir şey. Biz bu DSİP’in ve başındaki büyük düşünür Doğan Tarkan’ın marifetlerine bir bakalım.

Şimdi sıkı durun öyle bir şey diyeceğim ki “vay senin babanın şarap çanağı..” diye devam edebilirsiniz, atış serbest.  Bu Doğan abinin partisi var ya neyin mucidi biliyor musunuz, “Yetmez ama evet”in. Bakmayın öyle alengirli bir ismi olduğuna, DSİP sağdan saysan otuzdokuz, soldan saysan kırk kişilik bir örgüttür. Ama Türkiyede dinci arsızlığın vites yükselttiği anayasa referandumunda AKP’ye cürmünden çok daha büyük faydası dokunmuştur. Anımsayın, o anayasa değişikliği hem AKP hem cemaat açısından çok önemliydi. AKP’liler Türkiye’yi bugünkü faşizme taşıyacak anayasa değişikliğini “demokrasi paketi” olarak yutturmaya çalışıyorlardı. Tayyip hiç utanmadan 12 Eylül’de öldürülen devrimcilerin adını anıyor onlar için sahte gözyaşları döküyor, gazete köşelerini tutmuş tüm yandaşlar “bu paketle demokrasi gelecek” şarkısı söylüyorlardı. Tayyip, “solculuğu da biz biliriiiiz” diyordu. Ancak inandırıcılıkları yoktu, sahtekarlıkları her yerlerinden akıyordu. İşte Bay Doğan Tarkan ve onun DSİP’i tam burada imdada yetişti. Yetmez ama evetçiler başbakanın özel ilgisine, AKP’nin özel desteğine mazhar oldular. Penguen medyası tarafından her yerde her şekilde pazarlandılar, işte bakın solcular da referandumda evet diyecekti/demeliydi, yeni anayasa daha çok demokrasi ve özgürlük demekti. AKP aradığı meşruiyet zeminini bu küçük örgütçük sayesinde buldu. Bu minnacık ıskartalar kulübü sayesinde öyle bir terör estirildi ki, bazı çevrelerde solculuğun temel şartı AKP’nin anayasasına evet demekmiş gibi algılanır oldu. Sonunda başbakan, referandum sonrası yaptığı zafer konuşmasında Doğan Tarkan’ın partisine ismini zikrederek teşekkür etti.

Doğan Tarkan ve yanındaki Roni gibi cüceler, onların yancısı, kolcusu Ufuk Uras gibileri çok geçmeden ebelerinin özgürlüğünü gördüler.  Ama asla “biz hata yaptık” demediler. Onların o kocaman sözde solcu egosu asla yanlış yapmazdı. Onlar büyük düşünce insanlarıydı. Olan bize oldu, memleketin Gezi’de, Ankara’da , Eskişehir’de, Hatay’da kırılan gencecik fidanlarına oldu. Yani ? Yanisi, rahmetli hayatının son beş yılını yılmaz bir AKP bekçisi ve Tayyip fedaisi olarak geçirdi ve bu pis gerçek orta yerde, afedersiniz çamış boku gibi kocaman duruyor.

DSİP’li kardeşlerin Gezi olaylarından sonra “AKP’ye yeter” falan diye bildiriler yazdıklarına bakmayın, onlar için Tayyip  hep iyiydi yanındakiler kötüydü. Tarkan’ın yazdığı yazıların onda dokuzu diğer solculara küfür etmek ya da aşağılamak için yazılmıştı. Ne islamcılara ne faşistlere ne AKP’ye o kadar küfür etmedi, sataşmadı. İslamcı gazetelerde Doğan Tarkan’ın açıklamaları hep başköşedeydi, çünkü solculara küfür ediyordu. Türk solu koyundur diyordu, solun toplumla ilişkisi yoktur, hepsi Stalinisttir diyordu. Misal, tarihin en çirkef en aşağılık yolsuzluk skandalı patlamış, Tarkan yazısına şöyle bir başlık seçiyor : “Ulusalcı sosyalistler gene çıkmazda… ” Ne ala değil mi? İktidarın her türlü rezilliği, diktatörün her türlü pisliği ortaya saçılsın, ama çıkmaza giren yine “solcular” olsun. Ha pardon ulusalcı solcular deyince aklınıza İşçi Partisi falan gelmesin, Doğan Tarkan açısından kendisi gibi düşünmeyen yani AKP’nin “yeni düzen”ini savunmayan herkes ulusalcıdır. Ulusalcı olmak için gözünüzün üstünde kaş olması yeterlidir. CHP de ÖDP de TKP de Halkevleri de.. AKP’ye karşılar ya, hepsi ulusalcıdır. Örneğin Suriye’ye Amerikan müdahalesine karşı çıkıyorsunuz, demek ki Esadçısınız, yani BAAS’çınız, yani ulusalcısınız! Yeri gelmişken diyeyim, ABD Suriye’yi bombalayamayınca hepimiz derin bir nefes almıştık. Tayyip’le Davutoğlu dışında bir de bu rahmetli Doğan bey karalar bağladı. Diğer ikisi kadar açıktan salvo yapmıyordu ama özetle “tüh kaçırdık Esad’ı yav” diyordu. Rahmetlinin badem gözleri Suriye’de akıl almaz katliamlar yapan çeteleri değil Esad’ı görüyordu.

Doğan Tarkan ve DSİP gezi eylemlerine katılmışlarmış. Keşke hiç katılmasalardı. Anımsayın, bunların önemli isimlerinden Hayko Bağdat, başbakanla görüşsünler diye majestelerinin emriyle ilk kurulan ibişler ekibindeydi. Önce polis arabasından “dağılın arkadaşlar” diye anons yaptı, sonra “Taam yaa taam herşeyi çözüyoz biz Tayyiple .. ağaçları falan dikcez..” demeye kalktı.  Son anda Taksim Dayanışması “bu adamın bizi temsil ehliyeti yok” dedi de geri vitese takıp toparladı. Açık konuşalım, kırk kişilik DSİP’in oraya gelmesinin tek bir izahı olabilir : ortamdan nemalanma fırsatçılığı. Doğan Tarkan’ın diğer silah arkadaşı Roni’nin marifetlerini saymıyorum. Başbakana yavru bir köpek masumluğundaki bakışının yansıdığı o meşhur el sıkışma fotoğrafı tarihe geçecek türdendir. İşte Doğan Tarkan böyle bir ekibin elebaşısıydı.

Devrimcinin yaşlısı pek makbul bir şeydir. Çünkü az bulunur kıvırmadan, dönmeden, aynı ilkelerle devam edip yaşlanabilen insanlar. Bunlar ölünce de kendi şanlarına yaraşır cenaze törenleriyle uğurlanırlar. Şirin Cemgil’in cenaze törenini anımsıyorum örneğin. Hayatı sürgünde binbir güçlük ve mücadele ile geçen Şirin abla türkülerle uğurlanmıştı Karacaahmet mezarlığında sevgilisi Sinan’ın yanına. Melek değildi belki ama ilkeli bir devrimciydi ve arkasından kimse tek kötü söz edememişti. Böylesi cenazelerin moral verici bir etkisi de vardır, “işte hep beraberiz ve yılmadık mücadele devam ediyor” dersiniz.

Doğan Tarkan’ın cenazesi de devrimcilere özgü ritüellerle kaldırılmıştır mutlaka. Benim dikkatimi çekense Genç Siviller’e ve Ali Bayramoğlu’na ait çelenkler oldu. Genç Siviller, yani biz Gezi’de direnirken bir yandan Tayyip’e ricacı arzuhaller yazıp bir yandan sosyal medyada falan AK Gençliği organize eden islamcı burjuva yavruları.  Ali Bayramoğlu ise en yandaş Yeni Şafak gazetesinin en saygıdeğer yazarlarındandır. Cenazesine bunların çelenk gönderdiği bir adam hakkında ne düşünmeliyiz acaba?

Devrimciler genelde “anısı mücadelemizde yaşıyor” ya da “falancaya sözümüz devrim olacak” gibi sloganlarla uğurlanırlar. Doğan Tarkan için ne söyleyebilirim diye çok düşündüm, ağzım doluyor ama ağır laflar etmek istemiyorum. Şu kadarını diyeyim : yaptıklarına değdi mi be Doğan abi, halbuki eskiden ne güzel bir devrimciymişsin, bak öldün gittin, allahın delisini böyle konuşturduğuna değdi mi?